şükela:  tümü | bugün
  • 100 bin kez söylendi ama malumunuz okumayı ve araştırmayı pek sevmeyen toplumuz. samsung'un touchwiz mallığı yüzünden hala android'e küfürler yağdıran mallara tekrar hatırlatalım, sistem üreticilerin gereksiz arayüz ve uygulamaları yüzünden şişer ve takılır. nexus ve motorola'nın yeni telefonlarının takır takır çalışmasının nedeni sade ve bu gereksizliklerden arındırılmış olmasıdır.

    bilal bile anlardı amk, artık sizde anlayın bari.
  • (bkz: #63148777)

    bütün samimiyetimle söylüyorum niyetim kavga çıkarmak değil, iki ekrandaki fark sadece androidde reklam kısmı, her yerden bişey çıkıyor ? ne çıkıyor abi ?

    bakıyorum nerdeyse birebir aynı ekranlar, adres çubuğu yenile tuşu ayar tuşu, ileri geri ıvır zıvır nerdeyse tamamı aynı yerde. reklam haricinde bi fark göremiyorum.

    al aşağıdaki de benim android.

    http://i.l3x.pw/…/09/screenshot_20160926_113729.png

    ya vurun andoride onu anlarım benim de ilallah ettiğim noktalar var kullanırken. fakat böyle saçma sapan şeylerle gelmeyin.
  • wifi şifrelerini ".../data/misc/wifi/wpa_supplicant.conf" dosyasında plain text olarak saklıyormuş. hayatın anlamını wifi şifresi yapan biri değilim ama gene de bildiğin ayıp.

    edit: wifi şifresini saklamazsa nasıl bağlanacak? sorusuna da muhatap olduk ya ne diyelim. plain text'in ne manaya geldiğini anlatmamız gerekiyor galiba.
  • apple hakkında hiçbir bilgisi olmayan insanlarca, ios ile karşılaştırılıyor. naçizane ben 15 yıldır sadece apple ürünlerin kullanan biriyim. evime pc girmedi, giremez, mp3 player'ım ipod'dur ve bir iphone almayı düşünüyorum. o yüzden bırakın izah edeyim:

    apple, ürünlerini bilerek ve isteyerek "eksik" yapar. ios'ta flash olmaması bir eksikliktir. apple bunu bile bile oraya koymaz.

    askerde bir söz vardır; "bahane göt gibidir, herkeste bulunur".

    apple'da bu bahanelerden çok. o nedenle fanboyları da, düşmanları da boşuna tartışıyor. hele hele ios'ta flash olmamasını savunan apple müritlerini anlamakta güçlük çekiyorum.

    ilk iphone, 3g özelliğine sahip değildi: müritleri 3g ne ki? gprs ile her şeyi hallediyoruz zaten diye bunu savundular. evet, ben 1 yıl apple forumlarında bunu tartıştım. yediğim küfürün haddi hesabı yok...

    ikinci iphone 3g özelliği ile geldi fakat önünde kamerası yoktu: müritleri; önde kameraya ne gerek var, kim konuşuyor ki zaten görüntülü olarak? diyerek bunun gereksizliğini izah etmeye çalıştılar. ben yine küfür yedim apple forumlarında...

    üçüncü iphone'un önünde kamerası vardı: fakat buna rağmen 3g ile görüntülü görüşme yapamıyordu. fanları hemen bunu da savunmaya geçtiler; "face time var, iphone'lar arasında görüntülü konuşabiliyoruz, iphone kullanmayan kim var ki arkadaş görüntülü görüşme yapacağımız? ne gerek var?" bu yüzden de çok küfür yedim...

    sonuç? şimdiki iphone'larda 3g, önde kamera ve görüntülü görüşme var. ne kadar zaman sonra? 7 yıl... peki yıllarca niye bunların olmayışını savundunuz? olan yediğim küfürlere oldu...

