şükela:  tümü | bugün
  • beynin anlamlandirma islemi. yalniz, islem sirasinda gozumuzun onunde kocaman "loading" yazmiyor. dolayisiyla bittigi anlasilamayabiliyor bazen..
  • yorumdur daha çok;
    içeriğin yüklenilen anlamı karşılamadığı durumlar sıklıkla görülür.
    ve musibettir;
    yineleme durumunda önce temkin tedarik edilir, yoğurt üflenerek yenir.
  • (bkz: algi)
  • iç ve dış çevreden gelen verilerin zihinde yorumlanması
  • bazen sadece duymaktır..
    ki bazı sözlerin anlamı
    o sözlerin söylenişindedir*
  • çoğu zaman yapılmaması gereken şeydir.
    genellikle güzel ilişkilerde sıkça yapılır. sevgili olsun, arkadaş olsun, gidilen yer, yenilen yemek, izlenilen film, dinlenilen müzik hep onu getirir aklınıza. gülümseyerek anarsınız onu yanınızda olmadığında. bu parkta şu bankta oturmuştuk birlikte dersiniz. yaptıklarınız, konuştuklarınız gelir aklınıza. güzeldir.
    ama gün gelir. gün gelir ayrı düşersiniz bir nedenden dolayı. sevgilinizdir ayrılmışsınızdır, arkadaşınızdır hayattan ayrılmıştır. işte o zaman anlam yüklemek bir işkenceden başka bir şey değildir. baktığınız yerde onu görürsünüz ama gülümsemezsiniz. gülen gözlerini düşünürsünüz, ama artık gülmüyordur, belki de sadece size. ilk defa onunla dinlediğiniz şarkı artık ilk anki gibi eğlenceli değildir ve hatta hareketli ritmine rağmen gözlerinizin dolmasına sebep olmaktadır. birlikte en severek yediğiniz şeyi ağzınıza koymazsınız. siz iki çay tiryakisiyken artık çayın adını bile anmazsınız. aynaya baktığınızda onun yüzünüzdeki yansımasını görüp gülümsediğiniz zamanlar çok eskide kalmıştır.
    sonra birden bir ses gelir kulağınıza çok uzaklardan. hiçbir şeye anlam yükleme der size. son sözlerinden biridir bu. bunu içinden gelerek, inanarak söylemiştir. anlam yükleme. siz bütün hayatınız boyunca anlam yüklediğiniz ve üzüldüğünüz şeyleri düşünürken aslında o kendinden bahsetmektedir. ben gidiyorum benim için üzülme demektedir. anlamazsınız. sözüne kocaman bir anlam yüklersiniz. gülen gözlerini de iliştirirsiniz kenarına. belki de bir öğüde yüklediğiniz en derin anlamdır.
    sonra uykusuz günler, geceler, gözyaşları.. elinizde değil...
    bir gece yine sabaha varırken, siz üzülmüş, ağlamışken yine sesini duyarsınız. hiçbir şeye anlam yükleme. bu sefer onu dinlemeliyim dersiniz. en azından istediği gibi ağlamamayı başarırsınız uzun uğraşlar sonunda.
    belki bir dost, belki bir arkadaş, belki de aklınızın sesidir duydunuz. asla kalbinizin değil. ama bilirsiniz gözyaşlarınızdan kurtulmak için yapmamanız gereken tek şeydir anlam yüklemek...
  • çoğu zaman dandik bi pireyi deve yapma durumuyla karşı karşıya bırakan(bkz: havadan nem kapmak)ziyan bir eylem...
  • intihara giriş ya da özel üniversiteler için intihar 101 başlığı altında işlenen derslerden biri. anlam yükleyen kişi aslında karşısındaki sıfırı yoktan vareder. sıfır diyorum çünkü bencil düşünüyorum; "ilk önce kendin önemli olmalısın" mantığıyla. fakat yok öyle birşey. madem ilk önce kendin varsın yaşasana tek başına. bak bakalım nasıl oluyor.
    neyse ne diyorduk. anlam yüklemek evet. genellikle yanlış insanlara, yanlış nesnelere, yanlış günlere, saatlere, aylara, yıllara ve anlara yüklenir hep bu anlam nedense. kişi üzerinden yola çıkalım. ilk tanışıldığında pek bir şey ifade etmeyen fakat aradan zaman geçmeye başlayınca herkesten ve herşeyden üstün tutulan bu esaskişimiz aradan aylar yıllar geçtiğinde tamamen zıt bir karakterle aniden karşınıza çıkar. acaba hep mi öyleydi de biz kördük, yoksa aniden herşey değişti mi? buyrun buradan yakın; en sevdiğiniz paranoyalarınız ve siz!
    - ne oldu?
    + anlam yükledik.
    - neden?
    + değer verdik, değer gördük sandık.
    - ee?
    + ne eesi yeterli değil mi?

    değil işte. değil arkadaş değil. yoktan varettiğin bir insan, herşeyi, tüm anlamları yüklediğin insan dönüp gidiyor ve geriye paranoyaların kalıyor. paranoyaları da yoktan varediyorsun, onlara da anlamlar yüklüyorsun. herbirine ayrı ayrı zehirler koyuyorsun ki sonra içine akıtabil diye. al o zaman paranoyalarını onlarla yaşa? o da olmuyor değil mi? nankör bu insanoğlu.

    **
  • aşırı bir hal aldığında insanı kendi kendinden soğutan bir özellik olur bu..sürekli bişeylere anlam yüklemek, "acaba şöyle düşündü de bu yüzden mi böyle yaptı?", "acaba öyle dedim diye mi bunu yaptı?" gibi günlük detaylara dair gereksiz bir sürü saçmalıkla beyni doldurmak, insanın kendine verebileceği en büyük cezalardan biridir.
  • "bana anlam yükleme olur mu?" dedi kadın..nedenini sorgulamaktan yorulmuş kahramanımız ise "tamam o zaman" dedi umursamaz bir tavırla..yine de içi içini yiyiyordu..anlam yüklemenin nesi yanlıştı ki? ilişki denen şey nasıl yaşanabilirdi başka türlü? serbest radikaller halinde oraya buraya savrularak, salt dürtülerin güdümlemesi ile kim neye ne kadar değer katabilirdi? asitin baza yüklediği anlam uygun ortamda tuz oluşturmasına yardımcı olan hayat arkadaşlığı değil miydi? öyleyse bu tam soy metal halleri neydi peki? asitle reaksiyonu reddediyorsun madem, "oksitlenmek cildimi bozuyor" diyorsun sürekli, ne işin var peki asit şişesinin yamacında..aynı envanter defterinde olmayı hak etmiyorsun sevgili "bana anlam yükleme" insanı..