şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: #128014280) entriye istinaden yazar arkadaşın söylediklerine pek katılmıyorum. ben izmirin yerlisi bir insanım. son 16 yıldır ankara da yaşıyorum. ankara da olduğum her gün için allah'a şükrediyorum, niye mi?

    1- sonuçta çalışan insanlarız, çalışmasak bile illa arabanın direksiyonuna oturuyoruz. ankara da toplu taşıma ile olsun, arabayla olsun bir yerden bir yere gitmek gerçekten kolay. 3 ana artel var, ve bunlar resmen büyük a şeklinin yana yatmış halinde şehri kucaklıyor. çevresinde de halka şeklinde çevre yolu var. aynı beşiktaş çarşının amblemi. bu üç yola çıktıktan sonra korkunuz olmasın. trafik bir şekilde en yoğun saatte bile akıyor. istanbul da, izmir de insanların 1-2 saatte gittiği mesafeyi burada yarım saatte alıyoruz.

    2- binalar omuz omuza değil. ulus, kale hariç tüm binalara bakın, ara sokaktaysa bahçesi, otoparkı olan (50 yıllık binalar dahil), cadde de ise dükkanlar birleşik, üst bina ayrık şekilde. evler 4 yandan açık yani. izmir de istanbul da iki cepheli, hatta bazen tek cepheli, omuz omuza sıkışık binaları görünce (muhakkak ışıklığa bakan odaları olan) ankara insana insanca yaşayacağı bir ev sunuyor. ayrıca arabayı park etme konusu kızılay vs. hariç pek dert olmuyor.

    3-her mahalle de muhakkak okul, kreş, sağlık ocağı, park, bahçe fazlasıyla bulunuyor. istisnasız tüm belediyeler ve büyükşehir belediyesi sokak temizliğine ve çöp toplamaya titizlik gösteriyor.

    4-insanlar ciddi bir şekilde sıra bekliyor. durakta, hastanede, postanede. izmirden ilk geldiğimde ben en çok buna şaşırmıştım. hatta alışmakta zorlandım. izmirde otobüs, durağa girdiğinde hurra insanlar kapıya saldırır. güçlü olan biner oturur. tam bir masei mara hayatı.

    5-ankara da bilhassa üniversite mezunları için iş imkanı var. pandemiden dolayı biraz sıkıntı olsa da insanlar iş bulup hakkı olan bir paraya çalışabiliyorlar. izmir de yada anadolu kentlerinde olduğu gibi çalışanı aşırı düdükleme, para vermeme mantığı pek yok.

    6-gezecek tozacak yer yok diyenleri anlamıyorum. ben 16 yıldır geze geze bitiremedim, siz nerede yaşıyorsunuz? şehir merkezinde doğal göl falan mı bekliyorsunuz? evet ankara kıraç bozkırın ortasında ama yakın çevresinde gezilecek tozulacak zilyon tane yer var. daha geçen hafta hayatımda ilk defa nehirde yüzdüm mesela. kendiniz bulamıyorsanız birçok gruplar var, verin adam başı 50-100 doğa gezilerine katılın. yerleri öğrenin, bir daha para vermeyin. yemek yeri husuna gelince, türkiyenin en başarılı restoranları ankarada kuzum? yediğiniz yemekten lezzet alıyorsunuz. istanbuldaki gibi yemeğin görüntüsü güzel olup tadı yavan gelmiyor.

    7-kültürel faaliyetler bakımından pandemi öncesi süper bir şehirdi. şu anda pandemi biraz bunları etkiliyor. yoksa istediğiniz sanatçının hafta içi, hafta sonu performansını illaki buluyorsunuz. tiyatro zaten burada olmazsa olmazdır. tiyatroya yer bulmak asıl sıkıntı burada. insanlar sezonluk biletini kapatıyor valla. benim iş yerimdeki teyzeler misal 50 kişilik yer birden alıyorlar oyunlara. hadi gel de oyuna yer bul.

    ankarayı sevmek için aslında tek bir sebep var ki o hepsine bedel. sabah uyandığınızda, akşam balkonda otururken, gün içinde salon camından atamızı görüp iki fatiha patlatıyorsanız, iki rahmet okuyorsanız; ankara isterse bok çukuru olsun, yine de çekilir be.
  • yahu şu ankara'ya ilk kim gri yaftası yapıştırmışsa bulup yakasına yapışmak istiyorum artık. ben istanbul'da yaşayan bir ankaralıyım ve bu konuda söyleyeceklerim var. istanbul'un %90'ı en az 15'i birbirine yapışık binalardan oluşan vasat sokaklarda tek bir yeşillik görmeden yaşayıp gidiyorken gelmiş burada ankara gömüyorlar güya "gri" diye.

