şükela:  tümü | bugün
  • son 100 yılın kapağını an itibariyle yapmış olan, türk sporunun en köklü kulüplerindendir.

    şöyle ki;

    --- spoiler ---

    sene 2013.
    beşiktaş taraftarı ligden düşecek ankaragücü futbolcularına "açlıktan ölün orospu çocukları" diye bağırıp 1 tl atar. sene 2018 besiktaşlı futbolcular paralarını alamaz ve ankaragücü deplasman tribünü bilet fiyatlarını 1 tl yapıyor.
    --- spoiler ---
  • galatasaray'a 8-0 yenilmesinden iki ay önce beşiktaş'a 6-0, karşıyaka'ya 5-0 yenilen, ama ne hikmetse sadece galatasaray maçı için şike yapmakla suçlanan asırlık çınar. demek ki bir futbol takımı 5, 6 yiyebilir ama 8 yiyemezmiş. bu mantıkla bjk'nin 6-0'lık leeds united ve dinamo kiev yenilgilerini doğal karşılarken, 8-0'lık liverpool fc hezimetinin altında bir şike faaliyeti aramamız gerekiyor. çünkü tiner bunu gerektirir.

    not: son yönetim kurulu kararı ile bir başka asırlık çınarın taraftarı olduklarını iddia eden terbiyesiz bir güruha bilezik gibi geçirmiş kulüptür.
  • neymiş, taraftarı delikanlıymış da memleketinin takımını tutarmış, televizyondan gördüğü takımı sevmezmiş. biz de ankaralıyız ulan. doğma büyüme o şehirdeniz. kasvetini görmüş, ayazını yemiş, karını sevmiş insanız. maltepeden her geçişimizde vehbi koç yurdu yanındaki gençlerbirliği binasını görüp tebessüm etmişiz. hocasını, futbolcusunu okulumuzda ağırlamışız, kupayı alın diye moral vermişiz. tesislerinde top tepmişiz, teneffüslerde kona ya, kone ye ümit kaptana selam vermişiz, ümit karan ın z3 üne hayran olmuşuz her seferinde. esnaf taraftarını sevmişiz, odtülü şimşekler ini desteklemişiz.

    neden? onlar "adam" çünkü. her büyük maçta adam dövmeye, piçlik yapmaya, kavga çıkarmaya, kadına çocuğa saldırmaya gelmediler. takımlarını desteklemeye geldiler. üzerinde rakip takım formasıyla yol sorduğunda insan gibi tarif ettiler, orospu çocukluğu yapmadılar. çocuğunun elinden tutmuş evine gitmeye çalışan babaya arkadan vurmadılar. bıçak çekmediler savunmasız insanlara. sahalara dalıp olay çıkarmaya çalışmadılar. aykırılık ile faşist vandallığın aynı şey olmadığının bilincindeler onlar. bu yüzden de kofti taraftar, etkisiz taraftar, uysal başlı diye ezilmeye çalışılan yine onlar oldu.

    siz naptınız ulan çinçin bebeleri? mahallenizde otobüste gördüğünüz kızlara bile laf atan, camları yumruklayan sizler mi delikanlısınız? adamlığınız kelebekle mi oluyor falçatayla mı kırık camla mı? siz değil misiniz gökçek efendinin kapıkulu olan iki beleş bilet için? adamlar kulübü ele geçirirken neredeydiniz? iki kamyon erzak yerine iki otobüs adam toplayıp protestonuzu yapaydınız ya o zaman?

