şükela:  tümü | bugün
  • sadece çocuk doğurmakla anne olunamayacağını farketmeye başladım. beni annemden, senin annenden, onun annesinden ayıran ne. düşününce ben de anneyim, annem de anne ama o aynı zamanda anneanne de.

    ilham için; (bkz: annelerin abur cubur yememesi)

    anne gibi anne olmak için evvela abur cubura tövbe edeceksin.
    turşu yapacaksın.
    derin dondurucunu tıka basa taze sebzeyle dolduracaksın.
    reçel yapacaksın.
    çocuğunun gözünde enfeksiyon oluşsa "ayağına çorap giymiyorsun, ondan bütün bunlar" diye çocuğunu paylayacaksın.
    en önemlisi de boş bir dondurma kabını kuru köfteyle doldurup öğrenci oğlunun evinin buzluğuna koyacaksın.
  • basit ama mutlaka bilinmesi gereken kalıpların öğrenilmesi ile bir adım atabileceğiniz, zaman içinde kendi hayal dünyanızı ve fikirlerinizi kullanarak farklı tatlar yakalayabileceğiz anne olma halidir.

    nedir mesela bu basit kalıplar. örnek verelim;
    -kalk yerine yat.
    -sıkı giyin üşürsün.
    -ekmek ye de karnın doysun evladım
    -paran var mı?
    -dün 20 lira vermiştim naptın onu?

    gibi bütün anneler tarafından kullanılan, kabul gören kalıplardır.

    yaratıcılıkta sınır tanımayan kendi annemi örnek vermek gerekirse;
    (bkz: anne nasihatleri/@elektriklisandalye)
  • felaket senaryoları yazmakta sınır tanımamak da gerek.

    (bkz: annenin felaket senaryosu yazma becerisi)
  • bayramlarda seyranlarda ev baklavası yapabilmektir.
  • günde en az bir doz anne olunca anlarsın demeyi gerektirir.
  • lugatine ömür türpüsü sıfat tamlamasını dahil etmemişsen sadece annesindir.
  • - kızartma yaparken eline koluna sıçrayan yağ yakmıyorsa eskisi kadar canını, anne gibi annesin demektir.

    - 3 dilim kalan pastayı 3 çocuğuna bölüp "ben yemicem canım istemiyor" diyebilmektir anne olmak.

    - geçen sene yağan ve bir türlü kalkmayan o karda doğurmak üzere olan kızını taa kendi evinden kızının evine kadar yürüyerek gelip, tank gibi olan kızının (ehe 23 kilo aldım yazıyla yirmiüç) koluna girip kendi evine getirmek ve ona sonsuz hizmet etmektir anne olmak.

    - yerleri yeni sildim basmadan yürü diyebiliyorsan şayet annelerin kraliçesi sensin.

    - 3-5 sene önce hayali bile kusmana neden olacakken, burnu tıkalı yavrunun burnuna sıkılan hiç bi şeyin fayda etmemesi ardından, ağzınızı yavrunun burnuna yapıştırıp sümüğünü ağzınla çekmektir anne gibi anne olmak.

    - eline bulanan bok, boynundan aşağı sinen kusmuk kokusu, istisnasız her alt açmada işenilen bi bedenle dolaşmaktır tüm gün boyunca...

    - yeme yavrum yeme, yarın akşam o yemek yine önünde diyen anneyi anmaktır her akşam elde mama bebeğinizin peşinde koştururken..

    bir kadın düşünün, anne diyelim biz o'na...

    içinde besleyip büyüttüğü insan evladının akibeti hakkında hiç bir bilgisi olmasın. olmasın ama o kadın o parçasına "kaderim" desin.
    onu sarıp sarmalasın geceler boyu.
    sevinci sevinci olsun, kederi keder.
    acılara, bir tek o ağlasın gerisi yalan olsun.
    kış aylarında siz okula gitmeden kalkıp önlüklerinizi ütüyle ısıtsın, yüzünüzü ısıttığı suyla yıkasın. karlı yollarda ilerlerken siz, camdan size bakıp ağlasın.

    daha henüz, koluma sıçrayan yağdan yanmamayı beceremedim sen gibi. ama artık benim de iş çıkışı ayaklarım kıçıma değe değe eve gelme sebebim var...
    çok çalışıyorum anne, anne olmaya
    sen gibi kokmaya.

    her çocuk dünyanın en güzel evladı be anne
    ve her anne ona sahip.
    kaderimin en okunaklı yerisin.
    anne gibi annesin.
  • "hava sıcaklıkları 20 dereceye düşünce çocuğunun hastalandığı/hastalanacağı sanrısına kapılma", "çocuğun her yeni erkek/kız arkadaşının potansiyel suçlu olması", "çocuk kaç yaşına gelirse gelsin bir türlü kendine yetememesi", "anne olunca ağızdan kendiliğinden çıkmaya başlayan birtakım söz dizileri" gibi konularda doçentlik tezlerini vermiş annelerin edindiği sıfat.

    bazıları o kadar fazla anne ki, sadece kendi çocuklarına değil başka çocuklara da yetebiliyor. hatta artıp, nesiller arasında bile bölünüyor. var böyle anne olmak için doğmuş aşırı anneler...
  • her doğurana anne dendiğini düşünürsek, esas annelik yapan kadınlardır anne gibi anne. aslında anne deyip anlatabilmeliydik derdimizi, diğerlerine doğum yapmış kadın falan desek keşke. ne bileyim, başka şeyler de olur da, anne olmaz işte.

    hafta sonu amasya'dan istanbul'a dönüyorum. yanıma bi kadın oturdu. ilk bakışta anne diyebileceğimiz emaresi kucağındaki 3-4 yaşlarındaki çocuk. kadın oturur oturmaz telefonla konuşmaya başladı. bi konuşma bitiyor, ardından başkasını arıyor. konuştuğu da altın günü muhabbetlerinden öte değil. o esnada çocuk kucakta durmuyor, sıkılmış, kurcalıyor, oraya buraya atlıyor her canı sıkılan çocuk gibi. kadın oralı değil. 1 saat sürdü bu böyle. sonra çocuğa uyumasını söylüyor kadın. bi süre kucakta uyuttuktan sonra çok yorulan annecik beni dürtüyor, "çocuğu yere yatırsam rahatsız olur musunuz?". anlamıyorum ilk başta. zaten o da benim cevabımı beklemeden çocuğun montunu ön koltuğun altına doğru serip çocuğu oraya yatırıyor. ayağımın altında küçük çocuk kafası, günübirlik yolculuğun yorgunluğu, saatler gece yarısı.. kabul etmiyorum, uyurken ya çocuğun kafasına vurursam ayağımla? kadın bunu da sallamıyor. sabaha kadar yanımda mışıl mışıl uyuyor.

    bu anlattığım kadına da anne deniyor, yukarda diğerlerinin anlattıklarına da. uzun yolda o çocuk ne kadar da ağır benim haberim var mı? bu kadar kolay yargılamam doğru mu? hiç bahanelerle gelme kardeşim. kucağındayken rahat yatamadın diye ayağımın altına gucci çantanı koysan, ulan uyurken tekmeler mi caanım çantamı diye uykuların kaçar, canından kopmuş o yavruyu orda yatırıp nasıl rahatça uyuyabiliyorsun ki sen? bir anne evladına bu kadar ilgisiz kalabilir mi ya?

    anneymiş. bi git allah aşkına!