şükela:  tümü | bugün
  • vazgeçmekten vazgeçmek.
  • ağzı bütünlükten ileri gelir. hal böyle olunca, dostunun anlattıkları sende kalmış olur.
    (bkz: ser verip sır vermemek)
  • anlatmaya değer bulamama durumu neticesinde de anlatmama ile karşılaşılabilir. herşey önemli olacak değil ya?
  • doğru. evet, zamanında ben de herkes gibi konuşarak iletişirdim. normal olandı zaten bu. telefonda konuşmayı oldum olası sevemedim, ama anlatmayı, anlatırken insanları güldürmeyi severdim bir zamanlar. ilgiyle dinlenmeyi de severdim. şimdi ben bir şey anlatırken insanlar gözümün içine baksa garip geliyor. hakikaten dinlenmeye hasret kaldığımı hissediyorum. bu hale ne zaman geldim bilmiyorum. zamanla alıştım susmaya. hem hep bilinen şeylerdi artık yaşadıklarım. anlatıp kafa şişirmeye gerek yok diye düşünmeye ne zaman başladım onu da bilmiyorum. gerçi bu konuda kafa patlatmışım gibi bir izlenim yarattım şimdi. hayır, ben hiç düşünmedim konuşmamam gerektiğini; kendiliğinden gelişti sessizliğim.

    dinlemeyi sevdim ben en çok. insanların anlattıklarına inanmayı sevdim. anlatılanların beni düşüncelerimden alıp başka dünyalara götürmesine izin verdim. elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemem hala birilerini dinlerken, hala gözünün içine mi baksam yoksa arkasındaki tabloya mı diksem gözlerimi diye düşünürüm karşımdaki harıl harıl bir şeyler anlatmaya odaklanmışken.

    ben anlatmaktan ne zaman vazgeçtim?

    düşünüyorum da; annem hep şikayet ederdi, okulda olanları anlatmıyorum ona diye. gerek duymazdım. zaman kaybı gelirdi.
    ben susmayı sevdim oldum olası. anlayan da oldu sustuğumu, anlam veremeyen de. zor aslında. çünkü karşı durumda da oldum. susan insanları konuşturmak için verilen çabayı kendim de yaşadım, zorluğunu gördüm.
    hem biraz da saçma aslında. gerçi çok da saçma değil. yaşananları kendine saklamak güzel. ama ben paylaşmayı severim. tek çocuk olmama rağmen paylaşma odaklı büyütüldüm. yazdıklarımı da paylaşıyorum böyle işte. ama anlatasım gelmiyor artık. eskiden konuşmadığımda yazardım. artık yazasım da gelmiyor.

    sahi, ne zaman vazgeçtim ben anlatmaktan?
  • ketum olma durumu.

    kimi zaman can sıkıntısından, kimi zaman konuşmanın gereksizliğinden, kimi zaman sinirden, öfkeden susarsın. sessizlik denilen şeyin huzurun bir parçası olduğunu düşünürsün çünkü. ama her zaman doğru algılanmayabilir senin bu sessizliğin. sinsi, içten pazarlıklı olduğunu düşünecekler çıkacaktır karşına. aldırma. sen usulca geçip git onların yanından. ya da dur gitme hemen, otur bir dinle onların ne anlatıp durduklarını. onların boş laflarını, afaki sözlerini, yüzeysel cümlelerini... sessizliğinin, onların ettiği onlarca laftan çok daha ağır ve anlamlı olduğunu göreceksin o zaman. unutma, kimi zaman kişinin adam olmadığını ettiği sözlerden anlayabilirken kimi zaman da kişinin adam olduğunu sessizliğinden anlarsın.
  • dinlenmediğinizi fark ettiğiniz anda yapacağınız şey.
  • artmamaktır.
  • insanları hayatının içine çekmek istememektir.. lan ben bile sıkılıyorum orda onların ne işi var zaten..
  • (bkz: susmak)
  • tecrübedir.