şükela:  tümü | bugün
  • istanbul'da simit deyince benim aklıma çekirdekli simit geliyor..yüzeyi tamamen kavrulmuş ay çekirdekleriyle kaplı simit..ankarada hiç rast gelmedim..ama istanbulda çok sık rast geliyorum.

    ama ankara'nın gevrek simidini istanbul'dakine tercih ederim..
  • çocukken ilk yediğim istanbul simidi idi. küçücük ellerimde hiç üşenmeden o kalın simidi tutar, sırtımız haydarpaşa'ya dönük; ablamla birlikte objektife poz verirdik.

    ergen yaşlarla gençliğimde ise yediğim ankara simidi; tam memur boyunda ipincecik, susama bulanmış, saçlarını ankara rüzgarında savuran bir güzelin endamına yaraşır biçimde narin bir havaya sahipti ve aynı zamanda varlıkla yokluk imgesinin yüklendiği en simgesel yiyecekti. çabuk biterdi ama baya uğraş verirdik. yiyenlerin çenesini kramplarla tanıştıran kadim bir kültür ögesiydi. boyutu küçüktü ama damaktaki yeri her devirde kalıcılığını korumuştur.

    sonraki yıllarda da ankara'ya her gidişimde ykm'nin önündeki simitçiden aldıklarım ile hemen yanındaki büfeden portakal suyu sıktırır kahvaltımı şipşak hallederdim. henüz ortada belediyenin meyve suyu şirketi yoktu. bazen ikindide yolum düşerdi ve yine almadan duramazdım. dönüşlerde en az on tanesini kapıp getirirdim eve. iki günlük bile olsa sabah kahvaltıda tost makinesinin içinde sıcak ve gevrek tüketilmeye hazır olurdu; tam da ankara'nın tevazusu içinde.

    2016 güzünde istanbul'da çocukluğumun simidini yeniden tattım; onun da şahsına münhasır bir lezzeti olmasına rağmen ikinci kez canım çekmedi. alıştık bir kere sevgiliyi öper gibi rüzgarında ankara simidi tüketmeye.
  • ankara simidinin olduğu bir ortamda istanbul simidi adında birşeyden bahsetmek, aynı cümle içinde kullanmak ayıptır, günahtır, anayasal suçtur. istanbul simidi (her ne ise) ankara simidini gördüğünde ayağa kalkar, önünü ilikler.
  • 90’lı yıllarda yediğim istanbul simidi harikaydı. ancak şu an açık ara ankara simidi kazanır.
  • istanbul simiti hiç bir zaman harika olmadı. istanbul, tezgaha bok koysan satılabilen bir yer olduğu için herhangi bir şeyin ortalama lezzeti konusunda, herhangi bir şehirle karşılaştırılması doğru olmayan bir yer.
  • istanbul da yaşayan biri olarak ankara simidi diyorum. hiç ankara simidi yemedim bu arada.
  • izmir gevreği diyor ve linç yemek için bekliyorum
  • fırına atılan a101 simidi
  • ankara simiti diyorum ancak istanbul simiti de yenilebilir. uzak durulması gereken, yavan ve sert olan izmirdekidir. zaten onlar da ona simit dememektedir.
  • rengi, biçimi, hamur dokusu farklı olabilir, ama simidin susamlısı, tazesi, gevreği ve çıtırı özellikle makbuldür. peki istanbul sokak simidi gerçekten, örneğin, görece koyu renkli ve tıkız ankara simidinden, susamı daha az ve altı hafif yassı eskişehir simidinden, nohut mayalı izmir gevreğinden, ağızda hemen dağılan ayvalık simidinden, yassı aydın simidinden, susamsız, sert, kuru rize simidinden, ya da her kentimizin ürettiği pastane simitlerinden çok mu lezzetlidir? sorunun cevabı evet.

    istanbul'un havasından mı suyundan mı? ama istanbul sokak simidi bir başka oluyor. lezzet veren 4 unsur simidin böylesine lezzetli olmasında en önemli öğe, şüphesiz hamurun pekmezli suya atılmasıdır. hamur yoğrulur, 10-15 dakika bekletilir, kazandaki sıcak pekmezli suya atılır. 3-5 dakika bekletilip çıkarılır. önce kanaviçe çuvalların üzerine çıkarılır, sonra çiğ susamın içine, sonra kürek üzerinde fırına atılır. artun ünsal kitabında bir simidi lezzetli yapan dört öğeyi şöyle sıralamış: unun kalitesi, susamın kalitesi, fırında pişirme sıcaklığı ve ustalık, beceri. bunlara pekmezin kalite ve temizliğini de eklemeyi ihmal etmemeliyiz.
    (artun ünsal, yazar, gurme ve önolog)