şükela:  tümü | bugün
  • ankarada yaşayan insan topluluğudur. genel özellikleri ise bazı genellemelerden bilindiği üzere gri ve kıro olmalarıdır.. mesela bu kıro ankara insanı otobüs duraklarında sıraya girerler*.otobüs geldiğinde ise itişip kakışmadan otobüste yerlerini alırlar. ankara sokaklarında dolaşırken bol miktarda takım elbiseli görebilirsiniz bu kıro ankara insan modeli beyaz gömleğin üzerine lacivert kravat takar*. trafik desen kıro ankaralı şöförler sayesinde ümitköyden kızılaya 20-25 dakika gibi bir sürede ulaşılır.üstüne üstlük senelik 1.5 milyon dolarlık girdisi olan,ne zaman gitseniz minimum yarı dolulukta olan turkiye'de ki en buyuk universite kutuphanesi olan bilkent kütüphanesi bu kırolar diyarındadır.zaten kıroluğun el kitabında da kitap okumak,ilim irfan sahibi olmak yerlere tükürme maddesinden sonra gelmektedir.
    ankarada deniz olmadığı için ankaranın gri ve kırolarla dolu olması kaçınılmazdır.bu yüzdendir ki entellektüel kesim türkiyede ve dünyada deniz kıyılarına göç etmekte kendilerine bir bakıma yaşam alanı oluşturmaktadır.zira bu istanbul örneğinde de görülmektedir.boğazda yüzen ve dibinde olan izmarit,sigara paketi ve pet şişe miktarı istanbuldaki entellektüel tayfa yoğunluğu ile doğru* orantılıdır.
    örneklerde gördüğünüz üzere bu insanların genel özelliği kıro olmalarıdır.
  • deniz kenarında beyaz çorapla ve hatta onu içine alan bir spor ayakkabı ile dolaşan, kuma, suya, toprağa ayak basmamış kıraç yerin efendi memurları
    (bkz: deniz kenarında spor ayakkabı ile dolaşmak)
  • yaşamımın 24 senesini geçirmiş olduğum insanlar topluluğu. her büyük şehirde olduğu gibi çoğunluğunu diğer ufak şehirlerden göç etmiş insanlar oluşturur.

    ankara insanına gelirsek eğer, her toplumda olduğu gibi çok çeşitli ve farklı yapılarda olan insanlardan oluşmaktadır. ama genel olarak bakılınca benzer özellikte ve yapıdadır.

    öncelikle bilinmelidir ki; ilk göze çarpan husus ankara'da yaşayanların önemli bir bölümü burada eğitimlerini devam ettiren öğrencilerin oluşturduğu gruptur. hem ankara'da yaşayan hem de başka illerden eğitimlerini tamamlamaya gelenlerden oluşur. gençlerden oluşan topluluk olduğu için, genelde ankara'da yapılabilecek olan sosyal faaliyetlerde bu gruptan insanlara daha çok rastlayabilirsiniz. tunali hilmi, bahçelievler, kızılay, yıldız vb. gibi şehrin daha modern ve sosyal gelişimi hızlı olan bölgelerini tercih ederler.

    diğer önemli bir grup ise, ankara ismi ile beraber anılmakta olan memurların oluşturduğu topluluktur. zira 'ankara memur şehridir' sözü de buna dayanmaktadır. günün uzun bir bölümünü iş yerlerinde geçiren ve daha çok sabah işe gidiş ile akşam mesai bitişinde eve dönüş zamanları karşılaşabileceğiniz insanlardır. memur olmaları sebebiyle belirli bir kıyafet düzeni içerisinde giyindikleri için, adeta prototip insan modeli gibidirler, birbirlerine oldukça benzerler. bir memurun standart yaşam biçimine uygun şekilde yaşarlar. isimlerini çeşitli eylemler düzenledikleri zaman görür ve işitirsiniz. sosyal yaşam bakımından maddi imkanları dahilinde sınırlıdırlar. eğlence hayatları bu nedenle çok uç noktalarda olmayıp, kısıtlıdır.

    ve işçi grubu. hayatlarını, elverdiğince daha iyi şartlar altında sürdürme çabasında bulunan diğer iki gruba göre hem sosyal hem de iş hayatı açısından daha zor şartlar altında yaşamlarına devam eden insanlardır. tıpkı memur grubunda olduğu gibi belirli zamanlarda seslerini grevlerle yükseltmeye çabalayan gruptur. bunun haricinde ne etliye ne de sütlüye dokunmaz, sadece kendi yaşam alanları dahilinde hayatlarına devam ederler.