    apple ipod serisini çıkardı. yıllarca ipod'larda radyo özelliği olmadı: fanboyları radyonun ne kadar gereksiz olduğunu anlatıp durdular. sonuç? 10 yıl sonra ipod'lara radyo özelliği geldi. şimdi bunun ne kadar muhteşem olduğunu anlatıyorlar.

    apple macbook serisi üretti. yıllarca bu seriye bir kart okuyucu koymadı. fanboyları bunun gereksizliğini anlatıp durdular. sonuç? apple 15 yıl sonra dizüstü bilgisayarlarına kart okuyucu ekledi...

    daha durun, apple bilgisayarların hiçbirinde bluray sürücü yok yıllardır. apple bunu gereksiz görüyor. daha bluray sürücülü mac'ler çıkacak. her ne kadar apple forumlarında fanboylar "gereksiz" dese bile...

    ios'ta şu anda flash yok diye bunu savunup duruyorlar hala. merak etmeyin arkadaşım, apple o flash desteğini verir. verecek de... apple'ı benden iyi mi tanıyorsunuz? o zaman ne anlatacaksınız; "ios'un flash desteğinin nasıl da muhteşem olduğunu, android'den kaç kat hızlı olduğunu mu?
  • hala daha insanların tercihlerini fakirlik veya zenginlikle açıklayan dallamaları gördükçe üzen işletim sistemi. mal mısınız yoksa numara mı yapıyorsunuz bilmiyorum ama hali hazırda iphone'dan daha pahalıya satılan android işletim sistemli telefonlar mevcut. tek derdiniz biraz daha zengin görünmekse alın onlardan birini götünüze sokun, ancak tatmin olursunuz.

    ben hali hazırda iphone kullanıcısıyım. bir hata edip geçtim. tamam, alet stabil ve uygulamaların çoğu android versiyonlarından daha iyi v.s. ama özelleştirilemiyor bu kodumun aleti. widget diye fevkalbeşer bir kolaylıktan mahrum. sikmişim stabilitesini.

    ps: "patronun seni aradığı sırada telefon sıçarsa görürüm" denmiş. patron sensen sorun olmuyor bro. öperim.
  • dns ayarlarını değiştirmek için başka bir uygulamaya ihtiyaç duymayan işletim sistemidir.
  • özgür sistem. son kullanıcıya geleceksek, daha düne kadar ipad lansmanlarında duvarkağıdı değiştirmek "inanılmaz bir deneyim" diye anlatılıyordu. geçmişten bir arkadaşımı hatırlarım, iki fotoğraf çekindiğimiz gün akşama kadar ağlamıştı internete yüklemem için. bluetoothla atayım dedim gözleri doldu zenginin, ben de elimdeki ufak, dandik telefonla teselli ediyordum. o zamanlar sizin tabirinizle marabayız, ısırılmış elmayı hep başkalarının elinde görüyoruz.

    apple ve ios kalitedir, kabul. fakat şunu iyi bilmek lazım, android olmasaydı bugün binlerce lira verip duvarkağıdı değiştirmeyi inanılmaz bir deneyim diye kutlayan gerizekalı bir tüketici sınıfı olarak kalacaktık. bu işin başındakiler bizi inek sağar gibi sağacaklardı ufak ufak yenilikleri devasa atılımlar gibi göstererek. benim umrumda olan bu; yoksa kim daha zengin, kimin kaç arsası var, kimin evi kimin üstüne yapılmış zerre ilgilenmem. bak ev diyorum, arsa diyorum.

    şuan her iki sistemin telefonlarına rahatça sahip olacak kadar gelire sahibim ve ne zaman bir iphone, ipad alacak olsam aklıma şu "inanılmaz deneyim" gelir, o an çıkarım mağazadan. hani derler ya, bende o göt yok sanırım.
  • şurda bir bağyan olarak iki çift laf da ben edeyim müsadenizle.

