şükela:  tümü | bugün
  • "ankara büyükşehir belediyesi’ne bağlı tüm otoparklarda 24 saatlik araç parkının ücreti başkan mustafa tuna’nın talimatı ile 1 tl oluyor. 1 saatlik park ise ücretsiz oluyor."

    çok yerinde ve doğru bir karar olmuş, darısı istanbul ve diğer şehirlerimizin başına.
    inanamayanlar için kaynak
  • aylar içerisinde 1-3-5-7 şeklinde devam etmemesini umduğum flaş gelişme.

    güzel uygulama.
  • istanbul’da da otoparklar değil de en kötü ihtimalle mahmutbey-avcılar arası ücretsiz olsa ya da 1 tl olsa çok hoş olabilirdi ama sağ olsunlar aldıkları yetmediği için 3.5 tl ödüyoruz her geçişte.

    (bkz: doymadılar)
  • sevdiğim tek akpli olma yolunda ilerliyorsun mustafa başkan. destekliyoruz.

    bu parklarda, başka yere park edilmesin diye usulsüz şerit bile çekiyorlardı. haksız kazançları son bulur umarım.
  • iyi niyetli uygulama belediye otoparklarında tam bir kaosa dönüştü, yer bulmak mümkün değil, arabalar neredeyse üst üste parkedilecek, yer bulamayan öfkeli..
  • hatalı uygulamadır bana göre yap 10 tl otoparkları parası olan park etsin sadece,yer bulunmuyor otoparklara.
  • hatalı uygulamadır, zira deveye diken, insana siken gerekir.

    kılışlarsporluyum.
  • londra şehir merkezinde bir saatlik park ücreti 8 avrodur. yanlış duymadınız, sekiz avro. türk parasıyla kırk lira. stockholm'de 7.65 avro, oslo'da 6.4 avro, amsterdam 5, madrid 4.89, atina zürih ve paris 4 avrodur. en ucuzu bükreş'tedir, o da 0,5 avro.

    http://www.euronews.com/…e-a-euronews-investigation

    avrupa'nın birçok şehrinde merkeze park etmenin maliyeti çok ağırdır. bu şehirleri yönetenler otomobillerin şehrin merkezine park edilmesini istemezler. onlardan boşalan alanı da yayalara ve bisikletlilere tahsis ederler, yeşil alana dönüştürürler, cadddeleri yayalaştırırlar, şehir hayatının canlılığına canlılık katarlar.

    peki bu otomobiller ne yapacak? yüz kişiye bu bilgileri verin, en az yüzde doksanı bu soruyu soracaktır size. hiç şüphem yok. otomobil odaklı ulaşım, daha doğrusu motorlu taşıt ve fosil yakıt odaklı ulaşım düzeninin zihnimizi nasıl iğfal edip, bizi insanlıktan çıkardığının göstergesidir bu durum.

    söyleyelim: otomobil şehre girmeyecek. şehrin çeperinde duracak ve sürücüsü yola başka ulaşım türleriyle devam edecek. toplu ulaşım ağının uç noktalarına kadar gelecek ve yola metroyla, tramvayla, otobüsle falan devam edecek. varsa bisikletiyle devam edecek, yoksa hemen oracıktan kiralayıp yola bisikletle devam edecek.

    ille de gireceğim mi diyor? tamam, girsin. ama o zaman da bedelini ödesin, hem de en ağırından. şehrin caddeleri sokakları otomobilin değil, yayaların, bisikletlilerin ve toplu ulaşım araçlarının hakkı. bu hakkı gasp eden otomobil sürücüsü, bunun bedelini de en ağır biçimde ödeyecek.

    bu nasıl iş yahu, diyenler oluyor, görüyorum. diyorlar ki, ben zaten tonla para verip bu otomobili alıyorum, devlete vergisini katbekat ödüyorum, yakıtına tonla para sayıyorum, sigortası kaskosu mtv'si ötv'si say say bitmiyor, bir de şehire girdim diye üste tonla para mı sayacağım?

    evet, sayacaksın. bu sıraladığın maliyet tamamen seni ilgilendiren maliyetler. biz buna özel maliyetler, ya da içsel maliyetler diyoruz. senin otomobil kullanarak toplumun tümünün sırtına yüklediğin bir de negatif dışsal maliyetler var. havayı kirletiyorsun, insanların yaşam alanından çalıyorsun, sosyal hayatın içine ediyorsun, çocuklarımız senin yüzünden sokaklara çıkamıyor, oyun alanları bırakmıyorsun onlara, evin önünde bisiklet süremiyor, okula bisikletle gidemiyor, hep senin yüzünden. kaç çocuk ölüyor biliyor musun bu ülkede senin yüzünden?

