şükela:  tümü | bugün soru sor
  • yüz binlerce km boyunca, pek çok ilde, pek çok farklı plaka numaralı, iki veya dört tekerli araç sürdüm. ankara şoförü kadar boktan şoför görmedim.

    ankara'da trafik terörü estiren 34 plaka araç sürücüleri, ankara şoförlerinin mallıklarından dolayı sinir krizi geçirmektedir, agresif sürüşünün sebebi odur.

    ankara şoförü,

    - yol vermeyi bilmez. kelebek kavşakta köprü üstüne çıkmışım, belli ki soldan devam edeceğim. sen de belli ki sağdan ayrılacaksın. birimiz diğerine yol verecek. bu basit kuralı idrak eden ankara şoförü yoktur.

    - yol almayı bilmez. yol verirsin aptal aptal suratına bakar.

    - ana yola katılmayı bilmez. mesela bahçelide, milli kütüphanenin yanından eskişehir yoluna çıkamaz. ana yoldan gelen embesil de oradan birinin çıkacağını hesap edemez.

    - anlayış göstermez. şehrin yabancısısın, diyelim akay'dan kızılay'a doğru gidiyorsun sol şeritte kaldın, sonra kocatepe için sağa dönmen gerektiğini fark ettin sinyal yaktın. işte ankara şoförü bunu gördüğünde yol vermeyi bırak, daha da hırslanır.

    - kırmızı ışıkta durması gerektiğini bilmez. kavşak girişindeki ışığı geçip ortadaki ışıkta durmak zorunda kalan, bu arada 3 şeridi birden kapatan kamyon şoförleri ankaradadır.

    - kavşağa girmeyi bilmez. koskoca kavşakta dönüp beklemek varken, kavşağa yaklaşırken anlamsızca yavaşlayarak önce ana yolu kapatır, sonra kavşağa biçimsiz girip arkasındakilerin girmesine mani olur, ana yolu iyice kapatır.

    - park etmeyi bilmez. nizamı, yakın park ettiği görülmemiştir. kendi hayvanlığının farkında olduğundan herkesi hayvan bilir, yanına park eden olmasın diye iki arabalık park yerini piç eder.

    - incelikli manevradan haberi yoktur. dar bir yolda başka bir arabayla karşılaşsın, az kenara geçmektense arabadan inip kavga etmeye tutuşur. tam bir embesildir.

    - şeritte gitmeyi bilmez. ya anlamsız makaslar atar, ya şeridi ortalar. makas atmanın da adabını bilmez, ne bok yiyeceği kestirilemez.

    - kaza yapmamayı bilmez. tarla gibi yolda bir başka arabaya tam kapı ortasından vurabilecek mallıktadırlar.

    - kazaları büyütmemeyi bilmez. ufak bir tampon çiziği için olayı büyütmeye, trafiği felç etmeye meraklıdır.

    - kendinden habersizdir. üç yaşında bir çocuğun yemek yemesini düşün. yiyor mu yemeği, karnını doyuruyor mu.. doyuruyor, ama beceriksizce. ankara şoförü de işte o kadar beceriksizdir, etrafa verdiği zarardan ve yıprattığı sinirlerden haberi yoktur. gideceği yere gidiyor mu, gidiyor..

    peki neden?

    çünkü, gelişmemiş. kalabalık bir şehirde olmasına rağmen kalabalıkla yaşamayı içselleştirememiş. anlayış göstermeyi, başkasını düşünmeyi öğrenememiş.

    kendini en doğru sanıyor, çünkü başka biri ile diyaloga bile girmemiş. diyalogdan anladığı kendi doğru bildiğini tekrar etmek, karşısındakinin söylediklerine itiraz etmek üzerine.

    en tipik örneği mesela.. şehirler arası otobüstesin, önündeki angaralı kolduğu senin kucağına kadar yatırmakta ısrarcı. neden? çünkü koltuk onun koltuğu, yatırmak da hakkı. arkadaki? onun problemi değil.

    başka örnek: uçaktasın en arkada, baş üstü dolaplarında enteresan aletler var kullanmak mümkün değil. iki öndeki koltuğun üstündeki dolaba koyuyorsun, o koltuğun sahibi arıza çıkarıyor. neden? angaralı.

    karakter olarak istanbul insanı da matah değildir ama en azından, trafikteyken, zorunluluktan, sike sike, bir toplum içinde olduğu bilincine varmıştır ve her hareketi bu bilinci yansıtır.

