şükela:  tümü | bugün
  • geçtiğimiz 1 yıl sonunda ilaçla tedavi edilebildiğine emin olduğum hastalıktır.

    korkmayın, endişelenmeyin ve sabırlı olun. doktorunuzun dediklerini harfiyen uygulayın ve ilaçları alma konusunda disiplinli olun. sonunda iyileşeceksiniz.

    er ya da geç...

    kriz dönemlerinde sakin olun ve şunu unutmayın, size hiç bir şey olmayacak. istediği kadar kalbinizi sıkıştırsın, göğsünüzü ağrıtsın, başınızı döndürsün, dizlerinizi kessin. hiç bir şey olmayacak! onunla dalga geçin, vay be ne biçim şey lan bu 100 km koşmuş gibi hissediyorum diyin, hatta üzerine gidin abartın, anam ölecem lan diye geyik yapın onunla. ama ne olursa olsun şunu unutmayın sonunda size hiç bir şey olmayacak ve iyileşeceksiniz.

    er ya da geç...
  • ufak şeylerin kolayca yarattığı dev hayal kırıklıkları ve umutsuzluk..
  • beynin alarm sisteminin bozulmasıdır. kişi eğer bu hastalıktan muzdaripse, beyni ve vücudu en basit olayları bile hayati bir durummuşcasına algılar. örneğin sağlıklı bir kişinin şiddetli bir deprem sırasında hissetiği kaygıyı anksiyete hastaları telefonunun şarjı bitmesi gibi basit bir olay karşısında bile hissedebilir. tek çaresi psikiyatrik yardım alınmasıdır. doktor tarafından verilen antidepresanları yan etkileri gerekçe göstererek reddetmek ilaçların kötü etkilerinden kat be kat zararlı olabilir. zira bu hastalığın vücuda stres yoluyla verdiği zarar yan etkilere kıyasla çok daha fazladır.
  • buradan okuduğum kadarı ile sebebini bir türlü anlayamadığım, sebepsiz kaygı, korku, üşüme, terleme, ve titremeyi aynı anda yaşamama neden olan durumdur. her ne kadar doğrudur, kendi teşhisimizi kendi kendimize koymak ama. sebepsiz ve anlayamadığı bir şeyin sebebini insan merak ediyor. hep derdim çevremdekilere: ''bana üşüme geliyor, titriyorum, acaba kan şekerim mi düştü? korku var içimde'' diye. zaten anneme desem direkt aç kalmama bağlıyordu. fakat durum o değil. bugüne kadar anksiyete bozukluğunu hiç okumamıştım ve bir tür fiziksel hastalık olduğunu düşünüyordum. ama durum düşündüğümden çok farklıymış. sizde sürekli üzgün olma hali ve bitmek bilmeyen kaygılar, hatta ölüm korkusu da dahil (metrobüste giderken camın kırılıp bir yerime gireceği korkusu gibi garip bir örnek mesela), terleme, üşüme vb. en başta saydığım şeyleri yaşıyorsanız. bir psikoloğa görünmeniz iyi olabilir. fakat psikolog her ne kadar bizi psikiyatriste yönlendirip ilaç bağımlısı haline getirir orasını bilemiyorum. ilaç kullanmaktan ben de taraftar değilim. salak gibi bir kafa yapısına sahip olmak istemiyorum. ama bir şekilde halletmek için bir yolu olmalı.

    devlet hastanesi düşünenler için: devlet hastanelerinde psikiyatristin gerek görürse psikoloğa sevketmesi de beni sinir eden ayrı bir durumdur. millete direkt ilacı kakıp uyuşturuyorlar. sokak hayvanlarına barınakta bakmak yerine artık belediye nasıl direkt uyutuyorsa, insanlarda bu şekilde önce uyutuluyor. sanırım ilaç istemediğimizi önce üstüne basa basa söylemek gerekiyor. psikologa zorla sevk etmelerini sağlamak gerekiyor. bir şekilde gidersem deneyeceğim bunu.
  • iyileşme imkanı olmayan psikolojik rahatsızlık.eğer bir kere buna yakalandıysan bir daha kurtulman mümkün değildir,ha geçer belki 2 3 sene sana uğramaz ama bir gün ansızın tekrar kapını çalar.
    kalıcı çözüm ise hayat boyu antidepresan kullanmaktır,sana iyi gelen hapı bulursan eğer hayatının geri kalanında o hapı kullanarak bunun üstesinden gelebilirsin.

    baş dönmesi,kalp çarpıntısı,ölüm korkusu,terleme,içinde yer alan anlamsız boşluk hissi,hepsi bu hastalığın semptomlarıdır.işin kötü tarafı atağın ne zaman geleceğini bilemezsin,sen iş yerinde çalışırken ya da arkadaşlarınla mutlu mesut takılırken birden içine o huzursuz boşluk hissi çöker ve sonrasında kusma,terleme gelir.birden ortamdan uzaklaşıp eve yatağına gitmek istersin. bir de bu meret ansızın geldiği gibi ansızın da gidebilir,bu sebeple arkadaşların "hani az önce çok kötüydün bak şimdi taş gibisin,ne naziksin ya off" falan diyebilirler. bunu yaşamadıkları için de bir türlü anlatamazsın kendilerine ve hastalık hastası yaftası yersin.
    işin özü bi anksiyeteliyi ancak başka bir anksiyeteli anlayabilir.
  • bitmiyor.
  • panik atakla beraber gecirdigim ruhani hastalik. olum korkusunu tattigimi soyleyebilirim. fazla gece hayatinin artik bana bir dur deme sekli oldu. ataklar sirasinda algi bozulmasi, olecek hissi, insanlarin yabancilasmasi, titreme, soguk soguk terleme ve inanilmaz bir sikinti. antidepresanlarla tedavi edilebiliyor ama tekrarlama durumu varmis. (bkz: allah dusmanimin basina vermesin)
  • psikoterapi ile buna neyin sebep oldugunu bulmak ve cozmek gereklidir. atak halinde de gerekli ilac/ilaclar ile cozum bulunabilen bir hastaliktir.

    mutlaka bir uzmana ''artik gelmene gerek yok'' diyene kadar gorunmek gerekir.
  • kacma istegi. neyden ya da nereye kactiginin onemi yok.

    gecenin bir yarisi kapiyi acip sokaklarda deli gibi kosma istegi.

    balkondan atlayip ucarak kacma istegi.

    eve, odalara sigamama.

    en yakinindaki cami acip atlama istegi. olmek icin degil kacmak icin.
hesabın var mı? giriş yap