    ve tabii ki her şehirde görebileceğimiz gibi bir de esnaf grubu vardır. ankara'da esnaf olan insanların çoğu (benim bildiğim ve tanıdığım kadarıyla) genelde ankara'nın yerlilerinden oluşan kısımdır. haymana, kayaş, kızılcahamam, mamak gibi ankara'nın ilçelerinin yerlisi bu işle iştigal ederler ve gözleri açık, ticarete yatkın tiplerdir. memur ve işçi gruplarında olduğu gibi esnaflar da zamanın çoğunu işlerini yapmakla geçiren ve ancak alışveriş yaptığınız zaman muhattap olarak karşınızda bulduğunuz kesimdir. tıpkı bu gruplarda olduğu gibi, sosyal hayatları zayıf ve kısıtlıdır. zira, amaç gene daha iyi şartlarda yaşayabilmek için çalışmaya devam etmektir.

    ve tabii ki bunların tam tersi koşullara sahip olan üst tabaka kesimi. her şehirde olduğu gibi burada da ankara'nın kaymağını yiyen kesimdir. ankara'nın en lüks yaşam bölgelerinde ikamet eden, en pahalı mağazalardan alışveriş yapan, ellerindeki tüm imkanları olabildiğince en konforlu ve lüks mekanlarda değerlendiren ve bunlar çerçevesinde belirli bir standarda kavuşmuş yaşam şekline sahiptirler. sosyal hayatlarına ait her nokta diğer gruplara göre çok daha farklı ve uç noktalardadır ki, normali de bu şartlara sahip olmanın verdiği avantajlar ile budur.

    ve son olarak, varoşlar ve varoş insanı göze çarpar. şehrin en az gelişmiş ve gözden uzak noktalarında bulunan gruptur. hasköy ve pursaklar gibi şehrin sınır noktaları olan kesimindedirler. bir çoğu ya ankara'nın eskilerindendir ya da zamanında şehre göç etmiş ve kendi imkanları dahilinde bir iş hayatına atılarak geçimini sağlayan, en sessiz ve en az göze çarpanlar olarak nitelendirebileceğim topluluktur. bulundukları çevre ve imkanları ile kıyaslama yapılırsa, diğer tüm gruplardan çok daha kısıtlı ve zor denilebilecek hayatları vardır.

    görüldüğü üzere ankara insanı ancak ankara'da yaşayan buranın havasını, yaşam şartlarını ve hayatın nasıl bir akıcılıkta devam ettiğini az çok bilen bir kişiye göre böyledir. diğer büyük şehirlerimizde de olduğu gibi, eğer ki bir benzetme yapılacaksa çorba gibidir. her yerden, her tür insanı bulabilir ve nitelendirebilirsiniz. ama özellikle, şehre göç etmiş insanlarını ele alırsak eğer, sivas, çorum ve yozgat ağırlıktadır.

    ankara insanını şehre gelip geçirilen birkaç güne dayanaraktan kıro, deniz kültürü olmayan, sosyal hayat nedir bilmeyen vb. daha çok aşağılamaya yönelik söylemlerle tarif edemezsiniz, edilmemeli. her toplumda olduğu gibi ankara'da da bu genellemelere uyacak/uyan insanlar elbet mevcuttur ama bunu tüm ankara'da yaşayanlara mal edercesine söylemek çok yanlıştır. evet, ankara insanının denizle büyümediği ve yaşamadığı bir gerçektir ama bu onları ne kıro yapar ne de başka bir şey. eğer ki bu itham doğru ise, insana sormak gerekir "deniz olan şehirde yaşayan insan mıdır kültürlü olan?" ve eğer ki cevap evet ise, karşı bir sav üretip "biz deniz kültürü nedir biliriz" diyenlere, yaşadıkları şehrin denizini bok ettiklerini hatırlatma gereği duyar ve "bu mu deniz kültürü?" diye sorarız. ama tüm ankaralıları bir genelleme ile aynı kefeye koymak ne kadar yanlışsa, bunu söylemek de o kadar yanlıştır. zira, bir ankaralı olarak derim ki; "ankaralılar bu tür düşüncelere kapılmaz ve söylemezler." bir sepet yumurtadan birisi kırıldı diye bütün sepeti çöpe atmak olmaz. illa ki denizle ilgili bir şey söylenmesi icap ediyorsa, ankaralı balığı değil eti daha çok tüketir. kimse, anasından balıkadam olarak doğmamıştır.

