şükela:  tümü | bugün
  • anneden nefret edilen an, annenin nefret edilen bütün kisilik özelliklerini kisinin kendi bünyesinde de barindirdigini fark ettigi andir. üstüne bir de kötü anilar ve bir türlü sonlandiralamamis geçmis hesaplasmalari eklenince anneden çok kolay nefret edilebilir. isi asil zorlastiran sey, anneyi bi yandan da çok sevmektir, sevmek zorunda olmaktir.bu konu hakkinda saatlerce konusabilirim diyor ve susuyorum...
  • anne uc noktalarda bir anne degilse zamanla anneyi anlayip nefretin, sevgiye donusmesi muhtemeldir.
    cocuk adina uzulenecek bazi anneler vardir ki anneden nefret etmek bir yana ona, o cocuga bakmasi icin yetki verenlerden dahi nefret edilir .
    '' ohh neyseki cocuguda aradan cikardim , kimse anneligime birsey diyemez istedigim gibi bakarim '' mantigindaki annelere duyulan histir.
  • sanirim kucukken daha dogrusu aileyle yasarken anlik yasanan duygulardan biridir.1 gunden fazla surmez.mesela anne galatasaray-fenerbahce macinin oldugu saatte yalan ruzgari izlemek suretiyle size maci izlettirmiyorsa odaniza kosar kafanizi yastigin altina sokar, gozler morarincaya kadar aglar kufredersiniz.bir daha kiyamet kopsa yuzune bakmayacaginizi dusunursunuz.onun yaptigi yemeklerden dahi yemeyeceginizi sanarsiniz.ama her zaman karin acligi agir basar.
  • annenin karşılıksız yoğun sevgisinin neden oldugu nefret duygusudur.
  • biyolojik annenizin hayatınızdaki yeri diğer insanlardan sonra geliyorsa,sizinle bugüne kadar başkaları ilgilenmiş,ilgiyi ve sevgiyi başkaları vermiş;buna rağmen anneniz ortalarda "ben senin annenim" tavırlarında gerim gerim gerilmişse sizin de her an her saniye artmasından çekinmeyeceğiniz nefrettir.bir yerden sonra size tepki olarak gösterdiği davranışlar aranızı düzeltmek yerine bu uzaklığı daha da artırır,içinizde onu üzmek kırmak için açıklanması zor bir istek duyarsınız.bu buzdağının suyun altındaki kısmını nelerin oluşturduğu birey için meçhul olabilir fakat bazı insanlar iyi bilirler ki asıl anne sizi doğuran insan değil,sizinle ağlayıp sizinle gülmeyi becerebilmiş insandır.bu durumda,gerçek anlamda anneniz olması gereken kişinin sizin hayatınızdaki sözde varlığına içten içe isyan edip günbegün artan bir nefret beslemek,bireyin karakterinin hastalıklı olması olarak değil o bireyin hayatındaki eksik ya da aksak aile ilişkilerinin göstergesi olarak algılanmalıdır.
  • onun gibi bir eş olup babam gibi dünya tatlısı bir adamcağızın başını yakmaktan; onun gibi bir anne olup benim gibi safi bir çocuğun dünyasını karartmaktan korktuğun çin karşı cinsle her türlü münasebetinibir süreliğine rafa kaldırmaktır...
  • ne yadırganası ne eleştirilesi gayet olasi bir durumdur.

    özellikle bizim gibi toplumlarda anne o kadar kutsal bir kavramdır ki anneye gelen en ufak bir eleştiri dahi terbiyesizlik, vicdansızlık, haksızlık olarak algılanır. oysa her dişi anne olabilme potansiyeline sahipse, her annenin kutsal olabilme ihtimali ne kadar fazla olabilir ki? kendi kızını pazarlayan, satan, döven, aşağılayan bir çok ebeveyn olmamış mıdır tarihte, bunların hangisi neden kutsal olsun?

    bize dayatılan her türlü tabuyu kanun bilme gibi bir eğilimimiz var. kişiliğimizden de olsa giden bazı tabularla ters düşmemek için kendimizi hiçe sayma yolunu seçebiliyoruz oysa hangi mantıkla bakarsak bakalım; bir kadın sadece çocuk doğurduğu için asla ve kata daha değerli değildir, olamaz.

    etrafımda gördüğüm annelerin çok büyük kısmı kendi hayatlarını ön planda tutarak yaşayan, çocuklarının başarısını dahi içten içe kendi prestiji için isteyen ve bu durumu sağlamak için psikolojisinin alt üst olmasını kesinlikle umursamayan, onun iyiliği için yalanının arkasında vicdanını rahatlatan insanlar. şimdi ben böyle anneden neden nefret etmeyeyim?

    9 ay karnımda taşıdığını her halukarda gözlere sokan bir tavırla sürekli kendi düşüncesi empoze etmeye çalışan bir beyini neden benimseyeyim?
    hem sen bana sordun mu dünyaya gelmek ister misin, hadi istedin benim kızım olmak, benimle en az bir 20 sene aynı evde yaşamak ister misin diye? ben dilekçe gönderdim ruhlar aleminden de ondan mı ölene kadar mudana etmek zorundayım sana, doğurmasaydın kardeşim, kendi isteklerin doğrultusunda verdiğin kararların ceremesini ben neden çekmek durumunda kalıyorum ki?

    uzun lafın kısası, her dişi anne olmamalı, bir insanın gelişimi üzerinde annenin etkisini düşünürsek gelişim süreci boyunca her türlü sorununa destek olabilmenin ne kadar zor olduğunu anlarız. anne olmak isteyen insanın her şeyden önce hayatının odak noktasını artık o çocuğa ayırmaya ve nasıl şartları olursa olsun o şartlarda o çocuğu tatmin etmeye, güzel bir hayat vermeye gönül vermiş olması şart. durum böyle olmadığında da ‘hayatım zamanı geldi çocuk yapalım’ zihniyetindeki insanlar topluma faydasız, mutsuz bireyler getirmeye devam edeceklerdir.