şükela:  tümü | bugün
  • ankara'da üniversiteye gideceğimi öğrenince ağlamıştım.gittikten sonra da hep nefret etmiştim.istanbul 'a gitme hayaliyle yaşayan izmir'li bir gençtim. ilk defa iki sene önce yazın istanbul'da arkadaşlarla geçirilien yorucu bir haftasonundan sonra ankara dönüşü eve giderken sabah serinliğiyle boş otoyolda ilk defa "oh memleketimize geldik" demiştik istanbul'dan dönen iki izmir'li. sonra izmir ve istanbul'da okuyan arkadaşlarımızla aramızda bir farklılık olduğunu hissetmiştik bir ara da. sanki biz biraz daha sakindik.ne bileyim.ama bu sefer sekiz yıldan sonra ilk defa izmir'deyken ankara'yı özlediğimi farkettim. ama insanları, anıları falan değil.gerçekten özlenebiliyormuş ankara.
  • kısa tatil donemlerimin son demlerinde,miskin $ekilde valizimi hazırlıyorum isteksiz,sitemli,umarsizca...arada bir pencereden kafamı sarkıtıyorum ellerim ba$ımın arasinda,sigaramı yakıyorum,izliyorum ortami..kareler akmaya ba$lıyor,yine zamansızlıklarla bogu$tugumu hissediyorum,gidesim gelmıyor hi¢biryere oylece yataga yatasım ,apartmanın ustunden gecen pirpirlarin sesini dinleyesim geliyor...biliyorum ki; bu ses hicbiryerde ankaradaki kadar guzel deil..sonra cıkıyorum disari mit'in sessiz labirentinde dolanıyorum...sonra gorevlıye kartımı gosterıp dısarı cıkıyorum...son kez ankaranın caddelerinde bır tura cıkıyorum..atlıyorum metro ya akıyorum kızılaya ortamlara..karanfilde simit-cay yapıyorum..arkadaslar gelıyor..yine gidiyorsun dimi hoca dıyorlar..i¢ten i¢e gıdıyorum ama nereye..sıkıldım ben bu ruzgar gulu olayından dıyorum..alıyoruz elimize ıstakaları cevirıyoruz uc bantı...giderayak hep ellerine verıyorum ho$larına gıtmıyor bu durum ama hepside yenılmekten mutlular..bılıyorlarkı bu oyunun rovansına sıte sıte gelicem..sonra tunalıya cıkıyoruz..gunduzumsu bır bar sefasına..coronalari patlatıyoruz ,eskileri anıyoruz..cocuklugumuzdaki aksıyonlar canlandırılıyor tekrardan,giderayak olmasi havayı daha bır bunalımlaştırıyor..
    sonra sokaklarda yurunuyor,kugulu parkdaki kugumuz emektar rifkiya sımıt alıyoruz..rifki bile sankı gıtme dıyor bana..manyak alışmışız bız bırbırımıze,bır dahakı sefere dıyerekden rifkiylada vedalaşıyorum..elemanlarla son tavlamızı oynayıp,tekrardan ellerim cepde,atkım boynumda metroya dalıyorum..ınadına sarı cizgiye basıyorum,gorevlıyle 2 satır dalasmak ıcın..full stresım cunku aksam gıdıcem ya ...metroda,kızılaydan baslıyarak ınecegım duraga kadar olan tunel ısıklarını sayıyorum..bunu hep yapıyorum cunku her donusumde bır lamba ya eksık cıkıyor yada fazla oluyor..ınıyorum metrodan...asfalta cıkıyorum hava yıne buz ,ceketımı ılıklıyorum..bereyı kafama takıyorum..mitin souk duvarları onumde..kapıda kımlık faslı baslıyor..tanıyorlar benı ama resmıyet ıste..alışmışız artık dırek çıkartıyoruz...asker ;yolculuk ne zaman dıyor..-sorma be abi dıyorum 12:00'de kopuyoruz yıne alemlerden dıyorum..bı daha ne zaman gelcen dıyor..bende bılmıyorum dıyorum bende.....
    eve cıkıyorum..sessizce son duzenlemelerı yapıyorum..aksam oluyor herkes hareketlenıyor..sakın dıyorum sakın(!) kımse gelmesın benle,tek basıma gıdıcem dıyorum..alıyorum cantamı ve karanlıga karısıyorum yıne gece vakti...solugu astide alıyorum..otobusun kalkmasına yarım saat kalıyor..sehre bakıyorum gorebıldıgım kısımlarına...gozumun gormedıklerını ise beynım data show edasında kare-kare getırıyor gozlerımın onune...sıgaramı yarım bırakıp atıyorum..otobuse bınıyorum..ho$geldınız dıyor host,pekde ho$ gelmedim dıyorum!..dumur oluyor cocuk..neyse hoca dıyorum babacan bır tavırla... ensesını sıvazlıyorum,sktret sen benım dedıklerımı..bı su getırıver 44 numaraya dıyorum...başını sallıyor..gecıyorum yerıme..walkmanın play tusuna basıyorum..çıgırtganların sesıyle,dınledıgım muzık bırbırıne gırıyor,kafamı cama yaslıyorum,sular damlıyor...otobus hareket edıyor inceden....yoldayız artık...sabah uyanıncaya dek gozlerımı kapatıyorum derin uykulara sevk oluyorum,sabah oluyor ve ben artık buyudugum,genclıgımın en super gunlerını yasadıgım ve tekrar donus zamanımın hesabını yaptıgım ortamın yani ankaranın ozlemını ındıgım andan ıtıbaren yasamaya baslıyorum..hass sktrr ya dıyorum hafıften yıne denyo gunlere adım atıyoruz..hak getire dıyorum...
    şimdi ankaradayım...yine gidicem yine bole olucam..bırgun capayi fena atıcam ankaraya o olucak..
    dipnot:ankarayı ankarada yasamamıslar ozleyemez dıyorum..uzaktan gazel okuyup her defasında ankaraya kulp takmaya calisanlarda haddını bılsın dıyorum..ve ankara gecelerine karı$maya gidiyorum..
  • neden bilmiyorum ankara zamanla sevilen bir il, başta hiç sevmezsiniz ama yaşadıkça bağlanmaya başlarsınız. anlam veremediğim bir büyüsü var.
  • prim yapmak için "sevilir mi ya! deniz yok, gri, kalabalık, vb." şeyler söylenmesi gerek. doğru mu? evet. sonuna kadar katılıyorum. lakin ankara'yı özlemek, daha çok ankara'da geçirilen zamanları ve yaşanılanları özlemektir benim nazarımda. bir esprisi olmayan şehirdir. fakat buraya sığdırılan yıllar, acı tatlı hatıralar, geri dönüp bir "ah" çekmeye neden olabilir.
  • burada ankara'ya bok atanlara bakiyorsun ya izmir'den ya istanbul'dan ya da bilmem ne sehrinden cikiyor.

