şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: tokluk hissi)
  • tuvaletinden yılan, mutfağından fare çıkan bir survivor eviyse çok da huzur bulamayacağınız evdir. tamam köy evi dedik ama insan her bastığı yerden "acaba yeni bir böcek miiğ?" korkusuyla ayağını kaldırınca hayattan beziyor. vahşi yaşam da bir yere kadar.
  • kiraz ve erik ağaçlarıyla dolu bahçesidir. her gittiğimde çocukluğumu hatırlatır.

    bir de ananemin hayatta olmayışını.
  • özellikle çocukluğunuzun büyük bir kısmını burada geçirdiyseniz hüzün ve nostaljiyle karışık bir huzur hissi yaşamanız mümkündür.
  • karşılıksız sevgi, ilgi ve yemekle dolu olması.
  • toprak kokusu.

    eski kerpiçten yapılan evlerdendi anneannemin evi... hep bir toprak kokusu olurdu içeride. tüm evin odaları ayad dediğimiz veranda gibi bir alana açılırdı, önünde kocaman bahçe. bahçenin dört yanından yükselen asma, altında ortancalar, küpeliler, her renk gül, hanımeli, yaseminler. tam sağ tarafta, kilerin önündeki pencerenin önünde uzanan şeftali ağacı, arka taraftaki kocaman ceviz ağacı... evdeki eski divan, sedir ve minderler... o koku, ömrüm boyunca unutmayacağım koku. huzur gibi...
  • sevgi ve yaşanmışlıktır efenim. annenin büyüdüğü ev sonuçta, anneyi büyüten kadınla.
  • koyu yeşile boyanmış duvarlar ve yeterince ışık girmediği için normalden daha puslu, karanlık ortam.
  • sanirim hala atamadığımız daha dogrusu atmaya kıyamadığımız içi pamukla dolu kocaman yastıkları ve bulgar somyasından divanaları ve o divanlarda onbeş gün tatilde kuzenlerle yatmaktı.
    bir de ne zaman buz pateni şampiyonası görsem o ev gelir aklıma ve hep kış mevsiminde kuzenlerle seyrettiğimiz siyah beyaz televizyon.