şükela:  tümü | bugün
  • ankaranın paris caddesinde bulunan, 6 yıldır vize aldıgım alırken her seferinde ölmediğim için kendimi şanslı hissettiğim önündeki kalabalıkla özdeşleşen mekan.
    (bkz: vize beklemek)
    (bkz: adam yerine konulmamak)
    (bkz: yurtdisina vize almaya calısırken bunalıma girmek)
  • önünde bir piknik havası esen konsolosluk.. yerlere serilmiş battaniyeler, murat 131'in bagajındaki küçük tüple yemek yapma çabaları, kundaklanmış bebekler, yerde oturan yaşlı teyzelere bakıp burun kıvıran bir iki üniversite öğrencisi, belki bir süslü bayan ve daha neler neler.. önünde sabahlanır haftalarca, yol bilmez dil bilmez insanlarımız cahil cesaretiyle kaçmaya çalışır memleketlerinden. sorduğun zaman "akrabaları ziyarete gidiyoruz" derler ama kendileri de inanmaz bu yalana.. geri dönmeyeceklerini bilirler. yoksa niye sabahlasınlar haftalarca sokak ortasında.
  • 10.02.2005 tarihi itibariyle iks adlı şirketle anlaşan konsolosluk, bundan böyle vize için randevu yöntemiyle başvuru kabul etmeye başlamıştır. başvuru öncesi iş bankasına 9 euro yatırılması suretiyle verilen dekontta 16 haneli bir pin kodu yer almaktadır.

    0 212 340 49 00 telefonu arayarak bu şifreyi verdiğinizde randevunuzu alırsınız.

    bu yeni sitemle nispeten ferahlayan paris caddesi, konsolosluk çalışanları ve başvuru sahipleri eskisi kadar kalabalık olmayan ve daha insanca sayılabilecek bir şekilde vize sürecini tamamlama imkanına kavuşmuş.

    özellikle güvenlikten sorumlu kapı görevlileri halka, daha sıcak ve pozitif bir tavır takınmakta. ama yıllardır aynı pozisyonda bulunan bu insanların; eskiden niye böyle değildi, sonradan mı böyle olmaya karar verdiler; yoksa bu değişim, değişen büyükelçi profiliyle mi alakalı bilemedim.

    olumlu ya da olumsuz her türlü şeye rağmen tuhaf bir havası olduğu kesin, her an bir yerlerden gaz vereceklermiş gibi hissetmekten kendini alamıyor insan.
  • özellikle ticari vize için istedikleri evraklarla insanı canından bezdiren, sskdan daha önce adını duymadığım vukuatlı bilmemne evrakları isteyen, uçak rezervasyonunu kabul etmeyip ille bilet diyen ve otel rezervasyonunu ile ille orjinal kabul eden faks almayan, insanın ruyalarına giren ve insanı gideceği eğitimden eden konsolosluk. *
  • cep telefonu, discman tarzı alet edevatı içeri almayan konsolosluk. "peki napıcaz, buraya bıraksak olmaz mı" sorusunun cevabı "hayır" olacaktır, binanın dışında bulunan ve yiyecek içecek satmanın yanında kontörlü telefon, emanetçilik vs. hizmeti veren büfeleri keşfetmek ise tamamen kişinin kendi tasarrufundadır. en güzeli pek tabii 2+ kişi gitmektir ki, içeride minimum bekleme süresi olan 2 saatin azap haline gelmesine asla çare değildir.
  • mütemadiyen meşgul telefonlarını arayanları "lütfen bekleyin" odasına almadan evvel bir kuple moonlight sonata çalan enteresan sanraliyle sabahıma neşe katmış konsolosluk. her daim neşe kaynağıdır o ayrı tabii.
  • onunde cesitli "form doldurucu", "belge kontrol edici" adamlarin konuslandigi konsolosluk
    butun bu "yardim" onerilerini her ne kadar geri cevirseniz de, konsolosluk gorevlisi oldugunu hic sanmadigim bu adamlar gisenin onunde elinizden belgenizi alir, soyle bir bakip pasaportunuzun arasina sokar sonra giseye verir. sen kimsin, benim belgeme niye bakiyorsun, kendi kendime giseye gidemez miyim gibi sorular sormaniza da pek firsat kalmaz...
  • başvurmak istediğiniz vize türüne belge eksiğiniz ya da herhangi bir engeliniz olmamasına rağmen başvurmanıza izin vermeyerek "siz şu vizeye başvurun, o daha doğru" demek suretiyle yanlış vize almanıza sebep oldukları gibi başvuru ücretinizi de yiyen anlama özürlü çalışanları olan alman kurumu. ömrümü tüketen almancadan bozma türkçeli çalışanlarına laf anlatmak deveye hendek atlatmaktan zordur. öyle ki doktora öğrencisi onların gözünde öğrenci değildir, bir üniversiteye kayıtlı olacak olmanız ise proje yürütecek olmanızın önünde değildir. acil durumlarda ulaşılacak telefon numaralarını 200-300 kez (abartma yok) aramış olmanıza rağmen çalışma saatleri içerisinde 1 kez cevap verirler. birebir konuştuğunuzdaysa çalışanları insan haklarından bir haber gibidirler, ittirip kaktırmakta sorun görmezler. her kademesinde sizi "ne var" diye karşılayan sorumluları vardır, hataya düşüp kibar konuşursanız sustururlar. anladıkları dilden, yani yüksek tonlama ile "kardeşim, hey, hop" türünden konuşmanız gerekmektedir.
  • hiçbir şeyi beceremeyen bir konsolosluktur efendim. teslim edilen belgelere zerre bakmadan başvurulan vize türü ile ilgisiz ne işe yaradığı belli olmayan bir vizeyi, zaten vizenin verdiği hak kadarını sağlayan yeşil pasaporta sahip olsanız da lütufmuş gibi sunarlar size. bir de uyarıp "çıkış tarihimden başlayacak değil mi?" diye sorsanız da hatta 2 kopya doldurduğunuz başvuru formuna açık ve net bu tarihi yazsanız da başvuru tarihinizden başlayan vizeyi yapıştırıverirler. (ben daha gidemeden süresi bitiyor kardeşim, yapacağınız işin içine...)