    çıplak gözle maç izleyememişiz, izlettiniz mi adam gibi? sizin köpekliğiniz yüzünden yine biz yedik copları. yine bize döndü polislerin yüzü. gerizekalı mıyım lan fahiş fiyatla satılan biletten alıp sen bana bıçak çekerek erkeklik tasla diye maça gelicem? telekom un, ted in basket maçlarına gelip oraya da zehrini akıtan sen mi delikanlısın?

    yürüyün gidin yahu. tamam gencecik çocuklar ıslak formayla karda buzda alınteri döktüler, üzüldük, üzülüyoruz. hocanız tüm iyi niyetiyle takımı toparlamaya çalışıyor, takdir ediyoruz. ama o kadar arkadaş. keser döndü sap döndü, artık hesap verme zamanı. zalad'ı da bir ziyaret edin bakalım, belki 93 te yediği paralardan kaldıysa çocuklara verirsiniz.

    bir de kardeş dediğin adam senin oyuncunu transfer ederek arkadan vuruyorken yabancıya gitmesin diyip kardeşine domalmak nedir? sonra biseksüel ensest ilişki diyince kızıyorsunuz. bahsettiğiniz şehitlik hikayesi eminim çok şeyindedir yeni nesil gecekondu ergenlerinin. emin olun şehide saygı için takıyordur yeşil beyaz atkısını hepsi.

    birkaç ay sonra aziz yıldırım hapisten çıkartılıp nihat özdemir'i kovduğunda, başkanınızı bulmuş olursunuz, düzlüğe çıkmaya başlarsınız telaş etmeyin. önce bir dibe vurun ki yükselişiniz temiz ve kuvvetli olsun.
  • türkiye liglerinin en piskopat taraftarlarını barındıran takım. konya maçında şöyle bağırmışlardı.
    "allahsız kooonya, ibne mevlana"
  • taraftarı, birkaç yıl evvel bir ankaragücü-ankaraspor maçında, takımlarının öne geçmesinin hemen akabinde ahmet gökçek aleyhine tazahürat yapmıştı. ancak son dakikalarda ankaraspor iki gol birden atınca al yanak ahmet coşmuş, tribünlere çok acayip el hareketleri çekmişti. aynı ankaragücü taraftarı, belediye seçimlerinden önce verilen birleşme vaadinden sonra birden ahmet gökçek hayranı olup çıktı. aralarında nüfuzlu olanlar nemalandı ve peşine onlarca adamı takıp maçlarda gökçek ailesine methiyeler düzdü. melih gökçek'in güzel tiynetini bilmelerine rağmen, ona bel bağladılar. şimdi ektiklerini biçiyorlar. gerçi oradaki 10000 adama kadroyu say desen ancak 100-200'ü sayar. neyse sonuçta gökçek femiliy yine her zamanki gibi kendi yöntemleriyle ortalığı karıştırıyor. mke kökenli yönetcileri sindirdiler, taraftarı sindirdiler, futbolcuları sindirdiler, federasyonu bile sindirdiler... en son hikmet hocayı delirttiler... vay anam... türkiye'nin en acayip ailesi benim gözümde gökçekler. eşi, benzeri yok yani. güce, gücün kullanımına bak... daha bunlar ankaragücü'nün iyi günleri... bu kafayla da kendilerine gelmeleri zor görünüyor.
  • soyle bir terslik var, bu gökçek tayfası futbolu da siyaset gibi gorduler. daha az ciddi, insanlarin cok konusup yaptirimda bulunamadigi, ciddiye alinmayan insanlarin çok fazla oldugu bir ortam sandılar heralde.. ama kazın ayagi oyle degil işte, futbol dünyası bu yer kürede en güclü yapinin oldugu, yaptirimlarinin yaptirim oldugu, medyasindan içindekilere kadar cok ciddi bir şekilde işletilen bir düzen..

    farzi misal.. hangi uluslarasi kuruluşun sözleri fifa kadar ciddiye alinir ki? el beşir'in durumunu daha yeni biliyoruz, uluslarasi ceza mahkemesi adama alenen ceza vermişken, adam elini kolunu sallayip gezebiliyor.. oysa ki aynı şeyi futbol dünyasında yapsin bakalim. hiç bir klubun kapisindan adim atabilir mi? hiç bir uluslarası musabakayı izleyebilir mi? israil'e tüm bm karşı çıkarken, israil'in dinleyebilecegi tek bir kuruluş oldugunu daha onceden belirtmiştim, eğer ki fifa bagli olsa birleşmiş milletlere ve dese ki "mezalimi durdurmadan hiç bir uluslararasi musabakaya dahil olmayacaksiniz" israil o vakit çekilirdi işgal yerlerinden..