    ankara şoförü, işte, angaralıdır.
  • yaklaşık 10 senedir ankara yollarında otomobil kullanıyorum. önyargılı bir insan değilim ama 34 plakalı araç gördüğüm an nedense hemen bir çakallık peşinde olduğunu hissediyorum, nedense hiç de yanılmıyorum. bakın kiralık araçlardan bahsetmiyorum, kendi arabası olan adamlardan bahsediyorum. bu adamlar ankara’da adeta terör estirir gibi araba kullanıyorlar. bir tane bile yol veren 34 plakalı araç görmedim şu 10 senelik ankara trafik tecrübemde. istisnalar tabi ki olabilir ama yeter arkadaş. ankara yollarındaki 34 plakalı araçların %90’ı hem çakal hem trafik canavarı. bir de hemen arabadan inip kavgaya tutuşurlar. anlamıyorum istanbul trafiği mi böyle yapmış bunları yoksa istanbul’un havası mı suyu mu bilmiyorum. ama şu güzelim ankara’yı rezil ediyorlar. 34 plakalı ankara’da ikamet eden arkadaşlar lütfen ya kendinize gelin ya da ankara’mızı terk edin.
  • üzerine doğru gelen ankaralı sürücülerden kaçmaktadır.
  • 20 sene ankara'da son 5 senedir de istanbulda yaşayan aktif bir sürücü olarak şunu söyleyebilirim ki; ankara'da araç kullanmak istanbul'da kullanmaya göre çok çok daha zor çünkü ankara'da hangi aracın nasıl bir hareket yapacağını tahmin edemiyorsunuz. bomboş yolda aniden önünüze kıranlar, en soldan aniden sağdaki yol ayrımına girenler, kırmızı ışığı hiç sallamayanlar diye bu liste uzar gider.

    ha istanbul'da bunları yapmıyorlar mı? yapıyorlar tabi ama istanbul'da nedense diğer sürücüler bir şekilde nasıl saçmalayacaklarını size hissettiriyorlar. ama ankara öyle değil tamamen süpriz.

    başlığın konusuna gelirsek, doğru olduğunu inanıyorum ama 34 plakanın ankara'da değilde, diğer şehir plakalı her aracın kendi şehri haricindeki şehirlerde yaptığı hareketler olarak genellenebilir. keza istanbulda 41 ve 16 plaka teröründen de ben bıkıp usandım.

    yurt dışından gelen gurbetçilerde aynı şekildedir mesala. ülkeye girince içlerindeki trafik hayvanını salarlar. orda yapmadıkları her hareketin mislini burada yaparlar.

    demek başka şehirlerde, ülkelerde artislik yapmak genlerimize işlemiş vesselam
  • kavşakta durunca ayı gibi korna yer.
    kırmızıda sağa dönmediği için küfür edilir.
    şerit değiştirirken sinyal yaktı diye acayip acayip bakılır..
    otoparkın ortasına dik olarak park edildiğine şaşırır.

    velhasıl eğer şirket aracı kullanan bir ankaralı değilse, çok zorluk çeker..
  • tanımla başlayacak olursak istanbul trafiğinde bu yolları öğrenmiş sürücüdür. sürekli şerit değiştirmenin trafik akışına olumsuz etkileri farklı şekillerde (örneğin simülasyon) gösterilmiş olsa da insan vazgeçemiyor nedense daha hızlı şeridi aramaktan.

    benzer şekilde ankara'da şerit nedir bilmeyen 06 plakalı sürücüler de şikayet edilesidir. herhalde yolların bir kısmında şerit olmamasından mütevellit bir alışkanlık edinilmiş.
  • bir 34 plaka araç sürücüsü olarak ankara'da kırmızı ışıkta bekliyorum diye korna çalınmasına maruz kalmışlığım vardır.
  • temel araba kullanıyormuş.

    radyodan bir anons duyulmuş. "dikkat edin! bir tane manyak ana caddede ters yoldan gidiyor"

    temel kızmış buna. demiş ki " ne bir tanesi kardeşim? hepsi ters yoldan gidiyor."

    sizinki de bu hesap. yıllarca hem ankara'da hem istanbul'da araba kullandım. ve açıkçası her ankara sınırlarına girişte kendi kendimi "dikkat ankaralılar var!" diye uyarıyorum.

    ankaralıların çoğu henüz yeni (istanbul'a kıyasla) olan trafikte ne yapacağını bilmiyor. ayrıca bencil, çıkarcı ve ne zaman ne yapacağı belli olmayan sürücüler. tek yönlü yolda, arkamdaki sürücünün kaldırıma çıkıp beni sağlamaya çalışıp park etmiş arabalar yüzünden beceremeyince benim aracın içinden geçmeye çalıştığını biliyorum. bir de utanmadan "bana niye yol vermiyorsun?" diyor. hani benim önüm boş olsa da ben lay lay lom kullandığım için sıkıldı diyeceğim ama benim önümde de bir sürü araç var. tıngır mıngir gidiyoruz. beni geçmesi adama bir fayda bile sağlamayacak yani ama cem yılmaz'ın dediği gibi adam o oksijene ne yapıyorsa artık...