    sosyal hayat bakımından yetersiz ve eğlenmesini bilmeyen insanlar olarak görülmeleri de ayrıca bir garipliktir. her insan kendi imkanları dahilinde olduğu kadar, yaşadığı çevrenin de ona sağladıkları kadar bir sosyal hayata sahip olabilir. ankara insanı içerisinde oldukça iyi imkanlara sahip olmanın avantajları ile son derece modern bir sosyal yaşama sahip olanlar olduğu gibi, dar gelirli olmaları sebebiyle bu hayattan tamamen uzak yaşayanlar da vardır. bu durum, ankara insanını ne çok modern yapar ne de her şeyden bihaber yaşan bir toplum. "urfa'da oxford vardı da biz mi okumadık" misali, ancak şehrin kendilerine sağlamış olduklarını değerlendiren insanlardır. x bir şehirde bir memur ya da işçi, nasıl son derece aktif ve modern bir sosyal hayata sahip olamıyorsa, burada da aynen böyledir. her şehirde olduğu gibi ankarada da insanlar yaşamlarını bu standartlar çerçevesinde yürütürler. ne bir eksik ne de artı yönleri yoktur.

    şehrimin insanını biraz pofpoflamak gereği duyarsam eğer, ankara ne kadar gri olursa olsun insanları rengarenk ve sıcak kanlıdır. herhangi bir yerde gördüğünüz insanların surat ifadelerinde ister istemez bir sıcaklık görürsünüz ve kanınız kaynar. şehrin yapısı ve insanına kazandırdıkları itibariyle ankara insanı güven verir, güvendedir. x bir şehirde olduğu üzere her an bir olay olacakmış, başınıza bir şey gelecekmiş gibi düşünmezsiniz. zira, bunu düşünmenize sebebiyet veren insanı yoktur, olsa da azdır. genel yapısı itibariyle ankara'da yaşayanlar büyük oranda benzer hayat şartlarına sahip kişilerden oluştuğu için, birbirlerini iyi anlarlar. yabancı bir insansanız eğer, hiç tanımadığınız halde selam verdiğiniz de yadırgamaz ve size selam verirler, sorularınızı terslemez ve cevap verirler.. bu da böyle gider.. sözün özü; her ne kadar beğenmeyeni çok olsa da ankara insanı, insan ilişkileriyle örnek alınması gereken topluluktur.
  • "ankara'yı ankara yapan, ankara'da yaşanlardır." demişti biri vakti zamanında. doğrudur da, gerçek dostların bulunabileceği kümedir. yalnızlığı-soğukluğu betimleyen bir şehirde en büyük çelişkidir bu da.
  • memurlar, memur eşleri ve memur çocukları.
  • milletvekilleri, eski milletvekilleri, milletvekili eşleri, eski milletvekili eşleri, milletvekili çocukları, eski milletvekili çocukları, öğrenciler, memurlar; son.
  • ankara insanı börülceyi bilmez zeytinyağını sevmez.
  • ankara insani tum turkiye icindeki her turlu iyi niyet, saygi, sevgi gibi insancilliktan uzak nimetlerin sahibiyken ayni zamanda da tum balkanlarin ve orta dogunun da en cok ogle tatili yapan kimseleridir. ankara demek ogle tatili demekse eger ankara insani da ogle tatillerinin usta zihin kovalayicilaridir.
  • bir arkadasimin annesi demisti ki; "suyu olmayan kentlerde; gokyuzu inadina cok cok guzel olurmus". ankara insani bunun tadi damaginda yasayan lakin varolmayan denizi ile derdini halledememis kisidir.
    yillar once de mercan dede "burda binalar cok cirkin ama insanlar tam tezat halinde cok guzeller" diye belirtmisti ankara insani ile ilgili hislerini.
    nihai olarak; bendenizin kanaatince en asil duygunun insanidir ankara insani.
  • bütün genellemeler yanlıştır dedirten tanımlama arayışı.