    önce bilgilendirme memosu:
    eski telefonlarım nokia ve sony ericsson arasında salınıyordu. samsung kullanmışlığım da vardı.
    daha sonra iphone 3gs'ye geçtim ve yaklaşık 2 sene kullandım. telefonun sırra kadem basmasıyla birlikte android dünyasının şahı olarak addedilen (tabi ki galaxy s2'den sonra) samsung galaxy s aldım. galaxy s bir şekilde bozulunca htc hd'ye geçtim. iş için de blackberry kullanıyorum. (böyle anlatınca da telefon camiasında kucaktan kucağa gezmişim gibi oldu ama hadi bakalım)

    efendim, ben bu galaxy s'i aldım. telefon güzel. iphone'un yarı fiyatı ama hala bu telefonlara fakir iphone'u filan diyen olursa kalbini kırarım. fakir adam telefona 1500 lira verir mi lan!

    neyse, bu sikten bozma bir işletim sistemiyle geldiği için gingerbread kurdu bizim bey. önceleri iyi gibiydi. anam negzel, iyi ki iphone almamışım keriz gibi filan diyordum. sonra telefona google maps kuramadığımı fark ettim ki, adres özürlüsü olarak en çok kullandığım iphone aplikasyonu maps'ti. neyse dedim. sonra mesela iphone'da kullandığım diğer app'leri kurmaya başladım. ama hepsi birbirinden kötü çıktı. düzelecek, android app'leri iphone'u sikecek filan diye idare ettim. bu sefer alet zart zurt force close yapmaya başladı. mesela, mesaj geliyor, anam bi okuyayım hoop force close. böyle bir değil, iki değil.

    bu sefer miu yükledik alete. ama zaten o yüklenene kadar ben dellenmiş durumdayım. iphone'da library'den dünyanın kitabını indiriyordum beleşe, misler gibi okuyordum. android'te hem böyle büyük bir library yok, hem olanlar da paso hata veriyor. hadi bunu geçtim. benim alet adobe reader'ı bir türlü açamadı, paso force close. manuel indirdiğim kitapları da okuyamadım. sonlara doğru, telefon 3g'yi, hatta telefon özelliğini de kendi kendine kapatmaya başladı. yani böyle masada duruyor alet. oh be ne güzel iki saattir telefon çalmadı, mail de gelmedi filan diye takılıyorum. üçüncü saatin sonunda dank ediyor bi bakıyorum, alet açık olduğu halde cellular network'ü kapatmış. meğer yüzbin mail gelmiş, bir sürü insan arayıp ulaşamamış filan.

    neyse, ben böyle bu ne ya bok gibi filan diye ağlanmaya başlayıp, bir de üzerine oje şişesi ile aynı çantaya koyduğum telefonu, çantayı düşürmek suretiyle çattadanak çatlatınca, benim bey, "tamam lan ağlama gül gibi telefonumu al" diyerekten bana htc hd kakaladı. telefonun şimdilik, şarjı dışında bir problemi yok. şarjı problem derken de cidden problem. öyle sabahtan akşama konuşmaktan filan bahsetmiyorum. gece yarısı yüzde 50 yüzde 45 şarjla başucuma koyduğum telefonun sabah 7'ye dayanmamasından, kendi kendine kapanıp beni alarmsız bırakmasından bahsediyorum.

    peki bir daha android alır mıyım?

    almam. çünkü ben 2 sene boyunca iphone kullanırken, telefonu bilgisayara bağlayıp güncellemekten başka hiçbir işle uğraşmamıştım. bu telefon ise gerçekten mesai istiyor. insanları teknoloji cahilleri android kullanamaz diye taglemeye gerek yok. benim merd ve nerd, iki saatte beş bilgisayar formatlayan uzak masa üstlerinden bilgisayar hoplatan kocam bile, galaxy'i benden alınca 3 günde format attı. şu anda da telefonla sorun yaşadığına ama androidçiliğe bok sürdürmemek için bana söylemediğine kalıbımı basarım.

