şükela:  tümü | bugün
  • carl gustav jungun analitik kuramında kişiliğin komponentlerinden olan arketiplerden bir tanesidir. (diğerleri; persona, anima, gölge ve selftir.)
    ''jung'a göre animus kadın psişesinin erkeksi öğesidir. buna göre kadının ebediyetten beri erkekle olan yaşantıları sonucu gelişmiştir. animus iki şey yapar.
    -kadında erkeksi özelliklerin yer almasını sağlar
    -kadının erkeklerle olan ilişkisine yön verir

    animus kadında ideal erkek imajını oluşturur. anima'da olduğu gibi animus'ta da belli bir idealde saplanma ilişkinin çatışmalı ve yanılgılarla dolu olmasına sebep olur.''
  • "klasik jungcu tanıma göre animus, kadınlardaki ruhsal kuvvettir ve eril olarak düşünülür. bununla birlikte, ben de dahil olmak üzere birçok kadın psikanalist kişisel gözlemleri aracılığıyla klasik görüşü reddetme ve onun yerine kadınlardaki yenileyici kaynağın eril ve yabancı olmak yerine, dişil ve onun için aşina olduğunu ileri sürme noktasına gelmiştir.

    yine de, eril animus kavramının büyük önemi olduğuna inanıyorum. yaratmaktan korkan -fikirlerini dış dünyada açığa vurmaktan korkan ya da bunu özensiz ya da rastgele bir şekilde yapan- kadınlar ile, bu kadınların düşlerinde, yaralanmış ya da yaralayan erkeklerle ilgili birçok imge bulunması arasında güçlü bir bağlantı vardır. buna karşın, dışarıda kendini ortaya koyma yeteneği açısından güçlü olan kadınların düşlerindeyse, genellikle değişik kılıklara bürünen güçlü bir erkek figürü görülür.

    animusu anlamanın en iyi yolu, onu, kadınların dış dünyada kendi çıkarlarına uygun davranmalarına destek olan bir kuvvet gibi düşünmektir. animus, bir kadının kendine özgü ve kadınsı içsel ve duygularını belli bir kültürdeki erkeksi gelişim için kültürün dayattığı standartlara göre modellenen bir yapı içinde değil, fakat hissi, cinsel, mali, yaratısal ve başka şekillerdeki somut yollarla ortaya koymasına yardım eder.

    kadınların düşlerindeki erkek figürler , animusun bir kadın ruhu olmadığını, ama kadının "ruhuyla ilgili, kadından gelen, ruhu adına konuşan" bir yapı olduğunu gösterir gibidir. dengeli ve sapmamış haliyle animus aslında "köprü kuran adam"dır. bu figür genellikle yönlendiren ve köprü kuran biri olarak işlerin üstesinden gelmesini sağlayan harika yeteneklere sahiptir. bir ruh tüccarı gibidir. bilgi ve ürün alıp satar. sunulanların en iyisini seçer, en iyi fiyatları tespit eder, alış-verişlerin dürüstlüğünü denetler, izler, tamamlar.

    bunu anlamanın başka bir yolu vahşi kadın'ı , yani ruhsal benlik'i sanatçı olarak, animusu da sanatçının kolu olarak düşünmektir. vahşi kadın sürücüdür, animus aracı itekler. kadın şarkı yapar, animus düzenler. kadın hayal eder, animus öğüt verir.. o olmazsa, imgelemde oyun yaratılır ama asla yazıya dökülmez ve asla icra edilmez. o olmazsa, sahne taşarcasına dolu olabilir, ama perdeler asla açılmaz ve çadır karanlıkta kalır."

    clarissa pinkola estes

    kurtlarla koşan kadınlar
  • kadınların rüyalarında eril figür olarak görülen ve yine kadınlar tarafından aşık olduklarını sandıkları erkeklere yansıtıp onlarda gördükleri, erkekler içinde anima olarak adlandırılan güçtür.
  • assassin's creed'teki makina
  • carl gustav jung'a göre kadınlarda erkeklerdeki animanın karşılığı, yani kadının erkek arketipi. kadının, erkeği anlamasını sağlayan güç. yaşamı boyunca erkeklerle olan ilişkilerinden kaynaklanan, erkeklikle ilgili kendi deneyimi ve içindeki gizli erkeksi köken.
  • ing. düşmanlık, (birine beslenen) kötü hisler
  • "kadın ya da erkek hakkında, kaynağını mit, rüya ve düşlemlerden alan arketipsel fikirler, insanların karşı cins hakkında çok çarpık görüşler edinmesine yol açabilir. örneğin, uyuyan güzel türü masallarla yetiştirilen küçük kız, sürekli olarak yakışıklı bir prens arayışı içinde olabilir. jung, erkeklerin doğaları gereği çokeşli olduğunu ve animanın hep evlenmemiş bir kadın ya da dişi imgesi şeklinde görünerek bunu dengelediğini düşünüyordu. öte yandan, kadınlar doğaları gereği tekeşlidir, böylece animus gruplar halindeki erkekler şeklinde görünerek bunu dengeleyebilir.

    uygun şekilde işlerlerse, hem anima hem animus kişisel bilinçdışı ile kolektif bilinçdışı arasında bir tür köprü ya da kapı işlevi görür. bundan ötürü, anima ya da animusumuz ile temasa geçmek yararlıdır, çünkü onların bizim için değerli iletileri vardır. karşı cinsle ilişkilerimizi başarılı kılmada da çok büyük bir rol üstlenirler. bu ikisi ile birlikte bir "syzygy" ("birleştirilmiş" anlamına gelen yunanca sözlük) oluştururlar. karşı cinsin üyelerinde her zaman "öteki yar"mızı, eksik olduğunu hissettiğimiz yarıyı ararız. bu, jung'un, ruhun işleyişi açısından son derece önemli olan "dengeli karşıtlar" fikrinin bir başka güzel örneğidir."