    işte böyle bir ortama daldi melih gökçek ama farkinda degil. işler siyasetteki gibi "ben yaptim oldu" ile gitmedigini ogrenmesi gerekiyordu ankaraspor macerasinda. ama anlasilan ögrenmemis, ve ogrenmeye de niyeti yok. hikmet karaman ve futbolcular çok güzel bir şekilde ararlarsa haklarını ankaragücü'ne önce transfer yasagi gelebilir sonrasinda da futbolcularin lisanslari iptal edilip amator takimla sahada yer almalari saglanabilir. federasyonun bu konuda yetkisi var. ve melih gokcek ve sülalesini bir sezonda dahil olmaya calistiklari turk futbolundan temizleyebilirler.. zira futbolda eşkiya'ya yer yok. chelsea'ye bile transfer yasagi koyabilen futbol dünyası seni ezip geçer melih. emin ol!
  • memleket futbol tarihinin muhtemelen en ağır basın açıklamasını yapmış camiadır.
    http://www.ankaragucu.org.tr/…uoyuna_duyurulur.html

    ''ayrıca bilinmelidir ki, emre belözoğlu ismi camiamız için genç futbolcularımıza verdiğimiz ve olmamaları gereken kötü bir örnekten öte hiçbir şey ifade etmemektedir.''

    (bkz: eşek sikmenin bile bir adabı var)
  • birgün gazetesi yazarı ziya adnan takımın durumunu şöyle açıklamış. biz de burada yayınlayalım zira tespitleri çok çok doğru.

    ---------
    bildiğiniz üzere ankaragücü'nün eski yönetim kurulu üyelerinin açtığı davada mahkeme, ahmet gökçek'in başkanlığa seçildiği 30 ağustos 2009 tarihli genel kurul kararlarını iptal etti. dava kapsamında alınan bilirkişi raporunda, özetle, "usulüne uygun olmayan 400 kişinin genel kurula iştiraklerinin sağlandığı, genel kurulun iradesinin hukuka uygun şekilde ortaya çıkmadığı, dolayısıyla genel kurulun, 400 üyenin katılımı anından itibaren yok hükmünde olduğu, seçimlerin de hukuken hiçbir geçerliliğinin olmadığı" kaydedildi.

    daha önce de yazmıştım, gökçek ailesinin ankaragücü’ne başkanlığı, başkent takımında senelerdir hüküm süren “kanser hastalığı”nın, son evresidir. gökçek familyası ankaragücü adına sebep değil sonuçtur. zira hastalık, kır saçlı adam döneminde başlamıştır. onun 12 sene süren başkanlığı sürecinde, bir yaz yağmuru kadar kısa süren ersun yanal dönemi hariç, başkent’in köklü kulübü her sezon uçurumun kenarında, küme düşmeme kavgasında süper lig’e güç bela tutunabilmiştir. bir zamanlar tıka basa dolu tribünler önünde oynayan başkent’in sarı-lacivertli takımı, her sezon sayısız futbolcunun “geçerken uğradığı”, kulübün kasasının bağımsız denetimlerden uzak yönetildigi, çoklarına göre aslında hiç yönetilmediği, bölünmüş, yıpranmış, küçülmüş bir camia haline gelmiştir. elden çıkardığı futbolcular başka takımları sırtlarken, ankaragücü üçüncü sınıf yabancı futbolcuların sığınağı olarak görülmüştür.

    neredeyse her sene gerçekleşen göstermelik kongrelerde, eş dost, akraba oyları ıle seçilen istenmeyen, sevilmeyen üstelik fenerbahçe kongre üyesi kır saçlı adam döneminde, gerçek ankaragücü taraftarı kulübüne asla üye olamamıştır.

    o yüzden bu kongre palavrası, üyelik sistemi topyekün yalandır...

