şükela:  tümü | bugün
  • şeyh nazım el-kıbrisi'ye göre olacak olandır.

    https://www.youtube.com/watch?v=yn6mqdgrogw
    https://www.youtube.com/watch?v=zwmsqxazlyu

    edit:şimdi aklıma geldi sözlüğün sufi dervişlerinden olan isnetus'un s-400 ler ile ilgili bir entrysinde ankara'nın başına büyük bir felaket gelebileceği ima ediliyordu.bu felaket rusya tarafından atılacak bir nükleer bomba olabilir.
    ilgili entry: (bkz: #70919453)

    edit2:teknolojinin nasıl yok olabileceğini merak edenler anglachelm'ın emp saldırısı ile ilgili entrysini okuyabilirler.
    https://seyler.eksisozluk.com/…i-urpertici-bir-yazi
  • devaminda melhamei kübra yaşanacaktir.
  • tilki tipinizi sikiyim.
  • zaten atılmış ve radyasyon yaymaya devam ediyor diye biliyordum.
    (bkz: saray)
  • oha lan adam gerçekten kıbrıslı

    (bkz: füzeler ataceyik)
  • nato'nun dağılıp, 3. nükleer dünya savaşının çıktığı gün olur.

    o göt abd+rusya+fransa gibi bir oluşumda dahi yok. bu gün g20 yada nato ülkelerinin birinin başkentinde nükleer yada benzeri bir saldırının sonucunu hesaplamak zor değil. biz kendimizi savunamaz durumda olsak bile onlar kendi selametleri için bizi bu gibi durumlardan korumak zorunda. nato dağılırsa herkes siki tutar özellikle nato'yu kuranlar.

    bide bu var
  • harp sanat ve stratejisi ile akılcı düşünüldüğünde, konvansiyonel savaş söz konusu olacaksa imkansıza yakın ihtimaldir.

    783 bin km2'lik bir alana kurulu ülkenin neredeyse tam ortasında sayılabilecek noktaya konuşlanmış bir şehre atom bombası atmayı bırak, 100 km yakınına dahi ulaşamazsın. bunu başarabilmen için o ülkenin hava unsurlarının sıfırlanmış, hava savunma sistemleri ve uçaksavar ünitelerinin tümüyle safdışı bırakılmış olması gerekir ki elini kolunu sallaya sallaya girip atıp dönebilesin.

    şimdi belki diyeceksin ki "ama nagazaki'ye, hiroşima'ya attılar". japonya haritasını hayalinde şöyle bir canlandırırsan göreceksin ki bu ülke düzlemsel anlamda homojen ve doğu-batı doğrultusunda genişliğe sahip bir coğrafyaya sahip değil. tümüyle düşman cephesine açık ve derinliği sıfır bir ülke. öte yandan 1945'e dek taktik ve teknik hava savunma mekanizmalarının hayli yıpranmış vaziyette olduğu da hesaba katılmalıdır.

    bu bilgiler ışığında düşünülürse, derinliği yüksek bir coğrafyada, uçan muharip unsurları havadan havaya savunma ve yerleşik üniteleri karadan havaya (ve hatta denizden havaya) muharebe kabiliyetine sahip olan bir ülkenin başkentine nükleer bomba atmayı hayal bile etmek abesle iştigaldir.

    edit: bazı arkadaşların hatırlatmasıyla eklemediğim bir hususu da belirtme ihtiyacı duydum. bu yazıda konvansiyonel bir muharebede nelerin mümkün olmadığını anlattım. ancak bunun dışına çıkarsak balistik füze kavramıyla karşılaşmak da kaçınılmaz. balistik füze saldırıları için geliştirilmiş savunma sistemleri dünyada mevcut olmakla birlikte türkiye'de konuşlu patriot bataryaları bu görevi kısmen görebilmektedir. kısmen diyorum çünkü özellikle güneydoğu bölgesine konuşlu olan bu bataryaların menzili itibariyle asgari ve bölgesel bir savunma arz ettiği ortada. kesin ve kapsamlı bir savunma için (şu an abd envanterinde mevcut olan) sm-3 füzeleri muadili anti balistik füzelerin tedariği yahut yerli üretimi bu açıdan elzem görünmektedir.