    kendini şehrin efendisi sanma, ulaşımın sahibi sanma, bu düzen sana göre kurulmuş, evet, sen de bu yüzden böyle efeleniyorsun, evet, ama aklını kaçırmışsın, haberin yok, insanların can güvenliğini hiçe saymışsın, yaşam alanlarını gasp etmişsin, adım atacak yer bırakmamışsın, nefes alamaz hâle geldik tonla para saydığın o fosil yakıtlar yüzünden, sen hâlâ dert yanıyorsun, hakkını arıyorsun.

    mevcut ulaşım düzeninde trafik piramidinin tepesinde sen varsın, dibinde ise yayalar. şimdi zihninde o piramidi ters çevir, nasıl bir dünyanın mümkün olabileceğini gör, neyin içinde olduğunu, ne yanda durduğunu anla. bunu anlayan şehirler otomobilleri şehirden kovuyorlar, caddeleri insanlara iade ediyorlar. paris, oslo, amsterdam, kopenhag... say say bitmez. ayda en az bir günü otomobilsiz gün ilan ediyorlar, caddeleri otomobillerin girişine kapatıyorlar, insanlar o caddelere çıkıp yürüyor, oyunlar oynuyor, dans ediyorlar.

    otomobil şehrin kıyısında duracak. merkeze girmeyecek. şehir bu canavardan kurtulacak. park sistemi bu zihniyetle yapılandırılacak. amsterdam'da kanal kenarına park etmenin saatlik bedeli 5 avrodur, o da bulabilirsen, otuz saniyede boş yer kapabilirsen. peki amsterdam'da otomobiller ne yapıyor? şehrin girişlerinde, büyük metro istasyonlarının hemen dibinde, kocaman park alanları var, oraya park ediyorlar. şehrin merkezinde bir saatlik parkın bedeli 5 avro iken, şehrin çeperlerine yapılan bu bölgesel otoparkların günlük (evet yanlış duymadın günlük) ücreti sadece bir avrodur. yani sistem otomobil sürücüsünü şehrin merkezine girmekten caydırıp, şehrin kıyısında durmaya özendirmektedir.

    ankara'da yapılan ise tam tersi: otoparkları günlük bir lira yaparak, bütün otomobilleri şehrin merkezine çağırmaktadır bu kafa. otomobili olan kapsın gelsin, şehrin ne kadar caddesi varsa girsin, benim otoparklarıma arabasını saklasın, şehirde işi bitince de alıp gitsin, diyor. makul görünen bu düzenleme tam bir saçmalıktır.

    önce şunu bilecek herkes: kim için yol yaparsan o daha çok gelir. otomobiller için yol yaptıkça yollarda daha çok otomobil görürsün. yayalar için yaparsan yaya, bisikletliler için yaparsan bisiklet. yolun kanunudur bu. daha fazla yol yaparak trafiği rahatlatamazsın, yaptığın her yeni yol daha fazla otomobili yollara çıkarır. bugün şehir kalabalık arabayı çıkarmayayım diyen insan, yolu boş gördü mü hemen çevirir kontağı.

    konumuz yol değil park ama diyorsun. onu da anlatayım. park dediğin şey, hareketsiz araçların trafik akışından geçici olarak çıkarıldığı, geçici olarak saklandığı yerdir. ondan boşalan alan boş kalmaz, dediğim gibi, başka araçlarla dolar. boş yol yoktur, henüz otomobil dolmamış yol vardır. istanbul'un son otuz senesine bakın, ne dediğimi anlarsınız. ankara'nın da son otuz senesine bakın, yine anlarsınız. istediğiniz kadar köprü tünel bulvar çevreyolu otoban vs yapın, trafiği bu şekilde rahatlatamazsınız. trafik sıkışıklığını gidermenin tek yolu, otomobilleri şehrin içinden çıkarmak, şehrin içine almamaktır.

