şükela:  tümü | bugün
  • en pavyon gibi olanlarının çankırı caddesinde konuslandıgı bilinir.
  • şimdi bunca zaman geçmiş, 10 sene olmuş. ben 3. entryi yazıyorum. rağbet yok demekki fazla. güzel bu, evet. olmasın da zaten.

    ankara'yı çok iyi bilmiyorum. kaldığım süre zaten 1 sene. nedir dersen sakarya derim, kızılay derim, tunalı derim. araya çaktırmadan bir maltepe sokuştururum, baktım sen de uğramışsın oralara, kıpır kıpırsın, birkaç pavyon adı saymaya çalışıyorsun benden sonra, tiksinirim senden. hemen pavyona gittim, karı düşürdüm, bedava verdi, hep gel erkeğim dedi geyiklerine girecek gibi duruyorsun. sevmedim seni. senin üzerinden anlatmayı düşünüyordum konuyu ama olmadı, olamadı. tek başıma devam edeyim.

    tam mekanını bilmiyorum arkadaşlar. taksiyle gittim çünkü hep. maltepe civarı diyorlar, doğrudur diyorum. kızılaydan hangi taksiye binerseniz sizi götürürler zaten ama önce ben bir anlatayım, siz ondan sonra gidin.

    öncelikle ankara'da ya da herhangi bir memlekette en azından bir garson bile olsa, tanıdığınız olmadan böyle yerlere gitmeyin. ya da bana ne lan? öğreten adam mıyım ben allasen? ben tanıdık sıkıştırdım araya gittim. çok merak ediyosanız siz de gidin. gidemeyecekler için devam edeyim o zaman. (çok çeliştim bu gece, oh bebek..)

    pavyon hep bildiğiniz pavyon işte. karı kaldırmanın imkansıza yaklaştığı (tamam hadi, sen çok yakışıklısın. senin için bir epsilon fark bırakalım imkansızdan. sonra hep beraber sonsuza varırız), fiyatların bistroların fiyatlarını geçtiği, ortalama barları ağlattığı, garsonlarının kerizi daha kapıdan girerken anladığı, bayan içkisi'nin 40-50 lira olduğu, hesapta yüzde seksene varan indirimlerin yapılabildiği yerler. bunlardan uzun uzun bahsetmeye gerek yok. ortalama pavyonlardan bahsetmiyoruz. ankara pavyonlarından bahsedelim haydin.

    ankara pavyonlarında beni ilk ve en çok şaşırtan şey seçtiğin konsomatris bayanla, sahnede 2 şarkı eşliğinde ankara havası oynamak için önce bir bayan içkisi kadar ücret ödemek, ardından yaklaşık hafta içi 30 dakika, hafta sonu 1 saat beklemen gerekmesiydi. ben ilk duyduğumda dalga geçtiklerini sandım ama baktım ki benden başka gülen yok, herkes işe aşina ve daha da kötüsü ben hariç herkes sıraya girmiş; her zamanki "abi ameliyat yerim ağrıyo, oynayamam ben" mazeretimi öne sürdüm ve izlemeye başladım. garip, gerçekten garip.. mesai saatinde birbirlerine 20 kuruşluk çayı itelemeye çalışan adamlar, gece olunca kurtadam oluyor, cömertadam oluyor, hepsi sıraya giriyor toplamda 5 dakika oynayabilmek için. 3-4 şarkı art arda oynayan adam o gece oranın şahı oluyor, kralı oluyor. eğer aramızdan biriyse 1 hafta ondan bahsediliyor. bahsedilen pezevenk de erken terfi almış gibi kabarıyor. insan gittikçe alışıyor bu duruma. oynamasan da misal osman abinin oynamasıyla eğlenilebiliyor falan...

    benim için bundan daha az şaşırtıcı olanıysa, ki elbette görecelidir, ankara havalarını layığıyla oynayabilen, çat pat türkçe konuşabilen ruslardır. artık parası mı iyidir, oyun havasına mı vurulmuşlar bilemem ama bana garip gelmişti.

