şükela:  tümü | bugün
  • bundan tam 5 dakika önce, köpeğimi gezdiriyordum. sokaktan karşıya geçerken bir arabanın sinyal vermeden üzerimize döndüğünü gördüm ana yoldan. açık camından içeriye eğilerek "sinyali ne için koymuşlar?" diye sordum. sonrasını aynen aktarıyorum:

    +sinyali ne için koymuşlar?
    -ne için koymuşlar?
    +haber ver diye koymuşlar.
    -sen araba mısın?
    +e ben de sana göre hareket ediyorum?!

    işte böyle kapasitesiz insanların trafiğidir ankara trafiği. adam "trafik" kavramının ne olduğunu bilmediği için, yayaların da trafiğin bir parçası olduğundan bihaber.

    dolayısı ile, ankara trafiğinde ne motorlu taşıtlara saygı gösterilir, ne de yayalara.

    ayrıca, şeridinden değil de, şerit çizgisini ortalayarak gidenler de ankara trafiğinin vazgeçilmezleri arasındadır.

    edit: dış kapının nahit menteşesi sayesinde gördüm ki "motorlar" kelimesi başka taraflara çekilebilirmiş, "motorlu taşıtlar" olarak düzelttim.
  • ister bir sürücü, ister toplu taşıma araçlarının bir müdavimi, isterseniz de bir yaya olarak içinde bulunurken hiyerarşisini öğrenmeniz gereken trafik. hem can sağlığınız hem de daha da önemlisi akıl sağlığınız için.

    bu hiyerarşi şöyledir (yukarıdan aşağı):

    - dolmuşçular
    - allah
    - halk otobüsleri ve gökçek'in beyaz dolmuşları
    - egocular
    - taksiciler
    - ekmek arabaları
    - çimento kamyonları
    - polis
    - mümessiller
    - diğer araçlar
    - ambulanslar
    - yayalar

    aklınızın bir köşesinde dursun .
  • geçenlerde ankara'ya yeni tayin olan bi arkadaşımın arabasında şerit uyarı sistemi olduğu için övünmesiyle kahkahayı basmama sebebiyet veren trafik.

    şerit ne lan ankara'da? hahahaha!
  • istatistiği var mı bilmem ama şehir içi ölümlü ve yaralanmaya yol açan trafik kazalarının sanırım nisbî olarak en yüksek olduğu şehir ankara'dır.

    ankara'da kişi başına düşen ne insana ne hayvana benzer şoför sayısı ortalamanın üzerindedir.

    ankara'da trafikte her gün ve her saat (24 saat hesabına göre) şu olaylara rastlarsınız:

    - ankara'da mobese'nin veya trafik polisinin olmadığı noktalarda trafik ışıklarına riayet etmeyen şoför sayısı istisna değildir. ankara'da motorlu taşıtların kırmızı ışıkta keyfince geçip gidebildiğine her an şahit olursunuz. 06 plakalı bir araç için gerçeklik kendi algıladığı kadardır. malum plaka kendine yaklaşmakta olan bir tırı görmüyorsa, o tır yoktur.

    - ankaralı şoförler kırmızı ışık yandığı veya sağa dönüşün serbest olduğunu belirten yeşil ışık yanmadığı halde sağa dönüşün serbest olduğuna kendini inandırmış, bu inancını kural haline getirmiştir. üstelik ankaralı şoförler trafikte böyle bir kuralın olmadığını bilen aklı başında ve ölmek istemeyen diğer bütün sıradan şoförleri hayretle ve öfkeyle izler. sağ tarafta kırmızı ışıkta bekliyorsanız korna tacizine uğramanız olağandır (yürüsene la bebe!)

    - ankara'da yayaların hiçbir önceliği yoktur. küfür yeme öncelikleri sonsuzdur. eğer bir yayaya yol veren bir şoför görüyorsanız ankara'da, plakasını alıp daha sonra kendisini cumhurbaşkanlığı için aday gösterin. o derece nadir rastlanırlar. o derece yalnız, o raddede temiz insanlardır.

    - taksilere dikkat ediniz. bir taksi şoförü 60 km hızla yaklaştığınızı gördüğü halde aranızdaki mesafe üç metreye inmişse bile burnunu tali yoldan, park alanından, sağ taraftan uzatır. "nasıl olsa duracak gardaş", vizyonlarıdır. sizin heyecana kapılıp direksiyonu sola kırmanız ve sol şeritte arkadan gelen iri bir belediye otobüsü altında kalmanız taksi şoförünün derdi değildir.

