şükela:  tümü | bugün
  • ne yapacaktı beni mi seveceklerdi dedirten iddia.
  • başarılıya endeksli bir toplumda yaşadığını bilmeyen yazarın varlığını öğrenmiş olduk.

    bu sadece türk tipi aileler özgü değildir; dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir meslekte başarılı birey çevresi tarafından daha çok ilgi görür.
  • bizim sülalede ters tepmiştir. yıllarca neredeyse bedavaya okuyan, girdiği her ortak sınavda hedefini tutturan, 22 yaşında işe başlayan ben it muamelesi görmekteyken özel bir üniversitede baba bursuyla mühendislik okuyan kardeşimin (6 yıl oldu gireli, bu sene bitireceğini iddia ediyor) arabası daha hazırlık sınıfının ilk gününden hazırdı. severim dallamayı o ayrı mesele, kardeşim lan.
  • kafası biraz daha farklı çalışan çocuğun fark etmesi gereken üzücü gerçek aslında.

    şimdi istisnaları bir kenara bırakırsak anne babalar çocuklarını her türlü severler. kimisi sevgisini gösteremez, kimisi yanlış gösterir ama bir şekilde sevgi beslerler.
    bu doğanın insanlara verdiği bir çeşit iç güdüdür.
    çok ekstrem koşullar olmadığı sürece bu değişmeyecektir.

    kendinize şu soruyu sormalısınız; bugün başarılı bir birey olmasaydım ben yine sevilecek miydim?
    yüksek ihtimal bunun cevabı evet olacaktır. sevgi hep vardır sadece şekil değiştirir sebepleri çeşitlenir.

    bu durumda başarılı olan çocuğun sorması gereken asıl soru bence şu olmalıdır; beni daha farklı sevmelerine sebep olan şey ne?
    (burada daha çok yerine daha farklı tamlamasını kullanıyorum.)

    işte burada aslında sadece ebeveyn-çocuk ilişkisinin dışında tüm insan ilişkilerin en büyük soru işareti ortaya çıkıyor.

    insanlar hakkında, insanlar genellikle etiketler üzerinden fikir sahibi oluyorlar.
    etiketin ortaya çıkardığı yargı ise insanın varoluşsal özüne zarar veriyor.
    etiketler kaldırıldığı zaman geriye ne kalıyor? asıl sorgulanması gereken mesele bu.
    sırf daha başarılı olduğu için daha farklı muamele gören evlat için hayatı boyunca her zaman kafasında yer eden bir soru işareti kalmak zorundadır.

    birey olmak biraz da burada başlıyor sanırım.
    insanın kendisinin dışına çıkardığı etiketleri kendi olma özelliğine, kendi varlığına, özüne, birey olma ruhuna zarar veriyor.
  • yanlış başlık. doğrusu anne babaların akademik anlamda başarılı çocukları daha fazla sevmesi olabilirdi.

    maalesef ülkemizde ebeveynlerin çocuklara dair odak noktası akademik başarı. halbuki her çocuğun yetenekleri ve başarısı farklı alanlarda kendini gösterir.

    -çocuk sportif olabilir, bir spor dalında milli sporcu olacak kadar yeteneğe sahip olabilir, madalyalar alabilir.
    -çocuk edebiyat /sanat gibi alanlarda öne çıkabilir. şiirler, denemeler yazabilir, bir sanat kolunda ciddi başarıları olabilir.
    -bir çocuğun sosyal zeka kapasitesi çok yüksek olabilir. kolayca arkadaş yapabilir, insanlarla iletişim kurabilir bu yüzden ilerde derneklerde çalışabilir (insanlarla ilişkisi iyi olunca ne olacak diyenler için)

    istisnasız her çocuğun başarılı olduğu bir şeyler vardır. yeter ki biz tüm başarı algısını çocukların akademik durumlarına hapsetmeyelim ve özgüvenleriyle oynamayalım.