    şu gri diye beğenmediğiniz ankara'da mamak ve sincan dahil en varoş mahalleleri bile gezseniz bahçeli ve bahçesinde ağaçlar olan apartmanlar görürsünüz. hele hele bahçeli, emek, gop, çankaya gibi eski muhitlerde muazzam yaşanmışlıkları da olan geniş ve ferah ortamlar bulursunuz. benim ofis şişli'de, ev zekeriyaköy'de; maslak'a çıkana kadar bir tane ağaç bir tane bitki göremiyorum binalardan yahu. ama sonra ankara gri oluyor. mecidiyeköy'den gülbağ'a inerken değişik bir distopyaya geçmiş gibi hissediyorum ben. labirent gibi sokaklar, bitişik nizam sokağa yapışık binalar, daracık sokaklar... böyle şeyleri ankara'nın gecekondularında bile göremezsiniz, gelmiş ankara gömüyorlar. emin olun istanbul'da yaşamak zorunda kalmasam pılımı pırtımı toplar yarın ankara'ya ümitköy, çayyolu taraflarına taşınırım.
  • bir yiğit özgür karikatürünü getirir aklıma ankara'da yaşamak. bu denli sıkıcıdır. ben mi? evet, ankara'da yaşıyorum.*

    -ankarada yaşamak bir ev hanımıyla yatak odasında yatmak gibiyken istanbulda yaşamak bir fahişeyle mutfakta sevişmek gibidir. sen ne diyorsun azizim?
    +valla abi ne diyeyim? adapazarına gelirseniz elimizden geldiğince zikmeye çalışırız sizi!
  • ankara'lı olmadığım halde, ankara'da arkadaşlarımı gezdireceğim tonla yer var. denizi yok diye bir şehir bu kadar boklanamaz, pes.
  • bizim ülkede deniz olan şehirde yaşamak çok fazla abartılıyor, sanırsın herkesin devasa pencereli deniz manzaralı evi, iskeleye açılan kapısı, kıyıda bekleyen teknesi var, deniz olan şehirler genelde turistiktir, yazın aşırı kalabalık, temel ihtiyaçlar bile aşırı pahalıdır. geçtiğimiz aylarda bir haber okumuştum, bodrumda yüksek kiralar yüzünden öğretmenler tayin istiyordu, düşünün böyle devam ederse bodrum gibi nezih bir ilçede öğretmen kalmayacak neredeyse. belki ankara çok güzel bir şehir değil, ama abartıldığı kadar kötü de değil.
  • içinde bulunan tonla müzeyi görmezden gelip gezilecek yer yok demek de ne bileyim biraz abartı bence.

    sabah 8'de kahvaltını yapıp (bkz: ilk meclis) tarafından başlayıp dolaşmaya akşama kadar ulucanlar'a * ancak ulaşırsınız kapanmadan.

    anıtkabir, kurtuluş müzesi, anadolu medeniyetler müzesi, rahmi m. koç müzesi, ulucanlar cezaevi, resim ve heykel müzesi, ankara kalesi, etnoğrafya müzesi ve daha sayamacağım bir çok yer.

    eğer siz gezmeyi avm dolaşmak olarak tanımlıyorsanız bir şey diyemem, ankamall'e gidin. (3.5 yıldır buradayım 1 kez gitmedim *)

    onca bar, kafe, restaurant mevcut. ha ben yeşillik görmek istiyorum derseniz mogan'a eymir'e kızılcahamam'a, mavi göl'e gidin.

    tüm bunlar varken gezecek yer yok diyorsanız da ne diyeyim 17 milyon insanla iç içe mutluluklar size. *
  • ankarayı görgüsüzlükle itham etmek nasıl bir aymazlıktır?
  • gri şehir gri şehir. ne grisi oğlum? sen griysen şehir ne yapsın? sevdiklerin yanında olsun, senin mutlu olacak şartların olsun, bak nasıl renklenir şehir? bok atıp durmayın memleketime.
  • üstteki yazarın belirttiği kadar kötü olmadığını düşündüğüm durum. taşrada yaşamamış olmalı ki ankara için özensiz ve görgüsüz diyebilsin :)
  • ankara güzel şehirdir. konseri, tiyatrosu, sergisi eksik olmaz. dostlarla takılacak, müdavim olunacak bolca adresi vardır. denizi yoktur ama güzel doğa yürüyüşleri yapılacak adresleri boldur. kıymetliniz de oradaysa çok güzel şehirdir.
hesabın var mı? giriş yap