    - ankara'da bisiklet süremezsiniz.

    - sinyal lambasını söküp atabilirsiniz. kimse ihtiyaç duymuyor.

    - ankara'da kaldırımlar kurye vb meslek sahiplerinin alternatif yoludur. yaya ve kaldırımda olduğunuz halde bir motosiklete yol vermediğiniz için dayak yiyebilir, azar işitebilir, hepsi bir yana ezilebilirsiniz.

    - işlek caddelerde bir anlığına sağa yanaştıktan sonra tekrar trafiğe dahil olmanız insaf sahibi bir ankaralı şoförün önüne düşmeyi beklemenizi gerektirir. hiçbir ankaralı şoför yoktur ki tekrar trafiğe dahil olmak isteyen ve sağ tarafta bekleyen bir başka araca yol versin. trafik ne zaman tenhalaşırsa o zaman yola çıkarsınız.

    - tek yönlü yolda ters yönden gelen kimi ankaralı şoförler kendisine yol vermemenize bir türlü anlam veremez. geri geri giderek kendisine menevra alanı açmamanız için hiçbir sebebinizin olmadığını varsayar.

    - kaldırıma park etmesinler de nereye park etsinler?

    - kızılay kavşağı fantastiktir. herhangi bir araç kızılay'daki kavşaya geldiğinde, eğer gideceği istikamet doğrusal/dik ise (yani sapmadan yoluna devam etmesi gerekiyorsa) önce sağa dönmeli , 150 metre ilerledikten sonra karşısına çıkan bir başka kavşaktan dönerek gerisin geri tekrar kızılay kavşağına gelmeli ve ondan sonra tekrar sağa dönmelidir. bilmeyenler anlamadı, biz de anlamadık kaç yıl oldu.

    - kimi ankaralı yayalar, eğer aralarından biri kırmızı ışıkta karşıya geçmeye cesaret etmişse bunu güvenilir ve aksi ispat edilemez bir karar olarak algılar. "o geçti amma" yeterli bir ispattır. o geçmişse herkes geçebilir. ne kadar kalabalık olursak timsaha hedef olma ihtimalizmiz o kadar düşer, prensibiyle hareket eden bir zebranın akıl hocalığı yapabileceği bir ortam düşünün.

    - ankara'da işlek caddelerde toma'lar trafiğin olağan unsurudur.

    - sıkıştırılmayı, savrulmayı, iki şeritli yolda üçüncü şeritten bindirenleri, aralıksız ve kesik korna sesini, trafik ilerlemezken aniden kaldırımdan gitmeye karar veren arabaları, hiç çekinmeden sürttüren veya çarpan belediye otobüslerini, cep telefonuyla yol boyunca konuşan otobüs şoförlerini, ara sokakta drift yapmaya kalkan serserileri hesaba katabilirsiniz.

    - ankara'da kimseyle yol verme tartışmasına girmeyin de derim. teke tekte iyi adam indirir, bıçaktan korkmam, kurşun geçirmem diyorsanız en doğal hakkınızdır. yol verme kavgasına tutuşabilirisiniz gönlünüzce.
  • şerit değiştirirken bırakın sinyal vermeyi, geçeceği şeride dahi bakmayan şoförleri var. iş yerine gelene kadar kaza atlatmaktan mahvoldum, hala elim ayağım titriyor. ben dikkatsiz olsam bugün en az 3 kaza yapmıştım 15-20 dakika içinde.

    edit: düşündüm de yaptığımız şey, araba sürmek değil daha çok akrobasiydi.
  • sarı ışığın asla yeşilden farklı muamele görmediği ve sağa dönüşün her zaman serbet olduğu bir trafik. hatta öle ki sağa sinyal verip de sağ şeritte yeşil ışığın yanmasını beklerseniz boş olan yan şeride çıkıp camı açarak size "saha dönüşte geçilil saha dönüşte geçilir!" diye götünden salladığı kuralları öğretmeye kalkanlar bile olur. ama yine de kızılay, ziya gökalp, kuğulu kavşağı, atakule kavşağı, bir de armada önü haricinde pek tıkanık yol olmaz, adamı kanser etmez. di...