    icine dussen eriyecegin bir denize, her yagmur yagdiginda felc olan kanalizasyonlara sahip, sehirciligin bok gibi oldugu, ankara'nin 3 te 1'i buyuklugunde ama 2 kati nufusa sahip minik suriye hayranlari cidden sevmesin lan bu sehri, defolun gidin olm.

    bu sehre sallayanlar icin bir behzat c lafi geldi aklima tam suan, ' sanki los angeles'ta buyudunuz amk gurmeleri'.
  • --- spoiler ---

    ankara'yi özlemek için ciddi bir şekilde psikolojik sorunlar yaşamak lazım sanırım.

    --- spoiler ---

    bir yeri özlediği için değil de, başkasının özlemleri üzerine şunu yazmak için ciddi bir şekilde psikolojik sorunlar yaşamak lazım sanırım.

    amk yerinde insanlar nereyi özleyeceklerini de size soracaklardı
  • trafikten şikayet ettiğin ilk anda, ankara'da sürekli, bıkmadan, usanmadan şikayet ettiğin trafiği anımsamak..
    behzat ç. izlerken kameranın geçtiği sokakları tanıyıp, o sokaktaki barda şimdi bir bira içmek vardı diye düşünmek..
    bahar aylarında güneşin yüzünü göstermesiyle, kendilerini deniz kıyısına atan insanları televizyondan izlerken gizli gizli kıskanmanın alçaklığını ve diğer taraftan kuğulu parkın nasıl cıvıl cıvıl olduğunu görünce içinde güneşle hiç ilgisi olmayan bir sıcaklığı aynı anda hissetmek..
    beklenen otobüsün geç gelmesi yüzünden önce onun şoförüne sonra bütün otobüslere söverken, bir anda egoya birikimli bir şekilde öfke duymak..
    yıllardır ulaşımda patlama yapacak diye beklenen metronun, bütün billboardlarda 40. açılışına kavuşmasına rağmen, gerçek hayatta 41. kere açılışının ertelendiğini görmek..
    kar ve yağmur dönemlerinde şehirde yaşayan herkesin gördüğü altyapıdaki eksikliklerin belediye heyetince görülmemesine duyulan kızgınlık..
    her seçim döneminde i.melih gökçek karşısında kaybedenleri biraz anlayışla ve halk tarafından değeri anlaşılmamışlar kategorisinde değerlendirmek..
    yılmaz erdoğanın ankara şiirini dinlerken, gözünün daldığı yerde ankara'yı tekrar tekrar gezmek..
    ankara'yı özlemek, düşlemek, hayal kırıklığına uğramak, sevmek, sinirlenmek, şaşırmak, alışmak, sonra daha çok sevmek ve nefret etmek demektir..
    ankara'yı özlemek hem aklınla hem de ruhunla özlemektir..
    `ankara iyi ki var ve ben iyi ki o şehirde yaşamışım` demektir..
  • behzat ç.'yi seyrettikce duyulandır.
  • karşındakine anlatamayacağın duygulardan bir tanesidir.

    ben;
    öylesine özlüyorum ankara'yı.
    ne kimseye anlatabiliyorum,
    ne de kimse anlayabiliyor bu özlemi.
    ankara'da çocuk olanlardan başka..
    *
  • diğer şehirleri özlemeye** benzemez...zira ankara'da bulabileceğiniz huzuru, dinginliği başka bir şehirde bulmak zordur*...ankara'da doğup büyüyen insanlar başka şehirlerin (özellikle istanbul'un) adrenalin yüklü hayatından sadece ankara'ya kaçarak kurtulabilirler...