şükela:  tümü | bugün
  • anlayis göstermeyen ya da gösteremeyen kisiye verilen ad.
  • (bkz: denyo). (bkz: uğraştırıcı).
  • insanı yoran..işkenceye tabi tutma isteğini tavana vurduran...

    - peb hadi dışarı çıkalım. çok sıkıldım evde.
    - yok bugün dışarı adım atamam. şu çizimleri yetiştirmem lazım.
    - ya ooof iki saat gezmeyle bişey kaybetmezsin.
    - proje yetiştiricem, sınavlarım var onlara çalışıcam, kaç gecedir sabahlıyorum biliyosun, bitmiyo, çıkamam
    - yok bence bişey kaybetmezsin. benim çok canım sıkılıyo hadi gel yaa.
    çotank..
  • anlama yeteneği kıt olan.
  • günümüz insanın %60-70'i icin( özellikle erkek nesli icin) kullanilabilecek bir sıfat , ama ne yazikki her geçen gün artik cogu icin normal hale gelen davranis bicimi olmuştur...
  • anlayışsız insanlar, beyni ve kalbi yorar. gereksiz yüktür onlar. mutluluk ve huzur getirmedikleri gibi olanı da yok ederler. bunlardan çoğuyla iş ve okul hayatınızda tanışırsınız. yaşamınızdan çıkarmak istersiniz ama çok zordur. sizden daha yüksek mevkide çalışıyor, ders veriyor ya da beraber proje ürettiğiniz arkadaşlarınız olabilirler. empati yeteneğinden yoksun insanlar, tek bir şeyde ustadır; insan kırmak. en ufak bir hatada, sizi tuz buz edebilecek cümleleri çok rahat sarfederler. sizi cesaretlendirmezler, kendi hayatlarında yasadıkları zorlukları sizin de çekmenizi beklerler ve genellikle de size yeni zorluklar yaratırlar. hasta olabilirsiniz, çok kötü bir gününüzdür, kötü bir iş çıkarmış ya da kötü bir sınav kagıdı vermiş olabilirsiniz. sizi sadece o iş için degerlendirip, senelerce ugraştıgınız bir alandaki emeğinizi hiçe sayarlar. karşısındaki insanı kırmamaya çalışan, yüreklendiren özel kişiler dışında, hayat boyu bu insanlar sürekli karşınıza çıkar. kendi içindeki savası daha fazla taşıyamayıp, o askerlerle bir de sizi yaralamayı denerler. anlayışsız insanlar inanırlar ki; insanları anlamak gereksiz bir çabadır, o davranışın ya da işin vs. içinde gerçekleştiği durumu yaratan koşullar önemli değildir, o an çıkan şey önemlidir. her zaman anlayışlı olduklarını iddia eden bu insanların kendileri, küçümsemek, sınırlar çizmek ve bütünü görmeyi kabul etmemek konusunda madalyalıktır.
    bir süre sonra etraflarındaki insanlar da onları ödüllendirir; yalnızlık madalyasıyla..
  • (bkz: hödük)
  • anlayışsız kişi uğraşması en zor insanlardan biridir aslında. beyninizin ve kalbinizin yorulduğu kadar vücudunuz da yorulur, hayat enerjiniz kaybolur. etrafa somurtarak bakmayı, saatlerce ağlamayı, yataktan çıkmamayı ister insan. işte mutsuz, evde mutsuz, dışarda mutsuz görünürsünüz. çaresizce dizlerini döverseniz, belki bu sefer anlar diye. ama eğer kişiliğine, ruhuna yerleşmiş ise o anlayışsızlık, yapacağınız hiçbirşey kalmaz. en ufak hareketinizde, yaptığınız bir işte, hatta yaptığınız bir jestte bile sizin hatalarınızı görür ve aslında onlar hatalarınız olmasa bile, onun kafasındaki 'doğru' ile uyuşmadığından, o işi ortaya çıkartırken karşılaştığınız koşulları bir salise bile düşünmeden acımasızca eleştirir. empati nedir bilmezler. ve bu anlayışsız kişinin karşısındaki kişiyi yaralar. o kadar yaralar ki, ağzını açıp cevap veremez karşısındakine. silik bir "haklısın" çıkar belki nefes alıp vermeye çalışmalarının arasından. silik bir "haklısın", ve sessizlik. çünkü bilirsin ki eğer bir insanın ruhuna işlemiş ise bu eksiklik, ne sözler ne de davranışlar bir işe yarar. bu kadar..
  • hele ki kendinizi ısrarla anlattığınız kişilerden biriyse bu özelliğin sahibi, insanın hatırı sayılır derece de canını sıkar, canını yakar. normalde bence insanlar yakın oldukları kişilere dertlerini üzüntülerini en ince ayrıntısına kadar anlatmamalı, karşı taraf sizin özelliklerinizi o denli iyi bilmeli ki siz her şeyi anlatmadan o anlamış olmalı ve sizi soru yağmuruna tutmak yerine ne yapacağını bilmeli. bence yakın olma kavramının en uç noktası anlayışsız olmamadır. bu özellik öyle her insana bahşedilmiş bir özellik değildir. bu sebepten varsa etrafınızda anlayışsız olmayan biri, kıymetini biliniz ve kendilerini el üstünde tutunuz, nesilleri tükenmek üzere.

    bir örnek vermek gerekirse; (bkz: hadji)