şükela:  tümü | bugün
12393 entry daha
  • olum mal mısınız lan? illa bir şehri öveyim derken diğerini yermeniz mi lazım?

    izmir'i sevenler gitsin orda yaşasınlar. size ne ankara romantikliğinden. nedir bu ankara düşmanlığı arkadaş? çoğu üniversiteye gelir, ankara şöyle kötü böyle beter. e ne demeye geldin o zaman? ortam arıyodun madem gideydin istanbul'a izmir'e hiç olmadı eskişehir'e.

    denizsiz yerde yaşayamazmış beyefendi. sanki adam denizler tanrısı foseidon. bildiğin fiseyin emmi gelmiş burda şehir yarıştırıyor. biri de demiş esenler-bağcılar daha iyidir. s.ktir git orda yaşa o zaman. keşmekeşe alışmış, günde 4 saati yolda geçen insanlar gelip b.k atıyor. seven sever sevmeyen de gitsin istediği şehirde yaşasın. ne güzel gökçek'ten kurtulmuşuz, tadını çıkarın azcık. 23 senedir tipine cinsel tacizde bulunduğumuz adam defolup gitmiş daha ne olsun? bana ankara savundurtuyorsunuz gece gece.

    keşmekeşin olmadığı site tarzı yerlerinde yaşanılabilir olan diğer büyükşehirlere nispeten derli toplu olan başkentimiz.
  • hakkında bu kadar entry yazıldığını görünce ben banyodayken yine bişi oldu sandım. ne özlermişsiniz arkadaş. gidin memleketlerinize.
  • siz sevmeyin zaten naftalar. bizim çocukluğumuz, gençliğimiz, anılarımız, ailemiz, dostlarımız her şeyimiz ankara. kıymetini en çok gidince anlıyorsun.
    gurban oluyum la memleket gibi memleket. teyinleyin çok konuşmayın.
  • içindeyken bunaltıcı uzaktayken özletendir. ayazı havası betonu trafiği kaosu soğutsa da yaşanmışlıklardır vazgeçtirmeyen
  • ankara tartışma götürmeyecek derecede kötü bir şehirdir. ankara'yı özleten ankara'yı sevdiren yaşanmışlıklardır.

    birçok öğrenci bir çok insan anadolu'nun küçük yerleşimlerinden ankara'ya gelir, ilk defa orada aşık olur; kendi başının çaresine bakmayı orada öğrenir; büyük bir şehirle ilk defa orada tanışır; orada güzel arkadaşlıklar kurar.

    bunları yol geçmez bir dağ köyünde bile yaşasanız ayrıldığınızda orayı özlersiniz. mevzu o şehir bu şehir mevzusu değildir, mevzu yaşanmışlıklardır.

    tekrar ediyorum ankara bombok bir şehirdir. güzellik algısı özneldir ama bu kadar da öznel değildir diye düşünüyorum.
  • ankaralıların bile sevmediği şehir arkadaşlar, merak etmeyin yani. buralıyım, ailem burada. onun dışında ekstradan bir sempatim yok. gerçi ben sırf bir yere sempati besliyorum diye orada ikamet edecek bir insan değilim. güzel bir yerse gezer gelirim, bu sempati orada yaşama sebebi olmaz yani benim için. ikamet sebebim iş olur, kendi ailem olur, kurduğum aile olur vs. ama sempati olmaz. yeterli bir sebep değil.

    ayrıca bu ara öyle nemli ve garip bir sıcağı var ki sabahlara kadar uyutmuyor. günlük üç saat uyuyabilirseniz kârdır. ki ben üç saat uykuyla durabilen biri değilim. normalde bir altı saat kadar uyurum. iki üç haftadır sadece üç dört saat uyuyabiliyorum çünkü cidden daha önce herhangi hiçbir yerde maruz kalmadığım değişik bir hava var. nerede akşamları görece serin olan karasal şehir ankara, nerede şu anki ankara...
  • trafikten nefes alamadan hatta belki denizi görmeden istanbul'da yaşayanlar deniz yok diye bok atmaya çalışır. zaten izmir'de yaşayanların hepsi kordon'da yaşıyor, istanbullular emirgan'da yalıda...

    ankara'nın kıymetini bir ankaralılar bilir diğerleri zaten bir şey bilmez. zaten bilen adam bile bile istanbulda trafikte ömür çürütmez.

    *** ankara'ya çamur atan istanbulluların yeşil ve denizli istanbulu*
  • sakinliğini, sükunetini sevdiğim şehir.
  • trafiksizliğiyle övülürken artık bi farkı kalmayan şehir.
  • dün bir sağlık durumu için günübirlik gittiğim şehir. sanki ben paralel evrenlerden birine geçtim. ankara bir tuhaftı. insanlar bir tuhaftı. hiç benim bildiğim şehir değildi abi. tamam bir buçuk sene aradan sonra gittim, daha önce arayı hiç bu kadar açmazdım lakin çözemediğim bir gariplik vardı. paralı belediye otobüsleri bildiğin dolmuş gibi olmuş. normalde asla kendi durağı dışında durmayan otobüsler, bırak durağı trafik ortasında bile yolcu indirip bindiriyor. metro da o kadar acelemiz varken bozulmak için bizi beklemiş. dün ankaray bozuktu. iki kez bindik ikisinde de saatte beş km hızla gidiyordu. arada tünelin ortasında tınk diye durup bizi odalarda ışıksız bıraktı falan. bu kötü bir tesadüftü. ama ilginç şeyler de olmuyor değil. bak şimdi. otobüsteyiz, bir kadın bir sokağı sordu nasıl gidebileceğini. ben de “ulan taksi mi bu be” diye düşünürken bir anda o sokağı bildiğim fikri doğdu içime. sonra biraz tarif etti kadın ve benim taaaaaaaa üniversitenin ilk senesi kaldığım yurdun olduğu sokak olduğunu hatırladım. koskoca ankara’da sen gel benim o civarda bildiğim tek yeri sor ve bana denk gelsin. ehe mehe. hadi bye bye.
862 entry daha