şükela:  tümü | bugün
  • eşik tanımlamak için kasanları tasvip etmiyor olsam da hicap içinde belirtmek isterim ki böyle bir eşik vardır. hiç bir ankaralı durup duruyorken la bebe mal la demez, diyemez. bu kelimeler bütünü belli bir birikimin, kültürün öfke ve hiddetle yoğurulmasının bir meyvasıdır. müsaadenizle bu eserimde bir ankaralının bu seviyeye hangi koşullarda ve nasıl gelebildiğini açıklamaya çalışacağım.

    ön açıklama: tüm bkz'lar sözlükte önceden tanımlanmış kavramlardan oluşmaktadır, boş bkz kullanılmamıştır. götümüzden uydurmuyoruz bunları.

    mal eşiği: ankaralılar'ın günde 4-5 kez aştığı bir eşiktir. araması gerekip aramayan, lüzumsuz laflarla tat kaçıran arkadaşlara mutlaka denir bu. bu eşiği aşan bireyin yaptığı herşey bilinçlidir, sinirin getirdiği istenmeyen bir söylem, davranış yoktur. ses tonu biraz değişebilir, normaldir.

    la mal eşiği: mal'dan farklı olarak dil hakimiyetinin kaybedilmeye başladığının göstergesi olan la'yı içerir. 2-3 günde bir mutlaka çıkar ağızdan lakin neticede elastik bir tavırdır; sinirlenmişsinizdir ama 10-15 dakikada atarsınız bu siniri üzerinizden. surat asılır, kaşlar çatılır. karşı taraf sinir durumunu rahatlıkla idrak eder.

    la bebe eşiği: la'yla birlikte istemdışı hareketlerin yaklaştığının habercisi bebe'yi içerir. tarihçilere göre ankaralıların bebe kelimesiyle imtihanı timur zamanından kalma acı deneyimlere uzanıyormuş. dna'ya işlemiş bir özelliğin dışa vurumu söz konusu anlayacağınız! dolayısıyla bu eşiği aşan kişinin sinirini yenmesi kolay değildir. bunu kullananın suratının asılması, kaşlarının çatılması dışında üslubu da bozulmuştur. efendiliğin eksik olmadığı ortamdan geriye bir sen bir ben bir de bebe kalır. karşı taraf bir şeyler yapmazsa hesaplaşma vakti yakındır.

    la mal bebe eşiği: üslubun adabın görgü göreneğin kalmadığı, elastik gerilimin yerini plastik deformasyona bıraktığı bir eşiktir. iş şirazesinden çıkmıştır artık, ağza gelen söylenir. (bu aşamada la, bebe ve mal kelimesiyle birlikte ankaraya özgü dana, davar vb. kalın sesli harfler içeren sıfatlar sarfedilebildiğine de tanıklık edenler olmuş). sinir, surattan ten renginden burun deliklerinden fışkırır bir seviyededir. karşı tarafın yapabileceği tek şey alttan almak ya da kavga için kolları sıvamaya başlamaktır.

    la bebe mal la eşiği: harman zamanıdır. aşk, özlem, siyaset, maddiyat, futbol... o an bunların hiç biri yoktur. şahsın ortamda bir üçüncü kişi olmamasına rağmen varmış ve durumu ona şikayet ediyormuş gibi konuşması da halüsinatif belirti olarak gösterilebilir, lakin bilim adamları bu konuda yaptıkları araştırmalarda teşhis konulan şahsın sahte halüsinatif belirtiyle muhattabı tırsıtma amacı güttüğünü tespit etmişlerdir. neticede karşı taraf için söylenecek bir şey yoktur. bu noktadan sonra kişinin eğitim ve yetişme tarzına göre tekme, tokat, yumruk ve en kötüsü tükürük arz-ı endam edebilir.

    biz sözlük olarak üzerimize düşeni yapıp okurlarımızı uyardık. dememiz odur ki karşınızdakinin tahmin edilemez biri olduğunu bilin, ona göre davranın. kötü bir hayat deneyimi yaşayabilirsiniz.
  • (bkz: ankaralı)
  • 8. sınıf öğrencilerine sürekli birbirlerini şikayet etmelerinden ötürü nutuk atarken;

    -...bik bik bik sorunlarınızı kendi aranızda halletmeye çalışın, artık büyüdünüz, arkadaşlarınızı ispiyonlamayın bana, emin olun hiç merak etmiyorum, birbirinize silgi de atmayın, bebe misiniz?!
    +hocam siz ankaralı mısınız?
    -eheh öhm evet. nerden anladın?
    +orda diyolar hep bebe diye.
  • behzat ç izleme sıklıklarıyla doğru orantılı olabilir. doğma büyüme ankaralıyım, lisede çok nadiren geyikle başlayan "la"lar kullanmışlığım vardı ki o da üniversiteyle tamamen yok oldu sonrasında da böyle bir tabir olduğunu unutmuştum bile. bir senedir benzat ç izleyen bir grup arkadaşla geyiğine başlayan "nabıyon la" lar ciddi bir şekilde dilimize yapıştı ve pazartesi günleri tavan yapmakta.
  • bir değişiği de la sen ne mal bi bebesindir.