    netice:

    sorunsuz, takayım çalışsın diyenler iphone'dan şaşmayın.
    ben telefonla oynarım, format üstüne format atarım, zil sesi ve tema çeşitliliği benim için çok önemli diyenler android size göre biçilmiş kaftan.
    blackberry, allah'ın gücüne gitmesin de, bi telefon bu kadar mı çirkin olur be abi!

    esen kalın,

    edit: beyim mesaj attı şimdi, beni boşayacakmış. iphone'u olan ve bana iphone alabilecek 40 yaşını geçmemiş taliplerimi bekliyorum.
  • ilk defa 4.4 kitkat sürümüyle kendisini kurcalama fırsatı buldum. ios'a kıyasla pek çok enteresan ve güzel özelliği var. bu ios açısından garip değil zira apple araştırma ve geliştirme gücünün büyük bir kısmını zaten smartphone denen janrı yaratmakta kullandı. haliyle android zaten olan bir taban üzerinden başlamış, yarışa ortasından girmiş oldu. alternatiflerin ios'un önüne geçmesi doğal.

    4.4'le mi geldi yoksa hep mi vardı bilmediğim ve son birkaç günde keşfettiğim android güzelliklerinden bazıları:

    - evrensel "geri" tuşu. ios'ta her uygulamanın "geri"si kendisine ait olduğundan uygulamanın en tepesine varınca yerliler oradan daha geri gitmeyi reddediyor. oysa ki android'de o uygulamayı açan önceki uygulamaya dönüyor. bu özellikle uygulamalardan tarayıcıya geçtikten sonra geri dönerken acayip kullanışlı.

    - appstore şifresini yazmadan tek tıkla uygulama kurabilme. ios'tan geçen biri için büyük nimet. (iphone 5s'te parmak basmak, 6'da ise kanla imzalamak var ama beleş uygulamalarda sadece yetki onayı istemek çok da kötü değil sanki)

    - bildiri ekranından doğrudan işlem yapabilme. mesela gelen mailleri gmail'e girmeden bildiri ekranından arşivleyebiliyorum. benzer bir özellik blackberry z10'de de vardı galiba.

    - widget'lar. takvim gibi gözönünde olması gereken şeylerde faydalı bir özellik. windows phone da büyük ikon"larla benzer işlevi sağlarken ios'un adını ağzına bile almaması ciddi eksiklik.

    - telefonda her zaman her yerden erişilebilen "uygulamalar arası geçiş yap" butonu var. bunun gibi çok sık kullanılan bir özelliğe tuş bağlanması yerinde bir tercih olmuş. ayrıca bu sayede ios 7'nin uygulama geçiş arabiriminin bundan arak olduğunu anladım. android'dekinin bir mantığı var uygulamayı kapatınca diğerleri tetris blokları gibi aşağı düşüyo. ios yana çevirdiğinden uygulamaların bir araya gelmesini sağlayan gizemli manyetik gücü anlamak daha zor. belki de o yüzden ios 7'ye geçenler uygulama kapamayı keşfetmekte bu kadar zorlanmıştır.

    - pil tüketimi konusundaki ayrıntılı raporları güzel. "pilimi ne yiyo ya bu kadar" diye düşünenlere kabaca da olsa bir fikir veriyor. mesela gsm sinyal kalitesi düştükçe pilin daha çok gittiğini ve tamamen kesildiğinde kovadan dökülür gibi boşaldığını bu sayede öğrendim.

    - türkçe konuşma tanıma özelliği mükemmel olmasa da olağanüstü. bir kahve muhabbetinin ortasına koysan onda bile her söylenenin transcript'ini tutacak neredeyse. ios'ta türkçe konuşma tanıma henüz yok.

    - aygıta müzik yüklemek için itunes'un korkunç kullanışsız arabirimiyle cebelleşmek, aac dönüşümleriyle uğraşmak yerine mp3'leri cihazdaki "music" dizinine kopyalamak... paha biçilemez.

