şükela:  tümü | bugün
  • o hep yanyana gördüğün, o coşkun sevgilerini hissettiğin, asla ayrı ayrı düşünemediğin, hayattaki en büyük o 2 kahramanı -ne olmuş olursa olsun- dönülen o evde artık birlikte bulamamaya yol açacak durumdur.

    sen evdesindir. anne, zaten gelmiştir. lakin, babanın gelmesini beklesen de bu gerçekleşmeyecektir. 'her zamanki gibi' diye düşünülen bir tartışmadan sonra evde sessizlik hakimdir artık. oysaki sen her zamanki gibi diye düşünür, ertesi sabah okula gider, rutin hayatını yaşarsın. eve döndüğündeyse kimseyi bulamazsın. şaşkınlığını sürdürürken gelen bir telefonda anne 'ben bugün adliye'ye gittim.' dediğinde, o an hissedilenleri sen bile anlamakta güçlük çekiyorsundur.

    huzursuzluk olacağına ayrılsınlar diye düşündüğün vakitlerdeki keşkelerin yerini şimdi, nedenler, nasıllar alsa da artık koca bir kazıksındır; verecekleri, verilecek kararlara, karar ne olursa olsun feveran etmemek gerekiyordur. sahip olunan güzelliklerden vazgeçmek bu kadar kolay olmamalı diye düşünsen de elden gelen bir şey yoktur.

    eski zamanlardaki, o güzelliklerin içindeyken çok da önemsemediğin, hep devam edecek diye düşündüğün o aile bütünlüğünü -birlikteyken göğüs gerilen tüm zorlukları ve yine birlikteyken yücelen tüm mutlulukları- düşünürken, bir taraftan son 3 gündür yüzünü bile görmediğin babayı, bazen kendini tutamayıp gözleri dolsa da, sana gülümsemeye çalışan anneyi aklından silmek istersin.

    düşünürsün, düşünürsün, öyle bir vakit gelir ki, artık hissedememeye başlarsın. işte bu vakitten sonra da olumlu yahut olumsuz olacakların pek de bir etkisi olmayacaktır; gözyaşları zaten yeterince dökülmüş, hissedilenler ise seninle birlikte şimdiye kadar gelmiştir. durum zordur, kimselerin yaşamaması umularak nokta konulur.
  • büyümüşsündür artık,
    evdeki kavganın,gürültünün devam etmesindense boşansınlar dersin,
    baba cocukken düşündüğünüz, hayalini kurduğunuz kadar mükemmel dilmiş aslında,
    onlar kavga ettikce,aklın erdikce anlarsın..
    hani belki iflasda etmişsinizdir, ne maddi ne manevi bi çıkar tarafınız kalmaz.
    baba son kez görüşmeye gelir anneyle,
    salondan çıkar, hafif kulak kesilirsiniz söylenenlere.
    mantığın boşanmalarını söylüyodur, ama...
    bi kaç saatlik konusma üstüne baba çıkar;
    "oğlum görüşürüz gidiyorum ben" der,
    biliyosundur belki boyle olacağını, kocaman adamsındır artık,
    kapıyı açar ceketini giydirirsin babana, merdivenleri inerken bakarsın ardından,
    ama dönüp bakmaz o, dalıp gitmiştir.
    cız eder için, nereye gidecek acaba diye sorarsın kendine,
    anne baba ayrılmıştır
  • eğer her gün kavga sesleri dinleyen, gecenin bir vakti eve gelen sarhoş babaya kapıyı açan kimse olmayacağını bildiğinden sabahlara kadar uyanık kalan, ilkokulda bile bu uyumamalar yüzünden derslerde uyuyan, evde annenin babayla direk konuşmak yerine "evladım babana söyle yemek hazır" demelerine katlanan (ki bu böyle uzar gider) biriyse bu anne babanın evladı, boşanma onun için bir kutlama sebebibir.
  • eğer yaşın küçükse yaşamının her anını etkileyen,moralini bozan,kimi zaman seni sessizliğe kimi zaman ise anlaşılmaz şımarıkça hareketlere iten,arkadaşlarının ailelerin görünce kendini eksik hissetmene neden olan durum. fakat yaşın büyük ise evde kavga,gürültü,mutsuzluk olacağına ayrı kalsınlar mantığını kavrayabildiğin,belkide kendini bu şekilde teselli ettiğin -orası muamma- durum. ki bence yaş ne kadar ilerlese bile bunun eksikliği her zaman hissediliyor.
  • çocuğun, kaç yaşında olursa olsun, muhakkak çok etkileneceği durum. anne ve babalar sanırım en çok bu noktada yanılıyor. "artık büyüdü, hem o olgun birisi, bunu kaldırabilir" tarzı avunma cümleleri, anne ve babaların ancak kendilerini teselli etmelerine ve suçluluk psikolojilerinden bir nebze sıyrılmalarına yarıyor oysa. ne büyümek bunu kaldırmak için yeterli, ne de "olgun" bir insan olmak.
  • daha 1 yaşımdayken yaptıkları ve 17 yaşıma geldiğimde öğrendiğim şey, babam yine bizle yaşıyordu (daha doğrusu evi otel gibi kullanıyordu bir gün gidip 2 ay gelmediği, üstüste 3 hafta kaldığı olurdu) o yüzden anlayamamıştık, tabii o aradaki bilmediğim sürede ne kadar arıza ne kadar rahatsız edici ne kadar mutluluktan havaya uçuran ne kadar ağlatan,üzen, güldüren anılarım oldu.bir sorun olduğunun hep farkındaydık ama ayrı olduklarını bilmediğimiz için kardeşimle, dahada tuhaf gelirdi durum bize, öğrenince şok olmuştuk o ayrı.baya şok olmuştuk.evet çok fena bir andı.

    edit: dün babamın annemle aynı adı taşıyan(!) bir hatunla 2002'de evlenip 40 gün sonra boşanma davası açtığını öğrenmiş bulunuyorum.gün geçmiyor ki babamla ilgili bombastik haberlerle uyanmayayım.
  • yaş bilmemkaça gelip de artık rutine bağlamış bir durumsa kendisi, "yine mi yaaa!!!" tepkisi uyandırır.
    bir süre sonra "ne haliniz varsa görün"e de bağlayabilirsiniz.
  • cocugun icinde buyuk bir bosluk birakan, yerini yalniz bir ruhla dolduran durumdur.

    annesi ve babasi bosanmis cocuklarin genellikle en buyuk ruyasi da mutlu bir yuva kurup, anne ve babadan goremedigi huzurlu bir aile ortamina sahip olmaktir.
    inanmak istemektedir birbirini omrunun sonuna kadar sevebilen, arasira tatsizliklar yasansa da hep beraber olabilen fedakar iki insan arasinda yasanacak bir evlilik hayatinin mumkun olduguna.
  • bazen en hayırlısıdır.

    çocuk önemli bir etken ancak, gün gelip bombok giden bir evlilikte ebeveynlerden biri size, "biz sizin için ayrılmadık." derse. emin olun kimse o çocuğun yerinde olmak istemez.
    hatta çocuk bazen* "bi boşanın da artık huzur bulalım, hay a.ına koyayım ben böyle evin." bile der.
    dikkat ettim, eğer anne ve baba boşanmayıp hergün kavga ediyorsa yada tartışıyorsa; o çocuk ne düzenli bir hayat yaşayabiliyor ne ciddi bir ilişki.
    (bkz: bir ihtimal daha var)