şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
  • çözümü sizin için şu an için mümkün olmayan geleceğe ilişkin sorunları, önceden beri çözümsüz kalan sorunları beyniniz ısıtıp ısıtıp önünüze koyuyor. önünüze bakmaktan aciz bir şekilde gelecek hedefleri kurduruyor , önünüze bakmadığınız için sürekli takılıp düşüyorsunuz. bir insana bir konu hakkında bir şey söylerken, o insanın size vereceği olası 4-5 farklı cevabı ondan önce düşünüyorsunuz. sonrasında kişinin cevapları arasında sizin ihtimal vermediğiniz bir cevap çıktıysa afallıyorsunuz.

    bir olay karşısında ortaya çıkabilecek durumun hep olumsuz yönünden bakıyorsunuz. olumlu şeyler zaten cepte olarak görüp, olumsuzluklar üzerine sürekli kafa yoruyorsunuz. işten, sevgiliden, aileden, arkadaştan kopabiliyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz. bunca yaşadığınız şeylerin 1-2 senelik bir geçmişe dayanan bir illet olma ihtimali çok düşük. çocukluktan içinize düşen bir ateş adeta. dışardan çok gür ve yüksek görünen ağacın gövdesini içten içe kurtçukların yemesi gibi.

    orta vadeli psikoterapi desteği ile yapacak bir şeyin kalmadığını kabullenmek ve kendinizi doktorun ellerine bırakmakla devam eden zorlu dönem. ilacın etkisiyle gün boyunca halıya kilitlenmek, kafanızın üstünde oturan bir fil olduğu hissi, en aptalca şeylere karşı bile tepkisiz kalabilmeyle beraber geçmeyen zamanlar silsilesi.
  • ailenin yetiştirme şeklinin büyük etkisi olduğu durum. özellikle babamın bu sabah canımı sıkmasıyla iyice emin oldum.

    örnek olsun diye anlatıyorum. facebookta bişi paylaşmışım da küfürlü yorum yapmışım diyoki o paylaşımını sil yarın öbür gün iş başvurusu yaparsın iş verenin onu bulur bu yüzden iş bulamazsın.

    haydaaa tamam duyduk şifreni isteyen patronlar bile varmış da benim öyle bi ortamda zaten işim olmaz adam hadsizdir herşeyime karışır başımı belaya sokarım.

    neyse konumuza dönelim. biraz düşündüm annemde de babamda da hep bu vardı ve hala davranışlarından vazgeçmiyolarlar. o olursa bu olur, şunu yaparsan başına bu gelebilir, ordan onun kulağına gider karşındaki de şöyle biri çıkar gak guk olur. e kardeşim böyle böyle yaparak nasıl huzurlu olmamı bekliyosunuz ki? ben nasıl yeni bir şeyleri denemekten çekinmiyecem şimdi. hep kafamda bi soru işareti var hep bi kaygı hep bi stres. nitelikli olduğum konularda bile kendimi geri planda tutuyorum ama bakıyorum etrafa daha yes no bilmeyen tipler hiç düşünmeden erasmusa dil okuluna falan gidebiliyor bi şekilde de kurtarıyor.

    şimdi de anksiyetemden kurtulayim diye terapiste tonla para yığıyolar ama kendi yaptıklarının farkında bile değiller boşuna yine herşey
  • allah'ını seven şu hastalıkla basedilmek icin ilaçsız bir yöntem önersin dedigimdir. yıllarca takıntılarımla, kaygılarımla bas edebildim ama artık olmuyor.

    bazı şeyler duydum, dini yaklasımı olan terapistler falan. böyle secenekler var mı gerçekten de? bir bilen yardımcı olursa inanılmaz minnettar olacagım.
  • şimdi yazdıklarımı iyi okuyun.sene 2011 iş yerindeyim. bir anda kulaklarımda çınlama kalbim yerinden çıkıp fırlayacakmış gibi oldu.gittikçe kalp atışlarım daha da hızlandı.aynı zamanda boğazımda bir düğümlenme hissettim.tabi herkes gibi başlangıçta ne olduğunu anlayamadım. panikledim ağlamaya başladım. gitmediğim doktor hastane kalmadı.hatta vertigo diyen mi dersin guatr diyen mi dersin..aslında pek yaygın olan ama ismini koyamadığın bir hastalıktır bu illet..hatta anksiyete aslında herkeste olan bir psikolojik rahatsızlıktır.tabi bazı insanlarda atağa geçmiştir .yani kaygi bozukluğudur tıptakı dili ile anksiyetedir.fazla uzatmadan en son komple delirip check up yaptırdım.hiç birşey çıkmadı. en son bir beyin cerrahına gidip emar çektirdim.doktor kızım senin rahatsızlığın falan yok boşuna paranı dökme buraya ve biran önce psikoloğa görünmemi söyledi.başta kabul edemedim.yine özel bir hastaneden randevu aldım.bütün detayına kadar anlattım.anksiyetle o gün tanıştım. eslorex diye bir ilaç yazdı. 3 ay kadar kullandım ve bıraktım.anasını satayım resmen misafir gibi geldi gitti hastalık. tekrar başladım bu sefer cipralex kullandım. yine geçti sandım 2 ay kullanıp bıraktım. tekrar geldi.ömür boyu da ilaç kullanmak istemiyordum bir çözüm bulmalıydım.bir arkadaşım sayesinde nörolog mehmet yavuz la tanıştım..beni kliniğine götürdüler.1 tane elektronik cihaz var .tms (transkraniyel manyetik stimulasyon) .16 seans girdim ve kurtuldum..allah düşman başına vermesin.insanın en başta akıl sağlığı yerinde olsun..bu arada ekstra olarak vaktiniz varsa bol bol yoga yapın..geçmiş olsun
  • türkiye'de her bir gençten ikisinde bulunan hastalık.
    o derece yaygın, durum çok kötü, tüm arkadaşlarımda var.
  • bende kendimi bildim bileli var olan hastalık. büyük ölçüde üstesinden geldim ve hayat ne güzel bişeymiş öyle
  • insan kendi dusuncelerini kontrol edemez mi diye dusunurdum. edemiyormussun. ama bir tane kucucuk ilaci (paxil) iciyorsun hersey geciyor. ben ilaca baslarken ve birakirken xanaxda kullandim. boylece baslangic ve bitis kabus olmadi. doktor daha once birakabilirsin dedi ama ben 1.5 yil kullanmaya devam ettim. bir kucucuk ilac nelere kadir!! ilaci birakali 4 yil oldu, hala iyiyim. kendi kendinizi yiyip bitireceginize gidin bi doktora.
  • öncelikle çocukluğumdan beri hep kaygılı bir insan olduğumu söyleyerek olaya başlıyorum. evet hep kaygılıydım yani aslında fazla kaygılıydım sadece konular zaman içerisinde değişti o kadar. bazen kendime hastalık teşhisleri koydum, bazen derslerim için kaygılandım, bazen arkadaşlarım için, bazen yapacağım bir sunum için.. dedim ya işte kaygı hep vardı sadece temalar değişti o kadar.