    lan bunların yaptığını esenyurt dolmuşları yapmıyor istanbul'da.
  • türkiye'nin en kötüsü olan ankara soförlerinin arasında göze batandır.
  • doğma büyüme ankaralı olarak burada ankara trafiğini övenlere götümle gülüyorum. istanbul'da trafiğin kuralları vardır hiç değilse yazılı olan kurallara diğer her trafikten daha uygun akar. sapağa yaklaşırsın sinyal verip yol istersin, yanındaki hiç değilse yol verir. istanbul'da ne kadar inatçı yol vermeyen tip görüyorsam %99 34 plaka değildi.

    ankara'da insan gibi sinyal verip sağa geçmek istesen yol verilmez. nedendir bilmiyorum, insanlar bunu gurur meselesi haline mi getiriyor ama bu yüzden sapak kaçırdığım çok oldu.

    ankara'da değil 34 farklı bir şehrin plakasıyla trafiğe çıksan anında taciz ediliyorsun, sıkıştırmalar, yol vermemeler bir ritüel haline geliyor.

    ankara'da araçları çektikleri halde hala ve hala çift sıra park yapıp çıkışını engelleyen, keyfi aracını bırakıp giden, dörtlüleri yakınca her şeyden muaf olduğunu düşünen insan sayısı bir hayli fazla. ben orada can hıraş arabanın sahibini ararken, 5 metre yanımda bina çıkışında arkadaşıyla sigara içip muhabbet eden adam, beni gördüğü halde sanki keyfini 20 dk beklememişim gibi ne var ya deyip üste çıkmaya çalışıyor. bunu istanbul'da yapsan o araç ya çekilmiş olur ya da bu hareketler üzerine bir tarafına vites topuzu sokarlar.

    ankara'da türkiye'nin her yerinde olduğu gibi canı sıkılan emniyet şeridine giriyor ancak istanbul'da olanın aksine sanki emniyet şeridi de yolun bir parçasıymış gibi davranıyorlar. istanbul'da sıkışık trafikte bile birkaç araç gördüğünüz emniyet şeridi, ankara'da yolların en yoğun yeri.

    ankara'da trafik işareti ve lambalara uyma oranı çok düşük. minibüsçüler istanbul'da da bazen kırmızıda geçerler ancak önlerinde birisi varsa kırmızıda geç diye taciz ettiklerini hiç görmedim. ankara'da ise kırmızıda beklerken arkandaki minibüsçünün (ankara'daki tabirle dolmuş) kornalarına aldırmayıp geçmiyorsun, kural ihlali yapmıyorsun diye minibüsçü tarafından tehdit edilebilir, haydarla korkutulabilirsin.

    türkiye'deki tüm büyükşehirlerde araç kullanmış birisi olarak, park konusunda da en bencil insanların ankara'da olduğunu gözlemledim. avm'ler veya toplu kullanılan otoparklarda iki perk yerini ortalayanlar, yol kenarında paralel park sırasında önüne ve arkasına 2'şer metre boşluk bırakanlar ekseriylet ankara'da oluyor. ankara'da genel olarak yollar istanbul'a göre daha geniş ve nizami olmasına karşın aynı uzunluktaki bir yola daha az araç park ediliyor. biz istanbul'da neredeyse bagajdan çıkacak şekilde park ediyoruz çünkü komşumuzu da düşünmek durumundayız.

    istanbul derya deniz, kırk yıllık istanbullu bile olsan bir trafafını bilmeme olasılığın çok yüksek ancak nereye gidersen git, tabelalardan her türlü yolunu buluyorsun, ama uzun ama kısa bir şekilde yoluna giriyorsun. ankara'da ise bırak mahalle aralarını, anayollarda bile tabela ya yok ya da ufak bir şekilde sapağın üstüne yerleştirilmiş. bu da madde 1'de bahsettiğim benceil yol vermeyen magandalara denk gelince sapak kaçırma oranını inanılmaz artırıyor.

    sevgili ankaralı kardeşim, hemşerim velhasıl sen haksızsın ve sana laflar hazırladım. istanbul trafiğinin bu denli oluşuna, araç sayısının görece ufak bir alana sığmasına ve insanların bu trafikte saatlerini harcamasına rağmen ankara'dan daha medeni akıyor. uğraşacak trafik arıyorsanız şanlıurfa'ya bakın, türkiye'de gördüğüm en kötü trafik düzeni oradan işliyor. istanbul'daki trafik yoğunluğu ankara'da olsa her gün o trafikte kavgadan 5 kişi ölür, 20 kişi hastanelik olur.