    -- jung-kilit fikirler, ruth snowden, s92-93
  • dış dünyanın gördüğü "persona" dan ayırdetmek üzere kullanılan ve iç benlik, ruh anlamına gelen bir jungterimidir. bu ruh kavramının, biri erkek, öbürü kadın olmak üzere, herkeste iki unsuru vardır. animus tarafından güdülen bir kadında, erkek unsur olağandan daha fazladır.
  • "latince'deki animus ruh ve anima can, eski yunanca anemos rüzgar sözcüğüyle aynı köktendir. rüzgar anlamına gelen diğer eski yunanca sözcük, pneuma aynı zamanda ruh anlamına da gelir." carl gustav jung - insan ruhuna yöneliş

    "(...) anima ruh halleri üretirken animus fikirler üretir; bir erkeğin ruh halleri belirsiz bir altyapıdan çıkıyorsa, kadının fikirleri, eşit ölçüde önceki bilinçdışı varsayımlara dayanıyor demektir. animus fikirleri, genelde kolay sarsılmayan katı görüşlü ya da geçerliliği tartışma götürmez prensipli bir karaktere sahiptir." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "animusun genelde anima olarak yansıtıldığını söylemeye bile gerek yok. bu yansıtmalara özellikle uyum gösteren erkekler, ya her şeyi bilen, tanrının yürüyen birer kopyalarıdır ya da sıradan gerçekliği yücelik terminolojisine dönüştüren, tasarruflarındaki büyük ve değişken söz dağarcığı ile yanlış anlaşılan kelime bağımlılarıdır." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "animusun hakim olduğu bir kadın her zaman kendi dişilliğini, uyum göstermiş dişil personasını kaybetme tehlikesi altındadır, tıpkı bir erkeğin benzer koşullarda feminen davranma riskini taşıması gibi." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "bu yüzden erkeğin animasına tutkulu bir seçkinlik, kadının animusuna ise sınırsız bir çeşitlilik bağılıdır." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "anima ve animus karşılaştıklarında animus güç kılıcını çeker, anima yanıltma ve cazibe zehrini ortaya çıkarır. ikisinin de aşık olması eşit derecede olası olduğundan (özellikle ilk bakışta aşk durumu) sonuç her zaman olumsuz olmayabilir. aşkın dili şaşırtıcı derecede tek düzedir, bağlanma ve sadakatle yıpranmış izahlar kullanır, böylece partnerler bir kez daha kendilerini kolektif durumda bulurlar. yine de birbirleriyle en bireysel biçimde ilgili oldukları yanılsamasının içinde yaşarlar." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "doğa tutucudur ve akışının değişmesine kolaylıkla izin vermez. anima ve animusun gezindiği özel alanların dokunulmazlığını en sert biçimde savunur. bundan dolayı kişinin anima ve animus yansıtmalarını bilinçli hale getirmek gölge tarafını tanımaktan çok daha zordur." carl gustav jung - aspects of the feminine

    "bu yüzden ortaçağda kadın psikolojisi chose inconnue [bilinmeyen bir şey]* idi ve benzer şekilde eski çin filozofları eril animusun cennet için var olduğu, dişil ruhunsa sadece ölümden sonra yere batan bir hayalet, heyula olduğu düşüncesine sahiptiler. biri sonsuzluğa kadar varolur, diğeriyse bir nevi musallat hayalete, iblise dönüşür. bu yüzden çinliler erkeğin içindeki animusla bizim logos ya da bilinç ilkesi dediğimiz şeyi kastetmişlerdi." carl gustav jung - aspects of the masculine

    "onun* ayrıştırması, şeyleri kendi ayrılıklarıyla görmesi gerekir, yoksa onları tanıyamaz. ancak bu ilişkide olma ilkesine aykırıdır. kadın şeylerin ayrıştırılmasını istemez; onları neredeyse senkronize olmuş bir biçimde görmek ister. animası tarafından zapt edilen erkek, özellikle kadınlar arasında en belalı zorluklarla karşılaşır. animus yasasının hükmettiği kadınsa ilişki kuramaz; dikenli bir kaktüs yasaları duvarı tarafından etrafı sarılmış bir ayrımcılıktan başka bir şey değildir. erkeğe onun neyin peşinde olduğunu söyler ve bu erkeğin ödünü koparır; erkek onunla başa çıkamaz." carl gustav jung - aspects of the masculine

    (bkz: syzygy/@ibisile)
  • dişinin erkeksi yönü bir de zıttı var anima o da erkeğin dişi yönü.

    bu bilginin beynimde ne işi varsa arkideş