şükela:  tümü | bugün
  • üstten neşeli eğlenceli gibi görünüp, içten içe piskolojik dramları da yansıtan hoş bir anime.

    spoil etmeden söylenebilecek kadarı şudur, kahramanlarımız lise öğrencileridir, ölmüşlerdir ve sonraki hayatlarında bir okul ortamında bulurlar kendilerini. zaten ölü olduklarından bu "sonraki hayat"'ta ölmek pek mümkün değildir, en kötü "ölümden" bile 10dk sonra falan kalkar herkes. ama kaybolmak, ruhun yokolması yani, geri dönüşü olmayan bir şeydir. "kaybolmamak" için de normal bir öğrenci gibi olmamaya çalışırlar,; bela çıkarırlar, bize de eğlence düşer.

    öğrencilerimize şöyle bir bakan ve az biraz anime-manga kültürüne sahip herkesin kolayca görebileceği gibi, her karakter ayrı bir anime stereotip'ini canlandırır.

    yeni bir anime olduğundan çizimler, animasyon kalitesi güzeldir, hele müzik grubunun sahnede çaldığı kısımlarda cidden adamlar özenip o "canlı performans" havasını sahnedeki tiplere ve animasyona yansıtmayı becermişlerdir, takdir edilesi.
  • bitince ağlatır.

    o kadar anime izledim, son 5 dakikasında beni bu kadar etkileyenini hatırlamıyorum.
  • 2010 bahar dönemi animeleri arasında en başarılı olanlardan birisidir.13 bölümlük bir seridir.
    tk, noda , yuri , otonashi , hinata ve diğerleri.hepsi mükemmel karakterlerdir.
    güldürürler,hüzünlendirirler,eğlendirirler.
    yui isimli karakter ise başlı başına şaheserdir ve bence tüm serideki en komik tiptir.
    ve diğer tüm karakterler gibi , önceki yaşamından çok ağır bir dram ve hüzün taşır.
  • sonu çok ama çok saçma biten, bölümlerin yani 13 bölümün kısa olması nedeniyle akılda seksen beş tane soru bırakan, hikaye anlatımı her ne kadar iyi olsada ama son bölümlerde sıçan, jun maeda'nın başarısız bir eseri olmuştur. sonuçta key reklamını yapan ve jun maeda'nın da olduğu ortaklaşa yapımdı bu seri ama bütçe kısıtlığı nedeni ile hikayeyi konuya ve 13 bölüme güzel yayamadıklarından dolayı son bölümler iyice sıkıp, çığrından çıkmıştır.

    --- spoiler ---

    bir sürü sorulması gereken soru var hikaye, karakter ve seneryo ile ilgili ama bunlardan en önemlisi olanı ben soracağım seriye:

    -şimdi otanashi bildiğimiz gibi bir tren kazasında, tünelde onca hayatı kurtaran ama son dakika golü ile o kadar hayat kurtarmasına rağmen kendisi hayata veda eden, doktor olmak için uğraşan bir genç idi. bir sürü pişmanlığı olan ama sonradan kardeşinin ölümü ile tekrar yaşama amacı bulan, doktor olmak isteyen acıların çocuğu birisi idi. yani benim gözümde onun hikayesi baya acıklı ve gözlerimden bir kaç damla akıtan, vay be böyle olmamalıydı dedirten bir çocuktu.

    ammmaaaaaaaaaa; şimdi bildiğimiz gibi tenshi denen içine kapanık kız uzun süre boyunca, araf denilen bölgede yuri ve ekibine karşı savaş veren ve hikayeyi izledikçe bunlarla içli dışlı olmuş biri. yani bu kızın buraya gelmesi baya ve baya olmuş. ne de olsa hem kendisi orada öğrenci kurulu başkanı ve de dediğim gibi yuri ve ekibine karşı savaş veren bir kız idi tek başına:

    işte olayda burada kopuyor hikayenin sonunda: aslında tenshi'nin, otanashi ölmeden önce organlarını bağışladı ve otanashi'nin bağışladığı organ sayesinde kısa süre hayatta kalan, bakın kısa sürede hayatta kalan diyorum ve sonradan ölüp arafa yollanan bir kız idi. kendisinin arafta bulunmasının asıl nedeni yani pişmanlığı, kendisine bu kısa hayatı bağışlayan kişiye asla teşekkür edememesiydi. kader bu ki otonashi ve tenshi ikisini arafta buluşturuyor. bu arafa gelmek ne kadar sürüyor öldükten sonra bilmiyorum ama çok ama çok büyük bir mantık hatası var burada.

