şükela:  tümü | bugün
  • konuşmak, karşımızdaki insana kendimizi ifade etme çabamız değil midir? süslü cümleler kurarız, alengirli laflar ederiz sırf daha çok ve daha iyi anlaşılmak için... uğraşır didinir yine de meramımızı tam anlamıyla ifade edemeyiz. sonuç mu ne? üzülürüz. durum böyle olunca ara sıra bile olsa susmayı denemeli ve daha fazla benimseyip sevmeli bence...

    susmak bazen en yerinde verilen kararlardan biridir. susmak sadece söyleyecek sözü olmamak değildir içinde bir çok anlam taşır. susmak genellikle usanma, kimi zaman vazgeçiş ve çoğunlukla bir kabullenme hâlidir. ama en güzel yanı bize analiz şansı tanır, zaman kazandırır. sözcükler, hızla değer kaybetmeye devam ederken ansızın artıya geçmesini sağlayandır o... susmak düşüncelerin sakin ve güvenli bekleme odasıdır... susmak derin muhabbetlerin olgunlaştığı saklı mahzen...

    gereksiz laf kalabalığı ederek gürültüyü besleyeceğime, sessizliğin huzurlu kollarında dinlenirim daha iyi...
  • "bütün bi geceyi uykusuz geçirmene sebep olan şeyleri bir nefeste anlatamazsın. önce içine atarsın, sonra susarsın." murathan mungan
  • kendine mahsus sebepleri ve muhtelif türleri var bunun..

    her zaman sessizliğe bürünmek şeklinde açığa çıkmayabilir.. konuşmama veya sessiz/tepkisiz kalma eylemi esasında epey gürültülü, şiddetli, emek isteyen bir eylem olduğu için başka türlü susar kimi insanlar.. kimi daha çok konuşmaya başlar susunca, kimi başka başka şeylerden söz eder mütemadiyen..

    susmak ama sessiz kalmaya güç yetirememek kadar büyük çaresizliği pek azdır insanoğlunun.. deliliğe giden yolda önemli bir kilometre taşı..
  • anlatınca da kimse bir şey anlamıyor, herkesin ayarları bozuluyor. siz iyisi mi kendinizi o çevreye nasıl tanıttıysanız, ilk nasıl göründüyseniz öyle devam edin. insanlar şaşırmayı, beklediklerinden farklı bir şeyle karşılaşmayı kaldıramıyor. ilk başta çok eğlenceli, gamsız gibi tanıdılarsa öyle devam edin. başka türlüsü sıkıntı oluyor. kırk yılda bir bi of çekiyorsun burnundan geliyor. herkes sanki her şeyi büyütüyormuşsun gibi davranıyor. çünkü ne tepki vereceğini bilemiyor. e amk ben bugüne kadar kendi sorunlarımı hep kendi içimde çözdüm, kimseye yansıtmadım, mod sikmedim dersen de "tamam ne bağırıyorsun" oluyor. siktiredin ya. saçma sapan şeyler amk.

    edit: niye debeye girmiş anlamadım bu. bir anlık bir buhranla çok yüzeysel şekilde yazmıştım. demek istediğim şey şuydu aslında. ben hiçbir zaman "kimseye bir şeyinizi anlatmayın, ketum olun, kimseye güvenmeyin, derdinizi sıkıntınızı paylaşmasın kimseyle" kafasındaki sırtlan pozlarındaki güçsüz insanlardan olmadım, bunu yanlış buluyorum. demek istediğim şudur: anlatacağınız kişi insanları karakter olarak değil de "tip" olarak ele alan, stereotypeci, sizi anlamak için çaba sarf edeceğini düşünmediğiniz, insanlara ezbere yaklaşan biriyse anlatamıyorsunuz bir şey. anlatmak iyi gelmiyor size de ona da. çünkü onun ayarları bozuluyor, siz de sinirleniyorsunuz. aranız iyiyken kötü duruma gelir hem, sevdiğiniz birisiyse soğukluk da girer. her insanın hayatımızdaki yeri başka. herkesten aynı davranışı beklemek de bencilce. bırakın o da siz de o kurulmuş ilişkinin güzelliğinde kalın. o yüzden tabii ki hislerinizi, derdinizi vs. paylaşın insanlarla. ama seçin. sizi anlamak veya yargılamamak zahmetine girecek, hayatınıza öyle bir rolle girmiş daha doğrusu rollere sıkışmadan girmiş, ya da hayatınıza girmese bile gözünde o ışığı gördüğünüz biri olsun en azından ki iki tarafın da ayarları bozulmasın.

    öyle işte.

    edit2: klasik çağrımızı unutmuşuz,

    insanları bir çatı altında toplamak için
    sevgi ve belasını kınamak için
    yıldızların ötesine ulaşmak için;

    beni takip edin.
  • -anlatmak isteyeceğin şeyleri tam manasıyla anlatamayacağından,

    -anlattığın anda her şeyin basitleşeceğinden,

    -yanlış anlaşılma ihtimalinden,

    -duygularını anlatacak kelimelerin olmayışından,

    -dilinin dolanacağı, kelimelerin boğazına dizileceğinden,

    -anlatacakların bitince duymak istemeyeceğin şeyleri duymaktan,

    -kendini tutamayıp konuşurken ağlamaktan,

    korkulduğu için gönüllü olarak tercih edilen sessizliktir.
  • bir insan en çok kimin yanında susuyorsa, aslında en çok onunla konuşmak istiyordur.
    chuck palahniuk
  • "çok şey vardı anlatılacak.
    o yüzden sustum.
    birini söylesem diğeri yarım kalacaktı.
    sen duydun mu sustuklarımı?"
  • ayrıca kırılmıs bir insan tepkiside olabilir bu.
    hem aklınızdan geçenleri bilmesini istersiniz hem de önemsenmeyeceğini bildiğiniz için daha çok kırılırsınız.
    kırıldıkça da uzaklaşırsınız...
  • yorulmuşluk hali. "ne uğraşacağım ya, bana ne" durumuna gelme durumu. bu bezmişliğe eriştikten sonra dünya umurunda olmaz zaten. nasıl olsa anlamazlar kafası. çağımızın modern kanayan yaralarından biridir. dinlemeyi bilmediğimiz için anlatmaktan da vazgeçiyoruz. yalanlar söylediğimiz için yalanlar duymak istemiyoruz. ne dinliyor, ne anlatıyoruz. ama bu durumda da üstad lafa giriyor ve böyle bir bakış açısı yaratıyor;

    "masum insanlara karşı kötülük ediyorlar, gerçek olaylara karşı güvenimizi sarsıyorlar. inanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. insan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık. gerçekle düş birbirine karışıyor; yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. tutunacak bir dalımız kalmıyor. tutunamıyoruz.

    ...

    neden her istediğimi anlatamıyorum? neden aynı yaşantının içinde bulunan insanlarla hiçbir ilişki kuramaz oldum? neden, neden, neden?"

    bu sebeple kötülük yapıyor ve kötülüğe uğruyoruz. yaşamın her yerinde. evde, okulda, işte, sokakta, bir kafede arkadaşlarınla otururken, bilhassa dertleşirken.çünkü gerçek dertleri de anlatmaktan çekiniyor insan. korkunç bir ürkeklik. bir tek yalnızken anlatabiliyoruz artık.

    içinde birikenler ve söyleyemediklerin mi? onları anlatacak bir tavan her zaman vardır uyku öncesinde.
  • "sustu. konuşmak lüzumsuzdu. bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. biliyordu anlamazlardı." *

    sustum..
hesabın var mı? giriş yap