şükela:  tümü | bugün soru sor
  • ailesinden uzakta yasayanlarin, annelerinin gonderdigi mis kokulu keki arkadaslarina ikram ederken kullandigi tanimlamadir. hele ki arkadaslar da gurbetteyse, o kek yenilmez, yutulur... (bkz: olsa da yesek)
  • ismi anne olan kızın yaptığı kek* (bkz: joseph in keki)*
  • bir fizik profesörü. soyadı keto gibi olmuş ama olsun.
  • "keşke hiç bitmese" diye azar azar yenilmek istenen ama afiyetten ötürü bir oturuşta tüketilen, özenli ellerin yaptığı kek.
  • starbucks'in kepekli undan yaptigi tarcinli ve elmali kek. tabi hemen hicbir anne boyle kek yapmadigi icin o ismi nerden bulmuslar bilemem.
  • annem ne kadar inkar etsede,iki farklı tarifle yapıldıgını düşündüğüm kektir.

    1-ev halkına hitap eden anne keki tarifi;bozulma ihtimali yüksek 3 yumurta,3gün önce açılmış tüketilmemiş süt ve ya ekşimiş yogurt, gecen hafta yapılan bir pogacanın içine konduktan sonra geri kalan yarım paket kabartma tozu,''pilava cok gelir'' düşüncesiyle pilav tenceresinden geri alınmış 3-4 kaşık kadar yağ,kekin yapım aşamasında dolapta o an göze çarpan şekerlenmiş reçel çeşitleri ve nihayetinde bir paket vanilya.

    2-ev halkı dışında herkese hitap eden anne keki tarifi;en tazesinden 3yumurta,ilk defa keke konma amaclı acılan süt va ya yogurt,bütün bir paket kabartma tozu(ya kabarmazsa düşüncesiyle hatta 2 paket),hiç bir tencereyle münasebete girmemiş yag,taze meyveler,abartılı ceviz,fındık ve bir paket vanilya.

    her iki tarifte tek ortak yönün bir paket vanilya olması sebebiyle midir nedir (anlamış degilim ama) annem tarafından kesinlikle aynı malzemelerin aynı ölcüde keke konulduguna dair bir iddialaşma hadisesi hep vardır.
    sonuc olarak,tarifi,malzemesi her ne olursa olsun o kadar güzel kokanı,o kadar lezzetli olanı hiç bir pastanede yoktur.anne ekonomisinin en güzel örnegidir,ellerine saglıktır.
  • bütün annelerin farklı yaptığıdır. öğrenciyken sizi evine davet eden uzaktan akrabalar yahut arkadaş anneleri de size anne keki sunarlar ama farklıdır onlar. hepsi farklı anne kokar.
    annenin yanına gidildiğinde depo edilmelidir.
    (bkz: anladım ki hiç kimse sen değil)
  • 24 saattir hiçbir şey yiyemeyen, yediği her şeyi aynen geri iade eden bir bünyeyi yeniden hayata döndüren şeydir. her memleket dönüşü, itirazlarıma rağmen çantamın içine neden bir şeyler tıkıştırdıını daha iyi anlıyorum şimdi. güzel annem uykusunun en güzel yerindedir şimdi; 6 yıldır aynı evde, hatta aynı şehirde yaşamıyoruz ama bünyemin hafızası hala unutmamış ellerinin tadını. sağ olsun, var olsun.
  • yatılı okuyorsunuzdur,

