şükela:  tümü | bugün
  • tatile gidilmiştir, tatil yeri cennet köşesidir adeta ve cep telefonu da çekmemektedir. her anne gibi - çocuğu kaç yaşına gelirse gelsin - haber alamadığı her an kaçırılma, kaza vb. paranoyaları yaşayacak olduğu için pansiyonun sabit hattından anne aranır ama o an meşgule atar. sonra bir ara cep telefonu çeker ve arayan odur;

    - ben geldim, bir sorun yok, ondan arad...
    + şuan x pansiyondasın.
    - nası ya ? nereden biliyorsun?
    + aradığın numarayı google'a yazdım, ilk sonuç pansiyonun sitesiydi.
  • ben: rüyada üzüm yemek ne anlama geliyor?
    annem: yağmur anlamına gelirmiş.
    ben: he o kadar üzüm yedik, yağmur yağsın diye mi?
    annem: eskiden öyle derlerdi valla.
    ben: işime yaramayan kilisenin papazının sikim
    annem: ney?
    ben: yok bişe. hamile görmek ne demek?
    a: bilmiyorum, kalk bak. kimi gördün?
    b: asansörlerde kayboldum yine bütün gece. heb kayboluyorum asansörde
    a: ben de binalara girerim merdiven yok
    b: ee nasıl çıkıyorsun yukarı?
    a: işte bi şekilde, tırmanıyorum falan
    b: huu anneme bak, rüyalarında zeyno'dan zeynalığa terfi ediyor, haşin kadın

    bidaa tepki vermedi bunun üstüne. hayır bir de gören dicek bütün gün yerinde durmaz. heb evin içinde. enerjiyi rüyalarda atıyor demek.
  • ben: yeter bea hep isyan hep isyan, bi bağırma ya nolur bi sus
    annem: ne bağırmicam, hiç düşündün mü neden bu kadın isyan ediyor diye?
    ben: siz bana diyosunuz heb köpek gibi havlıyorsun, siz düşündünüz mü neden diye?
    a: evet, sen kendini suçlu hissediyorsun, vicdanın rahat değil ondan! (yok artık)
    b: o zaman sen de ondan bağırınıyorsun (evet lan neden olmasın)
    a: yööö benim içim gayet rahat
    b: benimki de gayet rahat valla (kayış kop) oooh sanki beni sikiyler
    *çat* (bilindik son, terlik)
  • ne yediniz sorusunun muhakkak yer aldığı diyaloglardır.

    busi'nin anaokulunda ilk günü;

    anne: nasıl geçti bakalım ilk günün okulda?
    busi: iyi geçti anne. resim yaptık, top oynadık.
    anne: çok iyi. ne yediniz?

    busi'nin üniversitede ilk günü;

    anne: nasıl geçti bakalım ilk günün fakültede?
    busi: iyi geçti anne. dersten sonra kalan yurt işlerini halletim alış veriş falan yaptım.
    anne: çok iyi. ne yediniz?

    busi'nin işyerinde ilk günü;

    anne: nasıl geçti bakalım ilk günün yeni işinde?
    busi: iyi geçti anne. işyerindeki arkadaşlar fena değiller. öğlen de birlikte çıktık zaten.
    anne: çok iyi. ne yediniz?

    busi'nin askerlikte ilk günü;

    anne: nasıl geçti bakalım ilk günün askerde?
    busi: iyi geçti anne. sabah 5'te kalktık. sürekli idman var.
    anne: çok iy...
    busi: anne sorma allahını seversen!
  • anne bir elinde kayısı, diğer elinde soyulmuş incir ile içeri girer;

    - al ye şunları, soydum da bak
    + kayısıyı ver, diğeri kalabilir
    - ye oğlum o kadar soydum(soydu ya artık, yedirmeden gece uyku girmez gözüne, çünkü soydu, basit!)
    + oğlum bak ye, bağırsakların çalışsın, hep abur cubur hep abur cubur!!! hadi soydum bak(kadın soydu işte ulan ye artık!!!)
    - yemicem anne ve soyduğunu belirtmekten vazgeç artık!!!
    + iyi be yemezsen yeme, ben de babana veririm.(alternatifin baba olmasına mı, yoksa çocuk kandırır gibi "hıııııııh sen yemezsen baban yiyo bak" demesini mi seveyim bu kadının bilemedim :)))
  • - onu içeceğine bir portakal soy ye
    + bana muz suyu yap o zaman
    - muz suyu mu? nasıl yapayım muz suyunu oğlum delirdin mi?
    + sen bana portakal yedirip, kolanın yerini almasını istiyorsan, ben de muzu sıkmanı isterim.
    - soyup doğrayayım mı muz?(inatla bir şeyler yedirecek kurtuluş yok, hayır cevabını anlamıyor!)
    + anne ben yemek değil içmek istiyorum
    - aaaa onu yapamam işte kolum ağrıyor çok(laf benim kola içmemden, onun doktor randevusuna kadar gelir)
  • anne : dün benim akciğer filmim çekildi, bana bir cd verdiler, başka bir yere gitsem onlar da filmi görebilirler mi?
    ben : bilmiyorum anne, cd'nin içindekine göre değişir
    anne : nasıl bilmiyosun, sen bilgisayar mühendisi değil misin?
    ben : ...
  • teyzemin kızı evlenmiş, ikinci baharını yaşamaktadır.

    ben: nasıl biriyle evlendi? eli ekmekli mi bari adamın?
    annem: ekmekli tabi. evlendiğin adamın hem ekmeğini yiyeceksin hem de tokmağını.
    ben: nasıl bir insansın sen arkadaş :)
  • -sen de yiyecek misin?
    -şimdi değil de 1 saat sonra yerim diye tahmin ediyorum.
    -(şöyle bir bakar) tabii efendim zaten restorantımız 24 saat servise açık olduğundan dilediğiniz zaman talep edebilirsiniz.
    -tamam tamam, az alayım ben.
  • anne tam bir çorap delisi. evde kimseyi çorapsız koymaz. yine herzamanki gibi benim çıplak ayaklar gayet dikkat çekicidir salonda. hemen bir çift çorap bulur yanıma bırakır, bunlar giyilecek der. yaş 26 bu arada düşün olayın vehametini.

    bir müddet sonra gelir çoraplar giyilmemiş.

    + niye giymedin çorapları yavrum.

    o an o kadar suçlu bir konumda hissediyorum ki kendimi ağzımdan hala anlam veremediğim şu sözler dökülüverdi refleks olarak.

    - giydim, çıkardım, şimdi tekrar giycem.

    hadi buyur bakalım. o an ne düşünüyordum da bir anda böyle bir laf ettim ben de bilmiyorum ama yıllardır susturamadığım gadın anamı anlık bir saçmalamayla susturabildim.

    edit: sanki son yüzyılın en büyük ayarı gibi anlatmışım amk.