    şimdi entrynin sonlarına doğru gelirken meraklanıp gitmeniz ihtimaline karşı tekrar uyarmak istiyorum sizleri. benim gittiğim farklı mekanlara en azından şef garsonu, genelde mekan sahibini tanıdığımız için gidiyorduk. zaten olay da sahneye çıkıp oynamakta. normalde merak edilecek birşey yok ama böyle sosyal gözlem yapayım, fotoğraf çekeyim, kameraya çekeyim gibi düşüncelere kapılmayın derim ben.

    bir de telebar olayı var ki ankara'da, o apayrı birşey. yeğenlerim okuyor burayı, az kaldı nikimi öğrenmelerine. herşeyi yazmak istemiyorum. belki başlığa birşeyler yazılırsa devam ederim.

    bu arada yutup'a ankara pavyonları yazıp da aradığını bulamamışlar için gelsin bunlar da:

    (bkz: kara mehtap)
    (bkz: bülent gökçe)
    (bkz: ali direk)

    today s trivia: sahnede oynayan bayanların gecede 300-400 lira, gece 12'den sonra çalmaya başlayan tanıdık simalarınsa gecede 1000 lira kazandığını biliyor muydunuz?
    (lan o kadar özendiydim saruman'ın bu trivia olayına... verdiğim bilgiye bak şimdi. olmayınca olmuyo aga.)
  • batakhanelerden farksız, rezilliğin ve iğrençliğin eğlence olarak sunulduğu mekanlardır.

    özellikle ulus çevresindeki pavyonlarda güvenlik problemi de vardır. hatta öyle anlar olur ki nereden bir kurşun gelecek diye beklersiniz.
  • artik bir online rehberi olan pavyonlardir, suradan yorumlara, fiyatlara, sanatcilara ulasabilirsiniz:

    http://alemankara.com/gazino

    ps: hayir hic gitmedim ama merak ediyorum dogrusu hanimi da alip gidicem bi gun.
  • şuradan izlenebilir: http://video.mynet.com/…yon_otomatik_selver/121122/

    (bkz: otomatik selver)
    (bkz: bandırabaş) (hayatımda duyduğum en ilginç kelime)
    (bkz: hello ankara)
  • dört bölgede kümelenmişlerdir. dışkapı, cebeci dörtyol, maltepe ve esat-kavaklıdere. diğerleri bir kenara esat-kavaklıdere bölgesindekiler için sanırım iyi para gerekmekte. önünden falan geçerken gördüğüm arabalar falan öyle ucuzuna binilecek şeyler değil.
  • can mekanlardır.
    raconu biliyorsanız, unutulmaz ortamlar yaşanır.
    en kral mekanlar;
    cebeci, dışkapı, ismetpaşa, çankırı caddesi taraflarındadır.
    kafanıza göre dört arkadaş gitmeniz, sahne showu yaparken çok işinize yarar. tahta kaşıkları dik tutarak, gerçek bir angara'lı gibi misket oynamak ve alkış almak bir ömre bedeldir.
    rakı'nın gazı ile, keklik gibi; götünüzü, başınızı oynatmadan seymen tarz misket oynamak, mor koyun en keyifli andır.
    konslar ile misket oynamak tavsiye edilmez.
    konslar ile salla, oynanır. zilleri takarsınız. konslar sevmez tahta kaşığı.
    iki kişiyseniz;
    topal en iyi seçimdir. topal oynamak ayrı, bir beceri ister.
    keyiflidir, ankara pavyonları.
    gecenin sonunda, tahta kaşık kırmak adetdendir.
    özlenendir.

    z.ö;
    amına godumun, çakma entelleri. siz gidin lost izleyin.
  • bunlarda jeton atıp da atari oynar gibi sahnede kaşıkla oynayan adamlar vardır. jeton dediğime bakmayın, adamlar eline kaşığı alıp sahnede bir kadınla misket/salsa/çaça/rumba karışımı bir dans icra edebilmek için asgari 20 tl para bayılır. azami 7-8 dakika süren bu ritüeli izleyenin bir daha unutabileceğini sanmıyorum. bildiğin kültür şoku...

