şükela:  tümü | bugün soru sor
  • doğan kitap'tan çıkan tuğçe tatari'nin kitabı. ahmet hakan'ın bugünkü yazısıyla öğrendim varlığından.
    kitabı okumadığımdan bir yorum yapmayacam, ileride okuduktan sonra bu yazıyı güncelleyebilirim.

    d&r'da kitap hakkında yazanları okuduğumda, genel olarak kürt hareketini anlamak için röportajlar içerdiğini ve gözlemlerin aktarıldığını anlıyorum. gözlemleri yapmak için kandil, mahmur kampları ziyaret edilmiş. ezidilerle görüşülmüş. yurtdışındaki kürt gazetecilerden fikirler alınmış. ve cezaevinde bulunan pkk'li mahkumla yapılan mektuplaşmalara kitapta yer verilmiş. bakalım bu kitap ne kadar ses getirecek.
  • bugün dnr'da rafta gördüğüm kitap. sanırım yakın zaman içinde alıp okuyacağım çünkü ilk açtığım sayfada önüme gelen cümle şuydu ve çok ilgimi çekti "vurduğunuz ilk insanı hatırlıyor musunuz?". sarsıcı ve sansasyonel olduğu bir gerçek. sonra bu entry'i editlerim.
  • biraz önce geldi kargodan.

    -spoiler-

    tuğçe tatari'nin öz-eleştirisiyle başlıyo kitap. pek çok kişinin ahkam kestiği kürt siyaseti-pkk ilişkisine dair kalıp yargılarından bahsetmiş. bu kitabın bi zamanlar (kendisini her ne kadar beyaz türk ya da ulusalcı ya da başka bişeyci olarak tanımlamasa da) bu kalıplardan birine rahatlıkla girebilecek yazılar yazan tuğçe tatari'nin elinden çıkması ne heyecan verici

    başka bi güzelliği de tuğçe tatari kitabın ilk sayfalarında rojin akın'la tanışmalarını anlatmış olması. tuğçe tatari, rojin akın'ın kitabı "bildiğin gibi değil" i okumuş ve çok etkilenmiş. tuğçe tatari kck basın davası'nı izlemeye gittiğinde rojin akın kendisiyle ilgili bir twit atmış. o gün adliyede tanışmışlar.

    güneydoğu'da çocuk olmanın nasıl bişey olduğunu anlamak isteyenler "bildiğin gibi değil'i okuyarak başlayabilir.
  • dün gece bitirdiğim kitap. yazar; yerinde görerek, konuşarak, "dokunarak" kürt sorununa bakış açısındaki değişimi aktarmış. kandil'le, avrupa'daki kürt medyasında çalışanlarla, hapishanedeki pkk'li ile, milletvekili ile röportajlar silsilesi yaparak kitabı tamamlamış.

    ve fakat kitabın başında kendi dediği gibi asıl amacına yani bir çeşit özeleştiri vermeye tam vâkıf olamamış bence. kitap biterken iki sayfada öz eleştiri özeti geçmiş ama ben kitabı okurken hep daha detaylı bir özeleştiri bekledim.

    yazarın ilk kitabı olduğu için biraz tölare edilebilir belki...
  • ben barisi kadinlarin getirecegine inananlardanim... kadinlar sihirlidir cunku... ayri ayri hayatlari, ayri ayri dunyalari bir minik orta noktadan bes dakika icinde birlestirme yetenegine sahiptirler cunku...

    bu kitap da bir kadinin elinden cikma, yargilamadan anlama cabasi belki... cok derin bir kitap degil elbette, yeni baslayanlar icin kurt siyaseti tadinda ama gezi olaylarindan beri o kadar cok insan basladi ki kurtleri, taleplerini merak etmeye. bu noktada gecerli ve onemli bir kitap.

    yer yer dilde sorun var, ayni paragraf icinde degisik ve hatali zamanlar kullanilmis. benim gibi kitapta butunluk takintiniz varsa kulaginizi tirmaliyor okurken... belki de basit bir editor hatasi, bilemedim...

    yine de iki gun icinde bitti. sanirim yazarin ilk kitabi oldugundan minik acemilikleri, samimi bir kitap etkisi birakti bende.
    yazarin kurtler ve kurt sorunu hakkinda daha dogru yorum yapabilmek icin gosterdigi cabaya ve izledigi yola saygi duyuyorsun en azindan...
  • hasan cemal'in delila- bir genç kadın gerillanın dağ günlükleri kitabı gibi bu kitaba da toplatılma kararı verilmiştir.

    kaynak
  • terörizme romantizm katma çabasından öte bir neticeye varamayan kitap. doğan kitap'tan çık*mıştır.
  • bugüne kadar az yapılmış, değerli bir çalışma diyebilirdim, ama ne yazık ki tek taraflı olmuş. denilebilir ki bu bir anlama çabası. karşı tarafı hiç tanımayan biz "beyaz türk"ler için farklı bakış açılarını anlamak, kürt meselesine bir giriş yapmak için yararlı olabilir. ama sadece girişte kalsın. fazla kaptırmayın, pkk sempatizanı olur çıkarsınız.

    röportajında soramadın hadi, meselenin karanlık yüzüne kitabın son bölümünde niye hiç değinmedin?

    kürt meselesi çok derin bir mesele. her baba yiğidin harcı değil, boyutundadır. akademik düzeyde incelenmesi, tartışılması gerekiyor. bu kitaba bakınca, bu derin meselenin altında kalmış.
    "pkk güzellemesi yapılmış" eleştirisine karşı argüman üretebilecek bir içeriği bulunmuyor.

    karşındakini anlama çabası nedense çok "insani" boyutta kalmış.
    bu değirmenin suyunu sormadan, muhatabının huyuna suyuna göre konuşup şekil değiştirene, ben "gazeteci" lafını çok görürüm.
    hani nerede bu sorular tuğçe tatari?

    gazeteci dediğin çatır çatır, korkmadan sorar sorusunu.
    dönemin değil, gerçeğin insanıdır gazeteci. bu kitabı bugün herkes unuttu, ama uğur mumcu'nın kitapları her zaman referans oluyor. genç gazeteciler bundan ders alsın.

    yazıldığı dönemde kürt açılımı vardı, pkk'ya güzellemeler yapılıyordu. bu açıdan da düşünülünce, buhar olup kaybolmuş bir iştir. nasibini bulmuştur.

    geçiniz diyorum, üzülerek...