    ama şimdi koçum melih kızılay, cinnah, atatürk bulvarı, eskişehir yolu trafiğini düzeltmek için koca şehrin topyekün ağzına sıçmış bulunmakta. aslında düşününce bu uygulama mantıklı. artık sıkışıklık olan noktalar şehrin diğer yerlerine kıyasla eskisinden daha az sıkışık. zira şehrin her yeri felç olmuş durumda.

    zeki arkadaşım kuğulu kavşağında trafiği katlı kavşak ile akıtacakmış, bunun için tunalı hilmi'den ve güvenlik caddesinden bulvara çıkışı kesmiş, cinnahı da tek yön yapmış. e katlı kavşağa ne gerek var ki? zaten trafik mis gibi oldu böyle iş makinelerini bir çekersen çiçek gibi akacak arabalar. gitmek istedikleri yere gidemeyip senin tek tönlerine hapsolacaklar belki ama gidecekler bir yerlere işte. eskiden tunalı hilmi'den güvenlik caddesi'ne ya da cinnah'a çıkmak için dakikalarca bekler, sökülen trafik lambaları, derme çatma göbek, gerizekalıca ayarlanmış sinyalizasyon akla geldikçe melih ve büyükşehir belediyesini şükranla anardık. ama süper melih'in harika dehası sayesinde artık anmıyoruz. çünkü artık tunalı'dan cinnah ya da güvenlik caddesi'ne hiç çıkamıyoruz. aslında kendisini hala sıkça, hatta daha sık anıyoruz ama o anmıyoruz bilsin. belli ki hoşlanmıyor.

    efendim kuğulu park yok olacak, olmayacak çok tartışılıyor. en son kavşağı 50 metre geriye mi almışlar neymiş... ben o konuyu takmıyorum pek zira kuğuluya zarar vermek sıkar biraz. ama kafama takılan başka noktalar mevcut. yahu melihciğim; tamam çok iyi niyetlisin, çok çalışıyorsun da kuğulu kavşağını adam edeceksin anladık. peki akay kavşağının 50 metre ilerisinde yeri oymanın ne manası var? sizin planlarda bi hata olmuş sanırım, oyduğunuz yerle kavşak arasında bir, bir buçuk kilometre civarında mesafe var. bir de sen oraya kavşağı dikeceksin iyi, güzel de; biz yayalar ne bok yiyeceğiz acaba? argo konuşuyorum ama alınma sakın, samimiyetimizden dolayı yani. ah tabii araçları kilometrelerce yeraltından geçirip yaylara yer açacaksın değil mi? hatta kuğulu parkı büyütecekmişsin diye duyduk. bravo! ha bir de daha bir kaç ay önce kuğulu parkın önünden akay kavşağına kadar refüj yenilemesi yapmıştınız, ne güzel peyzaj mimarları ile eski kurumuş ağaçları söküp köklerini daha derine indirerek yeni yeni körpe ağaçlar dikmiş, kırık bodür taşlarını cillop gibi yenileriyle değiştirmiştiniz ne güzel. hakikaten de takdir etmiştik hep beraber... 3 ay sonra hepsinin analarıyla haşir neşir olacaktıysanız ne diye diktiniz canım ağaçları? devasa kavşakların yapılacağı daha üç ay önceden belli değilse eğer, o kavşaklar için 3 ay içinde nasıl yeterli bir çalışma ve proje değerlendirmesi yaptınız aceba? biz daha kıçı kırık binanın tadilatı için 1 yıldan fazladır proje çizdirirken siz nasıl 3 ayda herşeyi tamam ettiniz allah aşkına söyle de millet ilim irfan öğrensin, bak allah adı verdim, şu projeleri bi göster de 3 ayda nasıl proje çizilirmiş görsün yedi düvel.

    söğütözü'ne de köprüyü kurmuşsun köprülü melih paşam... pek güzel olmuş da ordan günde 3 araba geçiyordu yahu! herhalde diğer kavşakların örneği mahiyetinde yapmışsındır onu da... bir bildiğin vardır muhakkak senin. yalnız oarayı boydan boya asfaltlamanın pek manası yoktu be? zaten kaymak gibiydi orası. ha madem asfaltı yaptın, bari üzerini delik deşik bırakmasaydın da menhol kapaklarını falan da yükseltseydin 5er santim. neyse herşeyi devletten beklemeyelim değil mi?

