şükela:  tümü | bugün
  • bu cumartesi, angara emo'da gerçekleşecek panelin adı.

    http://beyazyakaliisciler.org/…an-senin-hikayendir/

    gamze yücesan özdemir ve metin özuğurlu hocalar anlatacak sana hikayeni.

    dinleyecek misin?

    yoksa gülecek misin?
  • karl marx'la bütünlesmis fakat önceleyin horatius'un "ne gülüyorsun?! anlattigim senin hikayen" diye ünledigi sözdür.
  • cengiz toraman'ın yazıp oynadığı tek kişilik tiyatro oyunu.

    --- spoiler ---

    de te fabula narratur sözüyle ne gibi bir alakası var denilirse, anlatılan 3 farklı hikayede de anti devlet- anti- polis, halkların kardeşliği, insani değerler vb. gibi sosyalist atıflar görmenin mümkün olduğu söylenebilir. hikayeler çok sağlam değil ama verilmeye çalışılan mesaj ve kullanılan dekor, müzik vb. unsurlar kayda değer. toraman'ın kişisel performansı da oyunu seyirlik kılıyor. izmir bergamada başlayan hikaye, erzurum izmir arasında geçen başka bir hikayeyle devam ediyr ve sonund giritte bitiyor. 3. hikaye anlatılınca anlıyoruz ki 1. hikaye ile bağlantı kurulmuş. türk yunan düşmanlığı, farklı dinlere inanan insanların bir arada yaşaması, mübadele, devlet, sınırlar vb. hepsi oyunda kendine yer bulan ayrıntılar.

    --- spoiler ---
  • roboski, reyhanlı, gezi ve soma'da anlatılan da senin hikayendir.

    http://vimeo.com/95604815

    (bkz: odtü sinema topluluğu)
  • bana diil ama arkadasima oldu diye baslayan bi olay anlattiginizda dinleyenin aklindan gecirdigi ama bozuntuya vermedigi hede
  • "paris 68’de sorbonne duvarlarına 'şiir sokaktadır' yazan gençler insanlığa açılan bu büyük paragrafın baş aktörleriydiler. gençler sokaklarda polis barikatlarını yıkarken perdelerini çekerek güvenli evlerinde onları izleyenleri tarih tarafsızların yanına yazmadı, yazmayacak."

    http://www.demokrathaber.net/…atur-makale,1587.html
  • anlatılan hikayeler çok güzel. oyun bir çırpıda bitiriveriyor, sürsün istiyorsunuz duyduğunuz hikayeler. oradaki karakterleri de yanınıza alıp götürmek istiyorsunuz. en azından benim için böyleydi.

    levent üzümcü'ye gelince; yalnız bırakılmaması gereken adamlardan bence. her yerden aforoz edilmişken yılmadan bir şeyler anlatmaya çalışıyor hala. sırf bu yüzden yanında olmak gerek diye düşünüyorum. seversiniz sevmezsiniz o bambaşka bir konu.

    --- spoiler ---

    yalnızca "boş tenekeyi neden alkışlıyoruz"u öğrenmek için bile izlenmesi gereken
    oyun

    --- spoiler ---
  • memet dayı'nın sevdaluk, fenerci ahmet'in kavruk, denizci barış'ın "barışa buyruk" hikayesiyle, levent üzümcü'nün deniz üstü köpürdüğü oyun.

    kaçıranlar için ek gösterim 12 ekim'de güzelyalı kültür merkezi'nde olacakmış.
  • odtü kültür kongre merkezi'nde izleme fırsatı bulduğum, levent üzümcü'nün başarılı oyunculuğunu görmemi sağlayan oyun.

    oynadığı karakterlerin her birini öyle içselleştirmiş, öyle iyi yansıtmış ki, unuttum avrupa yakası'ndan aklımda kalan karakteri, tek oyunda başarılı, her rolü hakkıyla kıvırabilen bir tiyatrocu artık benim gözümde levent üzümcü.

    üstelik çok zeki bir adam, doğaçlamaları takdir edilesi, mimikleri yerinde.

    oyunda hoşuma gitmeyen tek durum arka sıralardaki boş koltuklardı, boş kalan her bir koltuk için üzüldüm, ben bilet buldum diye sevinirken bu koltukların boşa gitmesi çok acı.

    bu özgün ve cesur sanatçıların daha çok desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.

    bir de not alma imkanım olsaydı da yazabilseydim keşke ara ara söylediklerini.

    --- spoiler ---

    doğrulardan çekinenin, yanlışlardan çıkarı var demektir!

    --- spoiler ---
  • ferhan şensoy'da kalan kavuk, bana göre sahibini bulmuştur: levent üzümcü.

    cengiz toraman yazmış, yönetmiş. öyle yazıyor ama levent üzümcü'nün dedesinin anıları da var. stafili ibrahim.

    ilk perdede bir memet dayı var ki, efelerin efesi! medeni durumuna bekar diyor da, "sevdalı" ona daha uygun. onun sevdası yürekleri dağlıyor. sadece yavuklusuna özlem değil, güzel adriana'nın ana-babasına hasreti; ana-babasının vatan bildiği topraktan sökülüşü; dini-ırkı kriterden saymayan dostluk-komşuluk bağlarının koparılmaya çalışılması acıtıyor, gözleri yaşartıyor. "ama insan doğduğu değil, doyduğ..." cümleler senin de boğazında düğümleniyor. seni tanıdığıma çok sevindim, memet dayı!

    ikinci perdede kafası bozuk denizci barış'ı tanıyoruz. o, keskin bir karakter. keyfine de düşkün biraz. maçını bölmeyeceksin bir kere. anında indirir. iki ayını denizde geçirip karaya hasret kalmışsa ve sen onun hasret gidermesine mani olduysan, milletine düşman kesilir. ha ama, vefayı da bilir. yapılan iyiliği asla unutmaz. hayatını kurtaran niko'nun "güzel" anacığının mezarını, kendi anası gibi ziyaret etmesini bilir.

    ah be levent üzümcü, öyle güzel anlattın ki hikayeleri, öyle güzel insanlarla tanıştırdın ki bizleri, muhtemelen onları arayacak gözlerim. insanların hikayelerini daha bir dikkatli dinleyeceğim. belki memet dayı'yla, adriana'yla, denizci barış'la tanışığız biz de, farkında değiliz. gözden kaçırdığım insanları, hayatları; gözlerimi dört açıp arayacağım. bende bunu sağladığın için teşekkürler.