    içmek için, güzel meze yemek ve derttten tasadan kopmak için gidilir buralara. karı kaldırmaya gidenin eline verir gönderirler. ya da yapın amınakoyim, paranız bolsa yapın. iki tane kezbanla güzel bi gece geçirmek için bayılın yüzlerce lirayı. kezban dediğime bakmayın, aslında bunlara kezban bile denmez, bildiğin hamzadır buralardaki kimi hatunlar. geçenlerde gittiğimde bi tanesi "gardaş oturiim de bi bira içiim la" demişti de üç gün erken boşalma sorununa gark oldu bünyem. bunu diyen hatunu da yolda görsen dibin düşer, pipin büyür.

    dediğim gibi, gitmeye niyetliysen gidip yiyip içeceksin buralarda. garson olayın özüdür. çok fazla (<10) gitmesem de gittiğimde edindiğim izlenimlere dayanarak söyleyebileceğim en net şey bu. adisyon madisyon hepsi garsonun eline bakar. tutup da beleş rakı açmaz ama en azından meze tabağın boş kalmaz. ezik görünmeyeceksin, sikeller. mal mal sağa sola bakmayacaksın, döverler. elbette mübalağa ediyorum ancak siz yine de dinleyin sözlerimi. başka masaları dik dik kesmeyin. buralara hamalı da gelir, kodamanı da. kimsenin ne bok olduğunu bilmediğin bir ortamda temkinli davranmak gerekir.

    raad olun, gidin makul bi para ödeyip yiyip için. sktimin kılaplarında ayakta saatlerce dikilip de redbullaha 20 kaat bayılacağınıza, gidin raadınıza bakın gençler. elektronikti, rocktı, festivaldi, canlısıydı, cansızıydı envai çeşit ortamı gördüm ama pavyon kadar rahatlatan ortam görmedim. 150 kaat verdiğin beyaz lakost göyneğinnen kılaplarda yılan dansı yapıp gız tavlama derdine düşme, delikanlı ol gel ye iç, ortamı izle buralarda koçum*. eminim sen de mesut ayrılacaksın ve piirsikli kardeşine duacı olacaksın*
  • en büyük pişmanlıklarımdan bir tanesinin öznesi. ankara'da 5 yıllık öğrencilik hayatımın 4 senesi cebeci'de sıklıkla bulunan pavyonlara 100 metre bir mesafede geçti. o kadar istediğim gitmek. ama bende öyle arkadaşlar vardı ki, adamların sigara,yemek falan işi olmasa evden çıkmayacaklar. sonra sonra tabi bizde onlar gibi oldu. açıkçası götüm de yemedi tek gitmeye. hala aklımdadır ama. bir gün oralara benle gidecek bir arkadaşım olursa, veya benim götüm yerse gideceğim. bir gün...
  • genellikle keriz avlarlar. müşteri kitleleri zengin ama kıro diye tabir ettiğimiz kesimden ibarettir. ancak ne hikmetse bu pavyonlarda "takılan" insanlar bu saçma eğlence karşılığı binlerce tl verirken ne okulda cebinde 5 kuruşu olmayan çocuğunu, ne de evinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olan eşini düşünürler..

    gidin, gözlerinizle görün. genellikle müşteriler eğer evini, yurdunu, yuvasını yıllar önce dağıtmış yalnız ve nispeten daha yaşlı kibar abilerimizi saymazsanız genellikle bu profildendirler.

    hepsi acınacak haldediler. vücudunu olabilecek en kahpe biçimde ve ne hikmetse şarkı söyleyerek pazarlayan zavallı kadınlara dokunmak, onlarla birkaç dakikalığına vakit geçirmektir o insanlar için eğlenmek. gecelerini, gündüzlerini, yıllarını, ömürlerini harcayanlar vardır bu aptal mekanlarda. çalışanları, müşterileri, hatta işletenleri..

    yazık tabi kimlerin çocuklarıysa. insan acımıyor değil.

    hele bi de dışardan bakınca bu insanlara özenen kitle var ki, tam allah'lık :)))) evladım hayatının kıymetini bil, çık, gez, toz. sinemaya git, kitap oku, yurtdışına git. karıya git. hobi edin, bi spora başla. yeni bir dil öğren. seçenek çok, beyin bedava. kullan onu.