    ulan bu adamlar da çok acımasız ha! ne yapsan suç! halbuki sen adamlara yol ver, köprü ver, su ver... ee şey su vereme, sonra kalksın cart curt etsinler. bu ankaralı da bir halttan anlamıyor canım... neyse daya gitsin sen de köprüleri kavşakları. nasıl olsa bir halttan anlamıyorlar, bir halt anlamıyorlar. zaten seçimlerde de rakibin yok, bi ara karayalçın coştu ama doğan taşdelen sağolsun selametle atlattın. bu doğanlar size destek hep bak. değerlerini bil.

    daha anlatacağım çok ama fazla uzattım zaten. bir ara yüzyüze konuşuruz istersen. pursaklara gideriz, hem projelerini de anlatırsın bana. detay veremezsin, plan gösteremezsin ama canın sağolsun be melihciğim. sen yeter ki çalış.

    edit: evet proje artık elimizde ve şükürler olsun kuğulu parka tecavüz biraz sıkmış da parkımız fazla zarar görmemiş. ama malesef en az park kadar önemli başka tecavüzler had sefhada. artık niçin inşaatın ta akaya kavşağından başladığını biliyoruz ve artık kar altında atatürk bulvarından kızılaya kadar adımlarımızı altında ezilen karı kütürdeterek yürüyemeyeceğiz: #10103629
  • sözlükte nedense her iki entryde bir istanbul trafiği örnek verilerek ölümü gösterip sıtmaya razı etmek yaklaşımı benimsenmiş, şehirlerimizin tümünün yetersiz ve ilkel toplu taşı(ma)ma altyapıları sebebiyle oluşmuş özel araç kalabalığının sonuçlarından sadece bir tanesi.
  • türkiyenin en düzensiz trafiğidir. kendine has kuralları vardır, geçiş üstünlükleri, trafik ışıkları, hız sınırları çok farklıdır diğer şehirlerden. misal geçiş üstünlüğü her zaman motoru kuvvetli araçlardadır, özellikle de jiplerde ya da şirket araçlarında.* her zaman bu araçlara yol vermek zorundasınızdır. kıyasla motoru daha güçsüz olan bi aracın diğer araçları sollamaya hakkı yoktur, hele ki sol şeride geçmeye hiç hakkı yoktur!* eğer sağ şeritten gidiyorsanız ve arkanızdan sizinkinden daha iyi bir araç geliyorsa derhal orta şeride geçip sağdan ona yol vermeniz gerekir.
    trafik ışıklarında da durum farklı değildir. ışıkta bekleme sıralamasında bir nevi kast sistemi mevcuttur. sol şerit >3.0, orta şerit >2.0, sağ şerit >0 motor gücü şelinde sıralanmalıdır. yoksa çok pis şeyler olabilir. ankara da kırmızı ışık: yola bak, boşsa geç, doluysa boşaldıktan sonra geç, mobese yoksa her şekilde geç; sarı ışık: hızlanarak geç, duruyorsan bas gaza bebeyim; yeşil ışık: geç amk! anlamlarına gelmektedir.
    hız sınırlarında sınır, aracın maksimum hızıdır. sadece yollardaki kgys kameralarının tam altında 70'tir!hatta 50'ye falan düşersin daha garanti olur.
    ha bir de yağmur yağdığında şerit kavramı ortadan kalkar! şeritler bildiğin yağlı boya ile çizildiğinden, yollarda drenaj sistemi olmadığından şerit sistemi yağmur yağdığında geçersiz sayılmıştır bizim ankara da ve yukarıda saydığım kuralların hepsi herkes için geçerli olur.
    kısacası çok düzenlidir ankara trafiği. kimse bok atamaz. bok atanı da o trafikte sikistiririz* * olur biter.
  • aynı anda başlayan yol çalışmaları yüzünden inşaat işçilerinin trafik polisi olduğu trafiğe ankara trafiği denir.

    -bu ne biçim trafik kardeşimmmm!!!
  • makinelerin dünyayı ele geçirmesi yolunda atılmış bir adımdır. neden derseniz, dünyanın her yerinde kentler insanlar içindir, trafik felan insanlar düşünülerek düzenlenir. ankara trafiğiyse dört tekerli makinelerin şehir içinde rahat etmesi amacıyla düzenlenmiştir. makineler ( bugünlerde iş makineleri hatta) yolları ele geçirmiştir. bir gün yolda greyderlerden biri beni yakalayacak ve: "beni başkanınıza götür, bu kente el koyuyoruz" diyecek diye ödüm patlıyor.
    not: muhabiriniz pitah ner kuğulu kavşağında düştüğü çukurdan bildirdi.