şükela:  tümü | bugün
  • ucbucuk numara sisle kulak karistirmak, mikrop kapmistir diye goze limon damlatmak, hertur otu yikayip kurutup kaynatip icmek, nuri alco disinda kimseye kizmamak, yetmis dokuz yasinda bile ayagi hop diye lavaboya kaldirip abdest alabilmek, anlamasa bile esprilere kahkahayla gulebilmek, seksenbes yilindan kalan new kids on the block kartpostallarini arkadaslarimin fotografi diye kuran-ı kerimin arasinda saklamak, saatli maarif takviminin begenilen sayfalarini fotograf albumunun icinde saklamak, bir giysiyi deforme etmeden giyememek, kolunu kisaltmak, yakasina igne isi yapmak, yorganlari hala carsaflari uzerine dikip kaplayarak kullanmak, kolaya ilac katilacagina koru korune inanmak, sadece turk filmi izlerken kufretmek, tgrt deki mevlutleri dinlemek, surekli evin seklini degistirmek, yatak odasini kilere, kileri oturma odasina cevirmek, bu sene odunu balkona mi kilere mi komurluge mi koysam diye haziran ayinda torunlara sormak, o yasa ragmen sinavim var yemekten icmekten kesildim deyince altiyuz kilometre yol yapip istanbula gelebilmek, istanbulda markete gidip gelmeyi becerebilmek, cep telefonuna her mesaj geldiginde arayip -bir mektup resmi var sen mi gonderdin - demek, kuzum diyerek sevmek, sinavi olan torunlara hic usenmeyip sabahin besinde yasin okumak, eve gelene hediye vermeden gondermemek, bu sebeple evde koca bir mendil corap deposu olusturmak, bayramda el opmeye gelen cocuklara supriz olsun diye ikiyuzelli tane lollipop almak, arkadaslariylayken torunu utanir diye aramamak, aksine inanmamak, ikramin olcusunu kacirmak, balikla yogurt yedirmeye calismak, cerezin yanina tursu cikarmak, kazanla misir patlatmak, iki kilo kestane alip bir kilosunu haslayip bir kilosunu sobaya dizmek, dort kilo kabak tatlisi pisirmek, bayramda iki tencere sarma, uc tepsi baklava yapabilmek, artan her yemekte evlat acisi ceker gibi uzulmek,ikinci dunya savasini hatirlamak, acilardan yeniden dogmak, kirk sene gozyasini tutup, torun evlenirken bir yandan gulup bir yandan aglamak, vazgecilmez olmak.
  • 27 yıldır karpuz yememek. muhtemelen ölünceye kadar da yemeyecek olmak.

    babasını ishal, iki kızını menenjit yüzünden kaybetmiştir. 22 yaşından bu yana ömrünü, kocasının sırtındaki palto ve belindeki silahı başlık verip getirdiği kumasıyla geçirmektedir. uzun uzun anlatmaya gerek yok. bir emekli öğretmene anlatılsa bir seri köy romanı çıkarılabilecek türden, o zamanlar oralarda herkesin yaşadığına benzer bir hayat hikayesi vardır.

    daha bir yıl önce evlendirdiği, 23 yaşındaki kızı kanserle boğuşmaktadır ve doktorlara bakılırsa daha uzun süre boğuşabilecek durumda değildir. hasta yatağındaki kız yarı canlı haldeyken mırıldanır "canım karpuz çekti" diye. sayıklamakta mıdır, hakikaten canı karpuz mu çekmiştir kimse emin değil. neticede ocak ortasında karpuz bulunamaz doğal olarak. çok geçmeden de ölür zaten kız.

    bilinen tek isyanıdır bu. allah'a, kadere, kocaya isyan edilmez, edilse de faydası olmaz. o da karpuza isyan eder. muhtemelen gücü ona yeter. o günden beri karpuz yemez.
  • sıfır anatomi ve cerrahi bilgisiyle, zehirlenen tavukları ameliyat etmesi. bıçak, su ve iğne iplik dışında hiçbir malzeme kullanmadan, anneanne yazık hayvana laflarını ciddiye almadan.
    zehirli ot yiyen tavuğu alıyor, bıçakla kursağını kesip, içeriyi suyla güzelce yıkayıp, alıyor eline iğneyi dikiyor kadın tavuğun tüm feryatlarını duymazdan gelerek. sonrasında zorla aspirin yutturuyor, malum aspirinin yaşlılar üzerindeki her derde deva etkisi... birkaç saate ölür dediğin tavuklar ertesi gün hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyorlar. ben bu okulu boşuna okuyorum. girecektim zamanında anneannemin yanına çırak olarak bak şimdi nerelerdeydim...
  • kalan ekmeği buzluğa koymak. yarısını 6 yaşında yediğim ekmeğin yarısını demin yedim.
  • marketin sebze reyonundan seçtiği domatesleri torbaya atmadan önce -tartıda ağır çekmesin diye- üstlerindeki küçük yeşil sap kısımlarını koparması.
  • her mevsim aynı yorganla yatmak. o yorganın içinde yazları terlemeyip, kışları üşümemek. ben küçükken, sürekli garip cümleler kurup aklımı karıştırmak. mesela bahçede ateş yakıp, kazanda beyaz çamaşırları kaynatıp sakız gibi yaptığında ''buz gibice oldu'' demek, kaynar su ve buz gibi olmak arasındaki bağlantıyı kuramadığımda, hiç yardımcı olmamak. soru sorduğumda, ''onburun mu senin?'' (seni ilgilendirmez) diye haşlamak. beş hamileliğinin hepsini ayrı ayrı korku filmi tadında anlatıp bizi korkutarak eğlenmek, her bayram tepsiler dolusu tatlı yapıp zorla yedirmek. uzun süre aramayınca küsmek, ''kuran okuyordum, ne var? çabuk söyle'' diye trip atmak...(bkz: yenir ki bu)
  • bir gun gocup gitmeleri, en kotu huylari.
  • kendilerini cok sevdirip gidiveriyorlar sonra... bir garip oluyor insan onlarin ardindan...
  • ilk göz ağrılarının iş bulmasını bekleyip de ölmeleri.

    anneme para verirmiş anneannem ki bir o bilirdi ailede benim içinde bulunduğum durumu, "ekgülü'ye para yollayalım, lazım olur" dermiş her maaşı yattığında. ben iş buldum ya bu ay, o da ölüverdi işte, içime oturdu bu düşünce. sanki bilir gibi, sanki hissetmiş gibi.

    iş bulamayaydım, trende değil de sokakta sürüneydim de kalıvereydi buralarda keşke.
  • bütün şarkıları aynı melodi üzerinden söylemeleri
    yaptığı yemeği yemezsen ağlamaları
    iki kilo verdiğinde biliyorum sen uyuşturucu kullanıyosun diye ağlamaları
    misafirlikte iram edilen çukulataları yemeyip çantalarında biriktirmeleri ve sonra küçük çocuklara vermeleri