    sen bu başlığa buyurmuş ve benim gibi insanlar var mı acaba diye düşünüp bu girileri okuyan can yoldaşım, arkadaşım,

    evet senin gibiler hep var ve bu hayat düzeninde var olmaya da devam edecek. bu kaygı hiç geçmeyecek bir kere bunu bil zaten önce kaygının var olması gereken bir şey olduğunu bil ama senin odak noktan onu bozukluk sıfatından çıkarmak olsun. bir kere değerli olduğunu bil. ve seni iyileştirecek en büyük silahının o mükemmel beynin olduğunu farkın var. belki benim gibi böyle yetiştirdiler seni diye kızıyorsun çevrene tıpkı benim anneme çok kızgın ve kırgın olduğum gibi. hiçbir şeyi beğenmediği için, her şeyi çok güzel yaptığı için, şunu şöyle yapın bak şu kişi şöyle yapıyolarşa seni büyütüp aslında ben seni kıyaslamam ki canım benim dediği için, bu sınavdan 100 almam lazım anne, her şey mükemmel olmalı dediğinde sana kızıp elinden geleni yap sıkma kendini deyip kendisi her şeyi mükemmel yaptığı için, şu hayatta en çok sevip her şeyde örnek aldığın insanın bu yönünü de (keşke almamak elimde olsa ve almasaymışım) aldığın için ona kızgın olduğun gibi kendine de kızgın olduğun için. mükemmel olmaya çalışıp hayatını boka soktuğun için, zekanı küçük görüp yapabileceklerini sırf bu aptal düşünce yüzünden yapamadıgın için, her şey kesinlikle şöyle olmalı deyip hayatı tek bir kalıba sokup yeni planlar üretmeyip bu endişelerini kaygılarını büyüttüğün için.. dedim da işte kızıyorsun belki kendine de işte böyle.

    ama bunlar geçmiş güzel kardeşim. biliyorum asla geçmeyecek ama sana düşünme diye aptal bir şey söylemeyeceğim, sadece bunlardan ders çıkarmayı öğren, oraya takılarak, kendine ay bende anksiyete bozukluğu var deyip her şeyden kaçınarak,riskler almayıp her boku garantili yola sokmaya çalışarak bu hastalığı yenemezsin. ilaçsa ilaç kullan. terapi mi? gidebiliyorsan git. kitap mı? okumak istiyorsan oku. ama kendine değer ver ve kriz anlarında o aptal düşüncelerini çürütmek için elinden gelen her türlü kozu kullan.

    sen değerlisin. sen seviliyorsun. ama en önemlisi senin kendini sevmen ve insanın hatalar yapan bir varlık olduğunu kabullenmen. hayat sana gülmek zorunda değil seninle böyle bir sözleşmesi de yok ama b ve c planlarını üretecek yetiyi senden barındırıyor. tek nokta o yetiyi kullanmak..

    geçecek buna inanıyorum sen de inan!

    not: iş bu entry yıllardır bu illetten muzdarip olup olurda unutursan burda şunu yazmıştın mal bak oku oku da kendine gel diyecek bir kişi tarafından yazılmıştır.

    ihtiramlarımla..
  • kaygının denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksatması..
    scott stossel adında bir gazeteci, anksiyete çağım kitabında konuyu kapsamlı ve matrak bir şekilde ele almış.kendi de bu dertten muzdarip olan stossel'i okudukça halinize şükredebilirsiniz. amerikalıların da anksiyetesi bir başka oluyor sanki! bir göz atın isterseniz.
  • düşüncelerin zihne tecavüz eylemi.