    son basın toplantısını hatırlıyorum: borçsuz devraldığı kulübü, kimilerine göre 25 trilyonluk, kimilerine göre 40 trilyonluk borçla devredip giderken pişkinliğinden asla taviz vermeden, kulüp için yaptıklarından bahsediyordu. dinleyenlerin gözleri yaşardı mı bilemem ama bilmeyen onun ankara’nın sarı-laciverdinden, real madrid yarattığına inanırdı. onca senede onca başarı, onca zafer, onca kupa! oysa onun başkan olduğu 12 senede, karnesi zayıflar ile doluydu kulübün. hal ve gidiş hepten zayıftı. bilhassa son sezonlarda, neredeyse her şaibenin altından ankara takımının adı çıktı. her sezon sonunda kümede kalmayı başarı saydı taraftar.

    ölümü gösterip sıtmaya razı etmek bu olsa gerekti...

    koltuğa oturduğu günden beri beraber çalıştığı teknik direktör sayısı 30’a yaklaşmıştı. onun döneminde, 140’ın üzerinde yabancı futbolcu geldi geçti takımın kapısından ve takıma gönül vermiş olanlar asla o futbolculara ve menajerlerine verilen paraların miktarlarını öğrenemedi. mısır’ın “el hudut” takımından sürekli futbolcu transfer etmenin kendine göre bir gerekçesi vardı elbet. onca yabancı futbolcu içinde akıllarda kalanlar, bir elin parmaklarının sayısını geçmezdi. üstelik onları da takıma en faydalı oldukları dönemde, üç istanbulluya veya trabzonspor’a satmakta hep kararlı davranmıştı. augustine, umut bulut, ceyhun ve diğerleri… elden yok pahasına çıkarttığı onca futbolcuya rağmen, kulübün onun döneminde geldiği nokta, “küçük emrah” filmlerindeki yoksulluk manzaralarını aratmazdı.

    ***

    gökçek’lere gelince…

    onların ankaragücü’ne el atışı, canı sıkılmasın diye biricik oğluna “championship manager” oyunu alan paralı bir baba ve oğlunun hikâyesi… oysa henüz 30 yaşında, yüz yıllık bir kulübü yönetmenin “championship manager” oynamaya benzemediğini, birilerinin anlatması gerekirdi ona.

    junior gökçek bilmez ama onun henüz okuma yazmayı sökmediği zamanlarda, başkent’in sarı-laciverdi ikinci ligde mücadele verirdi. hem de ne mücadele. siz bakmayın yeni yetmelerin “evren’in takımı” yakıştırmalarına. onlar, o sezon birinci lige çıkan sakaryaspor’un, bir sezonda 17 penaltı kazanarak şampiyon olduğunu bilmezler. dünya futbolunda, bir ikinci lig takımının ilk kez federasyon kupasını kazanmış olduğunu da…

    o zamanlar ne güneydoğu açılımları, ne digitürk, ne kır saçlı adam, ne naklen yayın arabaları, ne de futbola ma-aile bodozlama dalmış belediye başkanları vardı. takvimler 1980 senesini gösterirken, türkiye kupasında final oynamıştı o takım, ordaydım. ankara’dan bolu’ya konvoy haline gitmişti arabalar. maçın sonucunda kupayı alan takımın sarışın kalecisi, tribünlerde kendinden geçmiş taraftarların üstüne atlarken çekilmiş olan fotoğraf avrupa spor basınında geniş yer bulmuş, yılın spor fotoğrafı seçilmişti. tüm ülkeye mal olmuş bir sloganı vardı o takımın “gururluyuz güçlüyüz...” diye başlayan...

    ikinci ligde oynadığı dönemlerde bile saatler öncesinden dolardı tribünleri. ne tribün grupları vardı, ne tribün liderleri, ne genetiği bozulmuş taraftar profili, ne rant kavgaları, ne de koltuk sevdalısı başkanlar… maç günleri, o yaşlı stadın dışında değil, gişelerinde satılırdı o günkü maçın biletleri. başlama vuruşundan saatler önce takımlarını görebilmek için sıraya girerdi taraftarlar. maç günleri, o eski, o vefakâr stadın üzerine güneş henüz doğarken, bir çöpçüler, bir bekçiler, bir de taraftarlar olurdu...

