şükela:  tümü | bugün soru sor
  • sokak scene inde ankaralilara denir (erkeklerine) ankarali ortamcilar kendilerine boyle der mesela ankaranin cincini ankara bebeleri ile doludur
  • çocuk manasına gelen hafif alaycı ifadeye sahip yoresel hitaba (bkz: bebe) muhatap olmuş şahıs. cümle içinde kullanımları icin (bkz: la bebe) yada (bkz: bebeye bak la)
  • angara bebeleri ile "ayrı dünyaların insanıyız" kızlarının nadir de olsa bir arada görülmeleri de -tamamen- söz konusu angara bebesinin bir "oran prensesi"nin dikkatini çekebilecek denli yakışıklı olmasından kaynaklanmaktadır. misal; ibrahim toraman yakışıklılığında bir bebe taksi şoförü ile konu prensesimiz üzüntü ve muz kabugunun olası aşkı gibi.
  • ayrica ankara li literaturunde izmir li genclike ithafen mevcut kullanim icin...

    (bkz: copcop bebe)
  • (bkz: ankara bebesi)
  • bala*lı olanı makbüldür. zira muhtemelen mamak, sincan, bala, ya da çorumlu* olacaktır.
  • (bkz: behzat ç.)
  • ''la bebe mal la'', ''bebeye bahh la hele'' cümleleri tedavülden kaldırılsa kurduğu cümle sayısında hissedilir derecede düşüş yaşayacak olan bir kardeştir. çocukluğundan bir kesit;

    yer:keçiören
    dönem: 2008 eylül'ünden bir akşam üzeri
    tür:dram

    mahalledeki kaldırımda ayakta dikilen arkadaşlarının arasında oturup ağlayan çocuk. ağlayan çocuğun tepesinde hiçbir şey yapmadan dikilen diğer çocuklar.

    mahallede böyle şeyler görünce karışmam. çocuktur ağlar der geçerim. ama bu farklıydı, ne tam ağlama sesi gibiydi ne de feryat gibiydi. tam olarak iç parçalayıcı tonlarda bir frekans yakalamış çocuk. oskarlık bir iş çıkarıyordu. işten eve dönmenin bütün huzuru kaçmıştı. ağlayan çocuğun etrafında dikilen çocuklar da hiç konuşmuyor, en ufak bir teselli vermiyordu. belki de söyleyecek bir şey bulamıyorlardı. sikik dünya ağlatmak için yine bir çocuğu seçmişti. haketmeden dünyanın parasını kazananlar, hayattaki tek derdi dünyanın hangi meşhur tatil merkezlerinden birini seçsek olanlar, savurduğu yalanlarla başa geçenler dururken, tek derdi mahalle maçını kazanıp annesinin ''hadi eve'' çığlığını beklemek olan bir çocuk ağlıyordu. masum yüzünden akan her damla çocuğu zehirliyordu adeta. o ağladıkça kanım damarlardan çekildi amınım. dünya durmuştu. sadece ağlayan bir çocuğa odaklanıp, üzüntüsünü yaşıyordum. daha çocuğun yanına varmadan bütün bunları aklımdan geçirip, hayata bir küfür daha savurdum. çocuğa varmama iki metre kala;

    ''noldu la ne ağlıyon?'' diye sordum, titreyen sesimle.

    ağlayan çocuk ayağa kalkıp;

    ''aha la top geldi hadi başlayalım maça'' dedi. kahkahalar eşliğinde cam kırığı gibi etrafa koşuştular bir anda. damızlık inek gibi bakakaldım koşan çocukların arkasından. aynı numarayı ikinci kez yemiştim bir ankara bebesinden. akşam babama günü; ''eve gidip bülent gökçe'den sokak kadını'nı dinledim. ankara'da yağmur vardı. kanepede uyuyakalmışım'' diye özet geçtim piç.
  • evimin yanında beton merdiven döşeli geniş bir sokak var, yokuş yukarı yükseliyor. dolayısıyla sadece yayalar kullanabiliyor o sokağı. bulunduğum muhitte pek çok lise var ayrıca. liselilerin derslerinin bitmesiyle bizim merdivenli sokağın ankara bebesi katsayısı yükseliyor. bol bol "laa bebeeeee", "amağaa goyum", gibi laflar duymamı sağlıyorlar. bunların içinde emosu var, küçük polatı var, tikisi var fakat konuşma tarzları hep aynı.