    birincisi otonashi öldükten sonra direkmen gözlerini arafta açıp kendisini yuri ile tenshi'nin kavgasının ortasında buluyor. yuri nasıl oluyor da otonashi'nin geleceğini bilip hayır hayır otonashi'nin nereye geleceğini bilip ardından hazır pozisyonda ve hiç şaşırmadan ona: hey senin geliceğini biliyorduk zaten gibisinden adamı direkmen kendi birliğine davet ediyor? adam ilk önce şaşırır ve tepki verir: aa npc olmayan birisi dünyamıza geldi diye. ama yoo elinde sniper, hiç de istifini bozmadan otonashi ile konuşup, samimi bir şekilde onu birliğine davet ediyor sanki onu önceden bekliyormuşçusuna. burası garip kaçtı nedense.

    ikincisi otonashi tenshi'den ölüyor ve en büyük mantık hatası ise burada. yani otonashi araf'a tenshi'den önce gelmesi lazım. ama son bölümde tenshi pişmanlığının kendisine kalp bağışı yapan kişiye teşekkür edememesini söylüyor otonashi'ye ve burada kendisine kalp bağışını yapan kişinin otonashi olduğunu öğreniyor. çok güzel çok romantik tamam anladık burayı ve teşekkür edip, pişmanlığı da kalmayınca, otonashi'nin o kadar yırtınmasına rağmen o dünyadan çıkıp gidiyor.

    evet şimdi bunun cevabını arıyorum ben; eğer otonashi verdiyse kalbi tenshi'ye neden sonradan bu adam araf'a geliyor? ölen kişiler eğer pişmanlıkları varsa huop diye arafa gelmiyor mu? özellikle şu ilk bölümlerde şarkıcı olan billur sesli kızımız iwasawa, hani sesini kaybeden kız öldükten sonra kendisini direkmen arafta buluyor çünkü. birde tenshi otonashi'den sonra ölüyor her ne kadar kendisi kısa sürede yaşasada. bu kız ne ara geldi arafa, ne ara okul konseyi başkanı oldu ve ne ara yurilere karşı savaş açtı orası tamamen muallak. yani arada baya bir zaman farkı olması lazım tenshi'nin bu gibi şeyleri yapabilmesi için ama dediğim gibi kendisi otonashi'den kısa bir süre sonra ölüyor lakin arafta otonashi'den daha çok şey yapıyor, üstelik otonashi'nin tenshi'den önce gelmesi lazım oraya. yani 13. bölüm ile hemen bitirelim seriyi diye mal gibi izleyicilerin duygularına oynanmış son bölüm ve hiç hoşuma gitmedi bu durum. tamam romantik iyi güzel, tenshi otonashi'den aldı kalbi, sonunda otonashi ve tenshi birbirine aşkını itiraf etti ama bu mantık hatasını bir yerde mutlaka açıklığa kavuşturmaları gerekti.

    ---

    aklımda kalmış şimdi diğer sorulara geçelim:

    1-) tanrı denen varlık eğer varsa neredeydi?
    2-) bu çocuklar silah yapmayı nereden öğrendi? seride bize silahların topraktan, artıktan yapıldığı söyleniyordu ama böyle topraktan silah yapabilmesi için kişinin öncelikle silahın nasıl yapıldığını bilmesi, geçmişten bir anısı, bilgisi olması gerektiği söyleniyordu. buradaki mantık atası yuri ve ekibi bir bölümde tenshi'ye koca bir top ile saldırı yapıyor ve o büyük top daha ateş edilmeden götlerinde patlıyordu ve orada bize kişilerin topu doğru düzgün nasıl yapıldığını bilmedikleri söylendi. ama şuraya bakar mısınız; adamlar binlerce mükemmel ve kompleks silahlar yapabiliyor her ne kadar bir top silahı yapmayı beceremeselerde:

    http://www.imfdb.org/index.php/angel_beats! hey maşallah hey ulan bu kadar silahı yapmayı nereden öğrendiniz. bunları yapan nükleer bombada kurar vamk.

    3-) bu araf denilen yerdeki kişiler neden sadece liseli bir gurüh? o liselilerin arasında neden sadece lonca lideri tek yetişkin insan? adam bildiğin sakallı felan böyle seside kalın. chaa idi ismi sanırım, eğer sadece liseliler varsa orada peki bu adam ne arıyor orada? yuri ile bir ilişkisi mi vardı yoksa bu adamın ama sonunda ben görevimi yerine getirdim diye çok basit bir şekilde çıkıyordu araftan kendisi. burada da bir bokluklar var.

