şükela:  tümü | bugün
  • tamamı " ne kadar bilirsen bil, anlattıkların karşındakinin anlayabildiği kadardır" şeklinde olan mevlana'ya ait bir söz.
  • (bkz: kapasite)
  • bu nedendendir ki ki$i durmadan ve sabırlı bir $ekilde bir oyle bir boyle anlatabilir amacladıgı $eyi. anlatanın anlatım yelpazesi geni$ ise mutlaka bulacaktır anlayacak ki$inin o noktasını.
    (bkz: tartısmayı bilmeyen insanlar)
    (bkz: bilmem anlatabildim mi)
  • bazi insanlarin kendi kafalarinda inandiklari seyleri ne kadar ugrassaniz da degistiremezsiniz anlamindaki cümle.
  • birilerine bir durumu kavratmaya çalışırken geçerlidir, yoksa durumdan bir yargı üretirken ilgililerin yüzde yüz anlaması beklenmez. eğer öyle olmasaydı halen daha tanrı var mı yok mu tartışıyor olurduk.
  • sucu baskasina atmak adina ortaya cikan onergelerden biri daha. mevlana soylemis; lakin yorum yapmadan gecemeyecegim. biraz "anlayamiyorsa karsidaki aptaldir; ben sahane anlatirim" yaklasimi vardir burada. kalibi kullanan kisinin kendini ifade etme yetisini sorgulamadigi acikca gorulur.
  • başlık altındaki tanımlarımızı bir fıkra ile taçlandıralım, hem gülelim hem eğlenelim...

    birkaç yüzyıl önce papa bütün yahudilerin roma'yı terk etmeleri gerektiğine karar verir. doğal olarak yahudi toplumundan büyük bir tepki gelir.bunun üzerine, papa ile yahudi toplumundan önde gelen birisiyle karşılıklı dini bir müzakere yapmalarını önerir. yahudiler kazanırsa kalacaklar, papa kazanırsa gidecekler. yahudiler çaresiz kabul eder ve temsilci olarak moiz'i seçerler. ancak moiz'in papa ile aynı dili konuşamaması nedeniyle müzakere de konuşmak yerine sadece işaret dili nin kullanılmasını teklif ederler. papa kabul eder. müzakere günü geldiğinde iki taraf karşılıklı yerlerini alırlar ve karşılıklı olarak bir süre bakıştıktan sonra papa elini kaldırarak üç parmağını gösterir.
    buna karşılık moiz tek parmağını kaldırır.
    papa parmaklarını sallayarak başının etrafında çevirir.
    moiz ise parmağıyla yeri işaret ederek oturduğu yeri gösterir.
    papa yanındaki çantadan bir parça ekmek ve şarap çıkartınca, moiz de bir elma çıkartır.
    bunun üzerine papa ayağa kalkarak :
    "ben pes ediyorum, yahudiler kalabilirler" der.

    müzakere sonrasında papa'nın etrafına toplanan kardinaller papa'ya ne olduğunu sorduklarında papa;

    - ben önce 3 parmağımı gösterip kutsal üçleme yi işaret ettim.
    buna karşılık o bana tek parmağını gösterip her iki dinin de tek tanrı yı tanıdığını soyledi.
    ben parmaklarımı sallayıp başımın etrafında çevirerek tanrının bizim etrafımızda olduğunu gösterdiğimde o da oturduğu yeri işaret ederek tanrının onların durduğu yerde de olduğunu işaret etti.
    ben kutsal ekmek ve şarap çıkartıp tanrının bizim günahlarımızı bağışladığını göstermek istediğim zaman da hemen bir elma çıkartıp bana ilk günah ı hatırlattı.
    herifin her şeye bir cevabı var. ne yapabilirdim ki?

    aynı sırada yahudi cemaati de moiz'in etrafını sarmış ona nasıl başardığını soruyorlardı. moiz:

    - önce bana 3 parmağını gösterip 3 gün içinde burayı terk etmemizi istedi. ben de ona bir tekimizin bile ayrılmayacağımızı söyledim. sonra bütün şehrin yahudilerden temizleneceğini söyledi. ben de, hiç bir yere gitmeyip olduğumuz yerde kalacağımızı söyledim.
    - sonra ne oldu? diye kalabalık heyecanla sordu.
    - valla,sonrasını ben de pek anlamadım. adam biraz hiddetlendi ve öğle yemeğini çıkarttı. bunun üzerine ben de benimkini çıkarttım.
    hepsi bu!...