    - düşündüm de itunes diye bir yazılımın hiç olmaması, öyle bir yazılıma gerek olmaması bile android'in güzelliği sayılabilir. (bkz: itunes/@ssg)

    - "sadece yüzünüzü tanıyarak telefon kilidinin açılabilmesi" pin kadar güvenli değil ama güzel bir yenilik.

    - telefon pin kodunun 4 haneden uzun olabilmesi ios'tan daha üstün. ios'ta ya 4 haneli pin ya da full uzunlukta harf rakamlı şifre olabiliyor. harfli şifre girmek kilit açmak için fazla amelelik. 4 haneli pin ise çok kısa. güzel bir orta yol bulmuşlar.

    - bu ios'tayken ciddi bir sıkıntı değildi ama android (nexus 5) ios'tan (iphone 5) daha hızlı açılıyor. ios'a geri dönsem rahatsız olurdum herhalde.

    öte yandan her konuda ios'tan iyi demek güç. mesela en başta aynı uygulamaların ios sürümlerine kıyasla çok daha fazla sorun yaşıyorum. android'de twitter, facebook gibi popüler uygulamalar daha sık çakılıyor ya da hatalı davranıyorlar. bunu geliştiricilerin birincil platform olarak halen ios'u görüyor olmalarına ve o yüzden ios'ta daha çok test etmelerine bağlıyorum.

    bildiri ekranında "aktif arkaplan uygulamaları" bilgisinin de (örn: klavye, vpn) bildiri formatında sunulması kafa karıştırıyor. etkileşmek istemediğin halde etkileşesin geliyor. temizlemek isteyip yapamıyorsun. ocd'si olana ciddi dert onlar.

    etraftan duyduğum kadarıyla da google play'de uygulamalar üzerindeki denetim daha gevşek. o yüzden uygulama yüklerken 3-5 kere düşünmek gerekiyor yanlış uygulama yükleyip patlamamak için.

    uygulama yüklerken yetkilerin onaylatılması güzel fikir ama kısa sürede körlüğe yol açıyor. artık neredeyse okumaya çalışmıyorum bile. bunlar daha iyi görsel kodlanabilse ya da önemsiz ıvır zıvırlar hiç gösterilmese daha iyi olurdu.

    ios'ta tüm uygulama ayarlarının tek bir yerden erişilebilir olması da ayarları gezmeye ihtiyaç duyan biri için iyi bir artı noktaydı. "bu uygulamanın ayarları nerede?" diye düşündürmüyordu da. android'de her uygulamanın ayar ekranına kendisi üzerinden erişiliyor. öte yandan genelde sağ üstteki menüden erişildiğinden her uygulamada yeniden bulmaya gerek olmuyor.

    en tepeden bakıldığında ise ios'tan geçen biri için 4.4 sürümüyle birlikte android "daha çok ayarı olan ios" gibi duruyor. ciddi farklar sıkıntılar yok. hatta ios 6'dan 7'ye geçmekten daha kolay ve sancısız bence.
  • başını microsoft'un çektiği, nokia ve blackberry'nin de bulunduğu 17 şirketli fair search isimli çük kafalı bir girişim, google'ın, android piyasasında tekelleştiğini iddia ederek şikayette bulunmuş. bak bak! hani diğer android firmaları değil de bunlar şikayetçi tekellikten he mi? vay amk...

    ulan adamlar açık kaynak kod mantığı ile bu işe giriştiğinde hiç kimse yoktu ve bu adamlara destek olmadı, o zaman nerdeydiniz? neymiş? google kendi arama motorunda kendi hizmetlerini öne çıkarıyormuş. he orda senin mal bing'ini öne çıkarıp, activex maktivx donduracaktı her şeyi... bu nasıl bir aptal yerine koyma hareketi, bu adamlar nasıl karaktersiz adamlar arkadaş anlamıyorum ki...

    google da bir işletim sistemini iyice geliştirse de bu kodumun hırsız windowsundan kurtulsak.(tırnakla ayırmıyorum bile)