    4-)ayrıca her ne kadar arafta insanlar topraktan silah üretsede ve bunu göze aldığımız zaman neden yuri tenshi'nin bir melek olduğunu düşünüyor? topraktan silah üretiyorsun, bu kızında ne de olsa angel player diye bir programı var ve hareketlerini ona göre ayarlıyor ama hiç düşünmeden körü körüne aaa lan tenshi melek diilmiş mi lan diye muhabbete giriliyor son bölümlere doğru. saçmalık.

    5-)bu araf denilen yeri kim, hangi amaç ile yaratmış onu da bir açıklayabilseydiler keşke.

    6-)ayrıca yuri neden npc'leri incitmek ve onlara zarar vermek istemiyordu ve bu durum niye onu çok endişelendiriyordu? araf dünyasında bu kişiler ne de olsa insan değil bir şey değil ama sadece oraya özel yaratılmış bir çeşit ruhsuz varlıklar. yani onları öldürsen, incitsen ne olur öldürüp, incitmesen nolur. hadi onu geçtim tamam ruhları olan bir varlık olsun, zaten onları incitip öldürsen bile zaten arafta kimse ölmüyor ki? yani şu elinde mızrağı olan kişi otonashi'yi yüzlük kambo ile kıymaya çevirdi, ortalık kan gölüne döndü ama adam tekrar hayata geri döndü sonuçta. npc'ler içinde aynı şey geçerli olurdu.

    7-)otonashi'den hoşlanan naoi, tenshi'nin yardımcısının katliamı neden tenshi'nin kine göre daha kanlı ve beterdi?

    8-)şimdik arafta bulunan kişilerin o dünyadan çıkıp feraha kavuşması için, arafta dünyada iken yaşadığı pişmanlıkların üstesinden gelip, onları kabul edip, ilerleyip, gönül rahatlığı ve pişmanlığı olmadan oradan kurtulabilyordu. ama anlamadığım; neden yui ve iwasawa'nın huzura ve saadete kavuşma hali uzun bir süre alıyorken, sss ekibinin geride kalan üyeleri birden huzura ve saadete kavuşuyorlardı? neredeyse sss ekibinin %99'u çok ama çok kısa bir zaman dilimi içersinde araftan huzur ve saadete kavuşmuş bir şekilde kurtuluyorlardı. ekibin ana üyelerinin de geçmişte ne gibi pişmanlıklarını öğrenmek gerçekten çok isterdim ben ve işte bu yüzden diyorum 13. bölüm çok kısa diye.

    9-)bu şık seriyi sorgulamasada aslında sonu beğenmedim ben. yani tenshi otonashi'yi geride bıraktıktan sonra otonashi arafta kalsaydı daha güzel olurdu. yani şu angel player'i yaratan kişi gibi bir durum söz konusu olurdu. o da sevdiği kişiyi bekler iken böyle bir program yaratıp, sevgi denen olayı arafta engellemeye çalışıyordu. otonashi'de tenshi'yi seviyor ve onu beklerdi artık sonsuza kadar her ne kadar son bölümde sevgisini söyleyip onunla birlikte arafta kalmak istesede.

    9.5)baş karakterimiz yuri, haruhi suzumiya'ya çok benziyor, otonashi'de clannad'taki baş rol olan tomoya havası hakim ve yui'de to love rudaki rara'nin tıpa tıp ikizi sanki. insan sormadan edemiyor keşke insan karakter yaratırken daha orjinal olmaz mıydı diye.

    10-)en önemlisi bu tk denen şahıs kimdir. yapımcılar için bu adam için özel bir ova talep ediyorum.