    şehrin merkezine otopark yaparak, otomobilleri geçici olarak saklayarak, onlardan boşalan alanın dolmayacağını sanarak, şehire daha fazla zulüm etmiş olursunuz. mesai başlangıç ve bitiş saatlerinde otopark giriş ve çıkışlarında gördüğünüz o yoğunluk, o kuyruklar neden var sanıyorsunuz. otoparklar etrafında trafik neden tıkanır sanıyorsunuz. otomobil otoparkta dururken sorun olmaz, koy dursun ama öyle değil, asıl mesele o otomobiller otoparka girip çıkarken, etrafında dolanırken ne yapacağındır.

    ankaranın yeni belediye başkanı ulaşım denen mesele hakkında ya hiçbir şey bilmiyor ya da çok ama çok yanlış şeyler biliyor. ona yanlışını anlatacak birileri de yok etrafında. ankara'da tek bir metre bile bisiklet yolu yoktur. ankaralı öğrenci toplu taşımaya en az bir buçuk lira öder. ama ankaralı otomobil sürücü belediyenin otoparklarında bir gün yatar ve sadece bir lira öder. adaletten anladığınız bu mudur? ulaşımı bu akılla mı çözeceğinizi sanıyorsunuz? ya bencilsiniz ya da cahil, başka açıklaması yok. çocuğu üniversiteye giderken bir buçuk lira ödeyen baba ya da anne, otomobiliyle şehire gelip otoparka sadece bir lira ödeyecek. bu ne gaflet yahu!

    cebinizdeki parayı nasıl harcadığınız bizi ilgilendirmiyor diyelim, aslında ilgilendiriyor da öyle diyelim şimdilik, ama otomobil kullanarak şehirlerimize, insanlarımıza ve doğamıza verdiğiniz zararların hesabını sizden sorarız, bunun bedelini size en ağırından ödetiriz, çocuklarımızın okul yollarında telef olmasının cezasını size yaşatırız, bunu aklınıza iyice koyun. bugün bir lira ödeyeceğiz diye sevinçten göbek attığınız o otoparkları bir gün oyun alanlarına, parklara bahçelere çevirmek bizim boynumuzun borcu olsun.

    insanlığınızı tümden kaybetmek istemiyorsanız ve nasıl bir gafletin içinde olduğunuzu görmek istiyorsanız, ulaşım denen mesele hakkında yeniden düşünün, dünyada olup bitenleri araştırın, şehirleri yönetenler bu sorunları nasıl çözüyor araştırın. kendinize de, çocuklarınıza da, komşularınıza da, şehrinize de, ülkenize de, yazık etmeyin. gittiğiniz yol yol değil, geri dönün.

    edit:

    bir kilo limon fiyatıyla kıyaslayıp londra merkezindeki otopark saat ücretini ucuz bulanlar varmış. bugünlerde londra'da benzinin litresi 1.68 dolar, 1.34 avro demek bu? sen benzini 6 liraya alıyorsun, bütün gün otoparka 1 lira ödüyorsun, londralı benzine 1.34 avro ödüyor, otoparkın saatine 8 avro. kıyaslamayı daha mantıklı yapalım. elmalarla armutları karıştırmayalım. konumuz ulaşımın içsel/özel maliyetleri ve negatif dışsal maliyetleri. sanırsın ki bizde otomobil kullananlar asgari ücretli de, belediye bir insanlık yapıp onlar için otoparkın günlüğünü bir lira yapmış. adamın altında yüz bin liralık araç, altı liralık benzin yakıyor, binlerce lira vergi ödüyor ama otoparkın günlüğüne bir lira ödüyor, sonra da gidip limonun fiyatını baz alıyor. te allaam!

    https://tr.globalpetrolprices.com/gasoline_prices/
  • “londra şehir merkezinde bir saatlik park ücreti 8 avrodur. yanlış duymadınız, sekiz avro.” yazmış bir arkadaş.

    8 avro yaklaşık 7 gbp eder o da londra merkezdeki bir markette 1 kilo limon eder. yani böyle başlıklara yazmayayım diyorum ama adam üşenmemiş bu fikir etrafında uzun bir yazı yazmış. o 1 kilo limon bile üretim imkanları düşünüldüğünde bizdeki limondan ucuzdur. bir ürünün/hizmetin fiyatı satıldığı ülkenin kendi geliriyle değerlendirilir. yoksa en yaşanır yer mozambik olurdu. oslo havaalanından şehir merkezine gidiş 10 liradır mesela. ucuz diyeceksen buna diyeceksin. yıllık geliri 94.000 usd olan ülke bu.

    edit: koca norveç’in milli gelirini tl yazmışım usd olarak değiştirdim. uyarı için @ray quick e teşekkürler.
  • bu uygulama sonrasında zaten yer kısıtı olan otoparklarda yer bulunamamaya başlamıştır. arabasını park eden 3 gün çıkmıyo otoparktan. lan bu millet iyilikten de anlamıyo. başkana otoparkların saatlik ücretini 1 lira yapmasını öneriyorum.