şükela:  tümü | bugün
  • can sıkıntısına sebep olur.
  • nafile bir çabadır. hayatın karşınıza çıkardıklarına bakıp, biryerlerde birilerinin sizinle kafa bulduğunu düşünmenize yol açar. ne kadar sorgularsanız o kadar içinden çıkılmaz hale gelir. tek gerçeğin ortalama inanışa göre varolduğunuzu bilmek olduğunu farkederseniz eğer, sorun çözülmüş olur. rahatça aldığınız tek bir nefestir hayat. sorgulamayınız, şimdi derince bir nefes alınız, gerisi gelecektir.
  • anlam arayışındaki ilk adım,kritik ve can alıcı soruları sorabilmektir.ikinci adım ise, soruların yanıtını aramaktır.

    doğan cüceloğlu-savaşçı sy.13
  • romantik bir çabadır kanımca. wittgenstein için de bir tür takıntı.
  • haziranın güneşli günlerinden biriydi. uyanınca uzun zamandır hissetmediğim güneşin sıcaklığını almak için çayımı alıp balkona çıktım. güneşi şimdi hissediyordum. gözlerimi kapadım ve anın tadını çıkarmaya başladım. tabi bu güzel an hep böyle sürüp gidemezdi. insanların sesleri ve arabaların gürültüsü bozdu mutluluğumu. istemeden onlara kulak verdim izlemeye başladım. yüksek bir yere çıkıp sessizce koşturan kalabalıkları uzakları izlemenin zevkini bir kez tatmış olan her insan gibi ben de kışın ısınır mı tavanda su damlar mı diye düşünmeden en üst kattan bir ev tutmuştum.
    bir kız çocuğu küçük kardeşinin elinden tutmuş dondurma yerken kendilerince komik olan bir şeye gülerek gidiyorlardı. ne kadar mutlular şimdi onlar için hayatın anlamı güneşli günlerde dondurma yemek, hava kararana kadar dışarıda oynamaktır diye düşündüm. uzun zamandan beri hayatın anlamı düşüncesi beynimi kemiriyordu. neden buradaydım. bir amacım olmalıydı ama yoktu.
    sonra gözüm çocuklarıyla birlikte bir pastanenin önünde oturup tatlı yiyen adama takıldı. onlar da mutlu görünüyordu. ben neden mutsuzum?
    sonra düşündüm ki belki de hayatın anlamını geniş zamanlarda aradığım için mutsuzdum. hayatta geniş zaman mutlulukları yoktu. sadece anlık mutluluklar vardı. dondurma yemek, çocuklarınla gezmek gibi. hayatın anlamı anlardaydı. ya da belki de bu anlık mutluluklar geniş zaman mutsuzluklarımızı avutmak için bir yoldu belki de. bilmiyorum.
  • "bir hedefe, amaca, kadere, anlama kilitlendiğin zaman, bir yere ulaşma deliliğine sahip olduğun zaman sorunlar çıkar. ve yenilirsin, bu kesindir. yenilgin varoluşun doğasında vardır." osho provokatör mistik
  • varoluş sancısıdır. bu arayışta elde bulunan doneler; geçmiş tecrübeler, anılar, insanın kendi düşünce yapısı/karakteri/özellikleri, diğer insanların muhtemel düşünce yapıları, dinler, mitolojiler, diğer inanışlar, edebiyat, sanat, felsefe ...... uzar gider. bu uzayıp giden liste gösterir ki çemberin dışını çemberin içinde bulmaya çalışıyorsunuzdur. öyleyse anlam nasıl bulunacaktır ki. düşüncenin sonsuzluğunda mı? sancı olması bu yüzden olsa gerek diye düşündürtür. parçaları birleştirmek, puzzle yaparcasına ama sonsuz parçalı bir puzzle, ortak renkleri gruplandırmak da çözüm değil, her şey yığın her şey karmaşa ve kaos. sıçayım böyle anlama, anlamı aramasına da der bir koyvermişlikle günlük yaşantıya devam edersiniz. ama o sıçayım diye ötelediğiniz şey beyninizi kemirir, acılardan, dertlerden kurtulmak için bulmaya kastığınız bir yılandır oysa. düştüğünüz denizde sarılacak bir yılandır o "anlam". kimileri dinle, enerjiyle, felsefeyle, sanatla, hedonizmle, nihilizmle falan doldurur bunu. doldurmazsanız da kafayı yersiniz herhalde. yoksa geriye dönüp bakınca tüm bu olanlar, yaptıklarımız, maruz kaldıklarımız ve yaşattıklarımız hayatın bizi trollemesi değil de nedir? anlam bulmazsak bu sirkle nasıl baş ederiz.

    eh bir kez daha, anlama da sıçayım anlam arayışına da. evet.
  • çok gereksizdir çünkü anlam yoktur. bu gereksizlik dünyanın sefil haline bakılarak açık açık görülebilir. ve hatta bu anlam arayışıdır insanlığı iyice dibe batıran. anlamı dinde, milliyette, parada, güçte arayanlardır.