    hafta sonları evci çıkma izniniz olduğu için ailenizin yanına gelmişsinizdir. bütün bir hafta sonu hasret giderilir ve pazar akşamı 9-10 gibi siz evden çıkıp okula gitmek üzere bavulunuzu hazırlamış, kapıda ayakkabılarınızı bağlamaya çabalarken anneniz arkadan yaklaşıp aluminyum folyoya sarılı şekilde, mutfaktaki kokudan da anlaşılacağı üzere yapmış olduğu kakaolu keki uzatır size; ''gece siz şimdi acıkırsınız, o soğuk yatakhane ortamında aç kalırsınız arkadaşlarınla'' der. akşam yemeğinin verdiği toklukla direnilir anneye, çünkü bavul kapanmıştır çoktan, sırt çantası desen ağzına kadar doludur zaten.. uğraşılmak istenmediğinden ''gerek yok, zaten gider gitmez uyuyacağım'' triplerine girilir.. anne ''evladım sen beni dinle,bulunsun yanında'' der. üzmemek için ''peki anne..'' diyerek elinden keki alır, zar zor bavulu tekrar açıp sokuşturursunuz bi kenara.anneyi öpüp yola çıkarsınız..

    yatakhaneye vardığınızda heyecanlı bir muhabbetin tam ortasında olan sizin gibi diğer yatılı kardeşlerinizi görüp bavulunuzu açma zahmedine girmeyip eşyalarınızı yerleştirmeden hemen muhabbete dalarsınız boş bir yatağın üzerine uzanıp.. arada nöbetçi öğretmen gelir ''yatmıyor musunuz gençler?'' diye sorar, cevap alamaz gider. 5 dakika sonra geldiğinde sahnede hiçbir değişiklik olmadığını farkedip soruyu yineler, gene cevap alamayınca üstelemez ve odasına çekilir. konu konuyu açar uzun uzun konuşursunuz her konu hakkında; futbol, karı kız, dedikodu, güncel ne varsa... her şey iyi güzeldir ama belli bi saatten sonra karından bir gurultu gelir. aynı şey ortamdaki diğer insanların da başına gelmiş olacaktır ki muhabbet ortamı bir anda yerini gecenin 3 buçuğunda acıkan delikanlıların yiyecek bulma arayışlarına bırakır. önce ''yiyeceği olan yok mu aga kimsenin?'' soruları döner ortalıkta. yanıt olumsuz olunca yatakhanenin az ışık alan yerinde sızmış arkadaşlar uyandırılır. cevap gene olumsuzdur. alt devrelerin yatakhanelerine gidilir ama sonuç yine hüsrandır.. ''musluk suyu içip yatalım bari..'' denirken bir ampul yanar birden zihinde. bu öyle bir ampuldur ki o an başka hiçbir şey o kadar mutlu edemez sizi. ''olum durun laaaan!!..'' diye bağrırsınız, "n'oluyo lan" diye size dönerler..
    yatakhaneye gelir gelmez muhabbete katılıp bavulu açmadığınız için unutmuşsunuzdur.. oysaki siz evden çıkmadan hemen önce anneniz çok değerli bir hazine vermiştir size.. vakit kaybetmeden hep beraber bavulun yanına gidersiniz kardeşlerinizle. açtığınızda, o evden çıkarayak bavula sıkıştırdığınız aluminyum folyoyu görürsünüz, size göz kırpar kenardan.. yataklara oturup büyük bir iştahla yemeye koyulursunuz hani tokken burun kıvırdığınız o kakaolu kekleri. kokusu dolmuştur yatakhaneye artık.. kokuya uyanıp yattığı yataktan kalkıp gelen ve bir parça yedikten sonra yatağına geri dönenler olur uykusuna devam etmek için. paylaştıkça çoğalır o tad, o koku.. anne keki o esnada ya çok güzeldir ya da size öyle gelmektedir..

    aslında anneniz sizi sizden daha fazla tanıyordur.. siz ''gider gitmez yatarım,zaten acıkmam da..'' replikleriyle rol yaparken yalan söylediğinizi o da çok iyi bilmektedir. zaten ''evladım sen beni dinle'' sözünün altında da bu yatmaktadır.. arkadaşlarınız ''mmm...ellerine sağlık annenin,valla çok güzel olmuş..'' derken siz de içinizden ''teşekkürler anacım..'' diye fısıldarsınız. o elbet sizi duyar, o saatte uyuyor bile olsa..