şükela:  tümü | bugün
  • bozkır ikliminin gölgesinde filizlenen, filizlendikçe büyüyen, büyüdükçe yaşanası hale (!) gelen başkent.

    şehrin sınırlarında vakit kaybetmek için her hangi bir sokak ismi aramak yeterlidir. tabelasız caddelerde, sokaklarda adres aramak, taksicilerle muhabbet kurmak, akabinde kaybolmak içtendir. kaldırım taşlarına yatırım yapan belediyeler, sık sık değişen sokak isimlerini görmezden gelirler, zaten sokak isminin görülecek bir tabelasal yanı söz konusu değildir. zaman kaybına yol açan bu tabela olayı sinir harbini zorlar. bu zorlamanın diğer bir unsuru ise yanlış yazılmış tabelalardır, aski spor salonu girişindeki tabelada buna örnektir: “aski spor salanu”, diğer taraftan ilan panolarının arkasında kalan tabelalarda mevcuttur, gizli kalan tabelayı ele alarak incelemek daha sağlıklıdır.

    sokak ortasında yapılan düğünler, şehrin en eğlenceli unsurudur. öyle ki düğün salonlarıyla rekabet halindedir. sincanlı filiz eşliğinde dıngırdak oyun havası olası kulaksal fonksiyonlarını gecenin bir saatine kadar deşer.

    vergiden kaçmak için, kamyon sürücülerinin ‘alternatif yol’ olarak kullandığı çıkmaz sokaklar, birçok kazaya sebebiyet vermekle beraber, kamyondan yerlere dökülen kum, çimento, çakış taşı da çevrenin görünüşünü kirletir. çöp poşetlerinin de otoyol kenarlarına atılması, çevre kirliliğine birebir etkendir.

    kurban bayramı son sabahı saat 9.59’da belediye anonsuyla*uyanmak, anonsu duyarak merkeze inmek, merkezde bayram hediyelerini kapmak ( iki top alarak o topları kolunun altına sıkıştıran, sonra tekrar sıraya giren vatandaş modeli), çağdaş sanat müzesi olmayan tek başkent için yaşanılası sürekli hale gelmiş eylemlerdir.
  • bildiğimden değil ama kısa süreli gözlemlerimden anladığım kadarıyla; kendi seçeneklerini kendin yaratmayı öğrenmektir.
  • 24 senedir yaptığım hede. çok sıkılırsınız,yeter lan dersiniz gidelim buralardan..ama bi 20 gün ayrı kalsanız tunalı sokakları burnunuzda tüter..bi ankaralı için güzel şey. ama istanbuldan gelip yaşamaya kalkmayın derim. kaçabilirsiniz koşaraktan...
  • sik sik sehir disina cikma ihtiyaci duymaniza sebep olur..
  • kendi kendine yetmek, mutlu olmak icin bogaza ya da atraksiyon patlamasina ihtiyac duymamak gibi yan etkileri vardir.
  • (bkz: susuz yaz)
  • 20 senenin ardından 3 gün istanbul da yaşayınca değeri anlaşılandır.
  • sürekli "o muhteşem deniz ve yosun kokusu, ah o güzelim boğaz" diye sayıklayan insanlarla "al sana kurtboğazı, al sana yosun" naraları eşliğinde 24 saat durmaksızın sevişmek* demektir.*
  • kısa süreliyse çekilebilirdir. bir kere istanbuldan daha güvenli bir şehirdir. en azından tehlikeli olan yerler bellidir. geceleri dışarı çıkmak zordur. çünkü bütün ulaşımın neredeyse % 80'i otobüslerle sağlanmaktadır ve otobüsler en son gece 22.30-23.00 gibi geçerler. dolayısıyla kendinizi bu şehrin kazıkçı taksilerine teslim etmek zorunda kalırsınız.
  • her gün melih gökçek'e birkaç posta saydırmaktır. nitekim şantiye havasından kurtulamayan yollar insana sıkıntı verir her gün. adım başı yapılan şelalelerle pavyon bozması alışveriş merkezleri de cabası.