    --- spoiler ---

    yukarıdaki saydıklarım şeylerin dışında gerçekten güzel bir seri angel beats, yer yer insanı gözlerinden yaşlar getirircesine güldürüp, bazı yerlerinde duygusal anlar ile insanı bambaşka dünyalara götürüyor. ama dediğim gibi 13 bölüm yetmemiş ve bu yüzden yeteri kadar karakter gelişimi olmuyor seride ve bundan önemlisi hikaye gelişimi. ama birbirinden değişik, özgün karakterleri, bölümleri, havası, sountrackleri ve hikayesi ile gerçekten izlenesi bir seri angel beats.

    edit: girişim biraz sert olmasına rağmen beğenmişim ben bu seriyi, haksızlık etmemek lazım jun maeda'ya şimdi. on üzerinden yedi verdim.
  • neden abartıldığını anlamadığım bir seri, farklı bir konusu var, çizimleri de güzel ama sonu beni tatmin etmedi.
  • blu-ray özel bölümleri çıkmış olan seri. bölüm 13.5:

    --- spoiler ---

    otanashi bu iki dakikalık özel bölümde arafta tek başına kalmış ve öğrenci komütesi başına başkan olarak geçmiş. çocuklar birisini bekliyor dediğine göre tenshi araf'ı terk ettikten sonra tek başına arafta kalmıştır otanashi bey ve tenshi'nin geri dönmesini beklemektedir ki hiç sanmıyor bir kişinin tekrar arafa gelebileceğine. kısaca kötü son olmuş bu bölüm. allahtan tv versiyonuna eklememişler bu sonu çünkü baya tepki çekerdi.

    --- spoiler ---

    14. bölüme gelirsek seyir zevki yüksek ve komedi unsurlarının bol olduğu bir bölüm olmuş. bir pazar günü insanın keyfini baya bir yerine getiriyor böyle seriler izlemek tek bir bölüm bilr olsa. ayrıca halen merak ederim tk neyin nesidir necidir. allah rızası için biraz bilgi olmadı bir ova yapın nan şu adama.
  • 13 bolumluk bir anime serisi. hikayeyi acmadan anlatmak gerekirse, olup de kendini bir okulda bulunan bir erkek cocugunun etrafinda gelisiyor. hafizasini kaybettigi icin kim oldugunu ve nasil oldugunu* bilmeyen evladimizin tecrubeleri tadindan yenilmiyor. insanlarin ne yaparsan yap asla olmemesi(hepsi olu zaten) npc(non-player character. gulmeyin lan) olan okul ogrencileri, kaybolmaya karsi duyulan korku(nasil kaybolunur soylemiyorum), okulun kadrolu melegine beslenen dusmanlik, tanriya duyulan ofke derken cok katmanli bir hikayeye sahip oluyor, farkli bir varolus yasayan karakterleri zevkle izliyoruz.

    lisedeki karakterler cok renkli, cesit cesit. gereginde gulduruyor, gerektiginde tuylerinizi diken diken ediyor, "erkek adam aglamaz" diyenlerden degilseniz gozunuzden en az bir damla yas akitiyorlar. ayrica tahmin edilebilir bir anime degil pek, arkaniza yaslanip izleyin, sonra yiyip bitirirsiniz kendinizi tanrinin kim oldugunu cozmeye calisirken.
  • hem gülelim hem ağlayalım temalı animedir kendisi. özellikle replay sahneli bölümler baya bir güldürmüştür.
  • kirip geciren bir ova'ya sahip anime.

    --- spoiler ---

    sol alt kösedeki tension meter'in sahnelere göre inis cikislari ayri bir gülme krizine sokuyor ztn.
    hele su an ismini hatirlamadigim ama zayif noktasi "sevimli" seyler olan kizin "cute" dediginde 9999u görmesi resmen öldürdü ya.

    --- spoiler ---

    bunun disinda henuz 4. bölüme bitirdigim icin fazla bir sey diyemeyecegim ama konser sahneleri acayip saglam.

    --- spoiler ---

    keske ilk vokalist gitmeyeydi. onun haline tavrina endamina kurban olam ben.
    --- spoiler ---
  • dayanamadim bitirdim. o kadar kirdi gecirdi gülmekten derken sonuyla bildigin agizima sicti yani.

    --- spoiler ---
    güldüren unsurlar cok fazla oldugundan sayamayacagim ama 2 tane sahne var ki gercekten aglatti.

    ilk yuri'ye tanri olmak teklifi geldiginde ve karsisindaki herif "sonsuz vaktin var ne da olsa" dediginde yuri her biri 10dk'da bir öldürülen kardeslerini referans göstererek ve kendisini acikca tanri degil de insan olarak tanimlayarak "biz insanlarin bazen 10 dakikasi bile olmayabilir." diyip bigisayarlari silahla tarama sahnesi.

    ikincisi de o son "kanabeeee" haykirisi iste. gitmez, gitmez dedik de gitti ya kiz..
    minisike ya... oldu mu simdi.

    --- spoiler ---