    sevdalar karşılıksız yaşanırdı...

    sonra zamana ve kötülüğe yenik düştü adını şehrinden almış sevdaların takımı. hırslı, paragöz, arsız adamların doymak bilmeyen kirli ellerinde eriyip gitti zamanla. şimdi adı ve renkleri aynı olsa da, ondan geriye o takımı ve taraftarını hatırlayanların içini sızlatan hatıraları kaldı.

    bir de o sarışın kalecinin unutulmaz fotoğrafı...

    ***

    aslında burada ankaragücü taraftarlarına da dair birkaç satır yazmak gerek... hani şu iki elin parmaklarından çok tribün gruplarının ön plana çıktığı, “sosyalleşme” yalanı altında her türlü rant, bedava bilet karşılığı yönetimlere arka çıkanlara dair... yeni nesil taraftarlık anlayışında, bir zamanlar ankaralıların hep birlikte haykırdığı “gururluyuz güçlüyüz ankaragüçlüyüz!” tezahüratı, yerini tribün gruplarına, rant kavgalarına, genetiği bozulmuş “tamamen duygusal” taraftarlık anlayışına bıraktı. maç günleri stat dışında, üçe-beşe satılır oldu maç biletleri. zamanla giderek boşaldı tribünler, eski ankara sevdalıları küstüler takımlarına.

    erkan goloğlu’nun radikal gazetesindeki yazısında tanımladığı gibi: “delikanlılık raconu kesmekte burnundan kıl aldırmayanların, mahallenin güzel kızını, sevmediği o paragöz gazinocuya vermekte kuyruğa girmelerine izin verdiler!”

    o gruplardan birinin bir sloganı var, kocaman bir flamaya yazılmış: “ankaragücü türkiye’nin gücü!”. oysa ankaragücü o tribün grupları sayesinde “rantın yüzü” oldu, bilmeyenlere...

    ünlü felsefeci platon söylemişti: “hayatta göreceğiniz iş ne olursa olsun, erdem olmayınca elde edeceğiniz her şeyin, yapacağınız her işin sonunda utanç ve kötülük vardır!”

    ***

    velhasıl, gökçek’ler sarı-lacivert sarılı tabutun son çivisiydi. kır saçlı adamla başlayan hastalık, gökçek’ler ile ilerledi. ve taraftarlar olarak sizler ortak oldunuz bu yağmaya!

    şimdi evden en son çıkan ışıkları kapatsın...

    bana gelince…

    ben ankaragücü’nün gerçek ankaragüçlüler tarafından yönetildiği, tribün gruplarının değil, takımı karşılıksız seven taraftarların tribünleri doldurduğu, amigo sefa’nın bir el haraketi ile on binlerin haykırdığı “gururluyuz güçlüyüz ankaragüçlüyüz!” tezahüratını özledim.

    adına “süper” sıfatını yakıştırdıkları, her türlü pespayeliğin döndüğü kalitesiz bir ligde, pazarda görsek tezgâhından meyve almayacağımız adamların haris ellerinde oyuncak olmuş bu yazık takımın yerine, ikinci, hatta üçüncü ligde aslanlar gibi gururuyla oynayan ankara’nın sarı-laciverdini tercih ederim.

    kimselere boyun eğmeden, kimselere minnet etmeden...

    çünkü ben ankaragüçlüyüm!

    ziya adnan

    ----------------------

    kır saçlı adam için;
    (bkz: cemal aydın)
  • ait olduğu yere geri dönmüştür. tebrikler.

    darısı ads, karşıyaka, eskişehir gibi taraftar kültürü olan takımlara.

    not: göztepe.

    edit: sakarya'yı unutmak bana hiç ama hiç yakışmadı. tabii ki hepsinden önce sakarya gelsin. sonra kocaeli de gelebilir.