    çocuğa duyulan sevgi ise başarı algısından tamamen bağımsız olmalıdır. ebeveyn çocuğu ne olursa olsun sevmeli, buna koşulsuz olumlu kabul deniyor. bundan mahrum olan çocukların yetiikinlikte bile özgüven problemleri yaşadığı biliniyor. özetle çocukları başarılarından bağımsız olarak sevmek gerekir.
  • gerçektir. dört kardeşiz ama evin yıldızı akademisyen olan ablamdır.
    anne babalar evlatlarını ayırır bu gerçeği kabul edin.
  • çok çocuklu ailelerde ana-babanın mutlaka bir prensi-prensesi vardır... diğeri maraba muamelesi görür... evin ayak işleri hep bu garibana yaptırılır... dahası şamar oğlanıdır, en çok fırçayı yiyendir... "sen bilmezsin!.." "sen beceremezsin!.." "bir işi de doğru dürüst yapsan bari!.." "adam olacağın yok senin..." "kime çektin bilmem..." "bak abine-ablana sana benziyorlar mı?.." en çok işittiği sözlerdir...
    ne yapsın?
    o da zaten 2.sınıf evlat olduğunu sineye çekmiştir.
    eli ayağına dolaşır, daha da sakarlaşır; özgüveni bölük pörçüktür, ailesine kendini kanıtlamak için hayaller kurar, fırsat kollar ama o olanağı bir türlü elde edemez...
    ya içine kapanık, ya da saldırgan bir tip olur çıkar... i
    çten içe evden uzaklaştıkça uzaklaşır, yalnızlaşırbu yüzden arkadaşlarına gereğinden daha fazla önem vermeye başlar...
    derken böyle böyle yıllar geçer...
    anababa yaşlanır, bakıma muhtaç hale gelir...
    prens-prenses ortalıkta yokturlar...
    çeşitli mazeretlerle yaşlı anababayla ilgilenmekten kaçarlar...
    sonuçta o anababa 2.sınıf evladın eline kalır...
    çünkü her ailede bir eşek vardır...
    bu eşek genel olarak 2.sınıf evlatlar içinden çıkar...
    yalan mı?
    yalan diyen çevresine baksın...
  • imkan yoktur, anne baba olsanız anlarsınız.

    iki çocuk sevgi anlamında birbirlerinin önlerine geçemezler aileleri gözünde.
  • bende ailemde bunu yaşayan bir insanım. başarılı olan ben sayılırım. abim %50 burslu ben ise tam burslu okuyorum. ben çok seviliyormuş gibi görülüyorum ama bir fark yok abime dünya para yatırılırken her yıl ben kalıyorum ortada. aldığım test kitaplarını kendi harçlığımla alıyorum ek bir para istemiyorum vs. ancak ağabeyim ve ben konuşmaya başladığımızda başarılarımızla övünürüz. ben ona karşı daha fazla hayatın zorluklarını yaşadım. çünkü hayata daha erken başladım sayılır. pek çok yerde harçlık çıkarabilmek için çalıştım ki buna ağabeyimin gelirimle dalga geçtiği şantiye dahildi. peki ben kıskanıyor muyum? tamam kıskanıyorum arada sırada ama sayılmayacak derece de küçük gelip geçici şeyler. ailenin sevilen çocuğu akrabalar tarafından abimdir. bana göre daha durgun ve sessizdir. ben ise hazırcevap ve haklı olanı oynarım her daim. çünkü saygı duymam gereken insanları hayatta kendim öğrendim. ona ise öğretildi. laf geçirebilecekleri kişi ise o oldu ki akrabalar arasında o iken aile içerisinde benim.

    ancak anlamadığımız bir şey var burada. anne baba böyle hatalar yapsa bile çocuk ne kadar başarılı olursa olsun haksızlığa kendi de uğrasa, kardeşi de uğrasa bunun karşısında duramayacaksa, durmuyorsa o çocuk başarısızdır. çünkü haksızdır. sizi her daim başarılı kılacak şey seçimlerinizdir. misal olarak oxford'da, odtü'de, itü'de okuyan bir eleman diferansiyel bir denklem çözse pek şaşırmazsınız. ama tarlada çalışan bir çocuk bu denklemi çözerse el üstünde, baş üstünde tutulur. bu yüzden krizleri her daim fırsata çevirmelisiniz. daha düşük bir noktadan başlamak sizleri her zaman daha yükseğe çıkmasa bile, rakımınızı daha değerli kılacaktır. hayatta ise en büyük başarı budur.

    bu yüzden pek birbirinizi, kardeşinizi, elalemi yemeyin arkadaşlar. birbirinizi savunabildikçe başarılısınız. doğru olanı yapın. anne, baba iseniz lütfen çocuklarınızı ayırmayın ve neler yaptığını iyi takip ederek onları serbest bırakın.
  • anne babanın çocuğunu başarılı olduğu dönemlerde daha çok sevmesi olarak da cereyan eder. sebebi henüz bulunamadı. aşağılık kompleksidir belki.