şükela:  tümü | bugün
  • torun isteme durumlarini abatmalari da baska bir gostergedir. kendi hayatinizdan vazgecip, umudunuzu kesip, bari su insanlarin gonlu olsun diye evliligi dusunmenize neden olabilirler. ama unutmamak lazimdir, insan umut ettikce yasar.
  • artık büyüdüğünüzü ve bazı şeylerin eskisi gibi olamayacağını anlamanızı gösterir size.

    artık o çocukluk dönemlerinin oyunlarına ortak olan genç bedenler yerine, hafiften elleri titremeye, yüz çizgileri kırışmaya ve daha bir çabuk yorulmaya başlamışlardır. zaman akıp gider gözlerinizin önünden ve kabullenemez bir durum olsa bile, bir an bile olsun aklınızdan "ölüm" sözcüğünün geçmesine sebeptir.

    yaşlanışlarıyla beraber büyüdüğünüzü hissedersiniz. kimi zaman o sinirli fakat bir o kadar sevimli "yapma evladım" diye sarfettikleri nasihatlar yerine, sizi karşılarına alıp, derin sohbetlere dalan ve fikirlerinize danışan kişiler gelmiştir. hafiften içten içe "of ya of" diyerek sitem etmeleriniz bile bir özlemdir artık.

    yüzlerindeki ifadeler zamanın akıp geçtiğinin temsilcileridir. yokluklarını düşünüp "hayır olmaz, olmamalı" diye sitem etseniz dahi artık önüne geçemeyeceğiniz bir engel gibidir onları yoran zaman..

    bir çarkın tersine dönüşü gibidir. size hep sevgilerini ve desteklerini göstermiş oluşlarına karşın, artık sizden bekleyişlerinin habercisidir yaşlanışları. daha narin ve alıngan olurlar dokunsanız ağlayacak çocuklar gibi.
  • kırık bir aşk hikayesi eşliğinde gönülden geçirilse...
    (bkz: meftun)
  • "yaslanabilecekleri" bir omuz olmayi basarabiliyorsaniz onlar icin o kadar da onem arzetmeyecek bir durumdur "yaslanmak"..
  • onların değerini bilmek için son fırsattır. ne kadar zaman zaman kızılsa da sımsıkı sarılmak, dünya gözüyle sevebildiğin kadar sevmek için bir uyarıdır. kızımın gözlerinin içine baktığımda yüreğimi kabartan, bir gün onu yalnız bırakacağım düşüncesidir. şu akşam vakti gözümden yaş getiren mevzudur ki aşk olsun size çocuklar.
  • kabul etmesi ne kadar zor, ne kadar acidir.
    her gun yanyanayiz ya, hic yaslanmazlar saniriz. oysa, biz ayni mi kaliyoruz da onlar kalsinlar?
    iste merdiven cikarken zorlandi, neden sizin kalbiniz hopladi yerinden? iste dogrulamadi bir anda, neden egildi ki sanki?
    hele bir hastalik gecirmisse aile fertlerinden biri, cok daha feci. o korku hicbir seye benzemez.
    hayata dair butun hayallerinizin ustune oturan, kalbinizin icine isleyen, bir buzdan el vardir, sikar bogazinizi yavastan. bazi seyleri farketmemis olmayi dilersiniz.
  • sezen aksu'nun şu dizelerini aklıma getiren kavram "anneni daha sık anımsıyorsan hatta anlıyorsan..."
  • bilincin en altlarına itilesi olay.
    seninle bir hızlı hızlı yürüdüğü zamanlardaki gibi sanıp kaldırımda koşar adımlar attığında gelen uyarı ve kesik kesik gelen nefes sesiyle, kendini gecenin bir yarısı uykundan uyanıp yatağının başına gidip usulca kulagını eğerek nefesini dinlerken bulduğunda, yüzlerindeki çizgilerin her geçen gün biraz daha arttığı dikkatini çektiğinde ve saçlardaki beyazların artık " seni olgun gösteriyor " cümlesi ile ifade edilemeyecek hale gelmesiyle gösteriverir kendini insana