şükela:  tümü | bugün
  • -su böreği yapmak
    -yufka açmak
    -yoğun bakımda bir hafta kalıp sağ çıkmak ve hala evin,çocuklarının durumunu düşünmek
  • birlikte sıkıca sarılıp uyunan bir gecenin sabahında erkenden kalkıp,evi ısıtacak onu yuva yapacak sobayı yakmak ve üzerinde çayı demlemek.henüz bakkal açılmadığından,akşamdan kalan ekmekleri yenilesi hale getirmek için sobada ısıtmak, ardından da kahvaltıyı hazırlamak.uyanan sevdiklerinin rüyalarını dinleyip onları hayra yorduktan sonra,bir bir işlerine ve okullarına allah'a emanet ederek uğurlamak..canım
  • açıkçası benim anneannem hiç bir şey öğretmedi bana. kadının hayat felsefesi şu şekilde:

    ''yi, iç, sıcak tut kendini, yi, yat, bismill, yi, çay iç içini ısıt, yimek yi, sıcak tut kendini tirrik olma, bismilll, yi, yavrım, çay iç, bismill, yavrım, foksu aç, bismill...''

    anneanne ne lan öyle? modern gibi takılmalar. bildiğimiz nene bu işte.
  • ben çok şey öğrendim, hala da ( allah uzun ömür versin ) öğreniyorum. hatta zaman zaman öğrendiklerimi kaynak gösterip paylaşıyorum ve o'na bak senden öğrendiklerimi paylaştım da diyorum, mutlu oluyor. birçok menkıbeyi , fıkrayı,hamur işi yemekleri,tekerlemeleri ve dahasını ondan öğrendim.canım benim ya
  • -anneanneniz dua okurken,size baktığında esnerse sizde nazar var demektir.
    -anneanneniz ayak parmaklarınızı tek tek çekince,parmaklardan ne kadar ses çıkarsa o kadar ekmek yemişsinizdir.

    benimkiler bu şekilde.
  • fedakarlık.
    sakadat.
    özveri.
    sınırsız çalışkanlık.
    sonsuz sevgi.
  • küfürlerdir. ben çocukken anneannem yanına yatırırdı beni, bir dua öğretirdi bir küfür... duaların hepsini unuttum, küfürlerin hepsi aklımda.
  • çocukken anlattığı sayısız bel altı fıkralar, utanıp sıkılırdım ama çok komik kadındır anneannem,ilkokuldayken komşunun kızından makas aldırttıran git yavrum ne güzelsin diye laf attıran da anneannemdi
  • sübhaneke
  • kasiyer bize bir şeyi almamızı söylediğinde bunu bir emir addedip katiyetle uymamazlık etmememiz gerektiği

    şöyle ki

    anneannem göçmen olmasinın da hasebiyle sanıyorum ki bir yandan çok tutumlu bir yandan savurgan bir kadındı (az sonraki örnekte göreceğimiz gibi). o yüzden şehrin bir ucundan diğerine salça, soğan taşırdı sanki markette yokmuş gibi. bir benzerini halam ankaraya tuz göndereek yaptı gerçi bu sene, erzakmış. ayrıca kendisi bu taşıuma huyunu sevdiğimiz şeyleri alarak da yapardı.

    yine bir gün ders çalışmakta iken kendisi arar ve gelirlen istediğim bir şey olup olmadığını sorar. bunalmış bünye soğan halkası diye ünler. tam da geleceğği yerde mcdonald's vardır, anneanne tamam der.

    yarım saat sonra kapıda elinde her birinin içi tıka basa dolu dört karton mc donald's torbasıyla belirir. ben sadece 12'li soğan halkası istemiştimama! evin mevcudu anneanneyle birlikte üçtür, yemekler bu üç kişiyi iki gün besleyecek kadar vardır. aneanneye neden bu kadar çok şey aldığı sorulduğunda yıllardır kulladığımız bir özdeyişi yaratır.

    - e al dediler aldım

    - e peki!?

    sonradan anlaşılır ki anneanne kasiyerin kurbanı olmuştur. `menünüzün yanına sadece 3 lira 95 kuruşa 6'lı nugget ister misiniz`demeçlerinin hepsine otomatik bir şekilde evet diyen anneanemi yakalayan adi kasiyer kasiyer dayamış kampanyayı dayamış büyük boy seçeneği.

    adi insan! yazık değil olum yaşlı kadından faydalanıyonuz? obez oluyorduk ailece sizin yüzünüzden, onu da mı düşünmedin!?*