şükela:  tümü | bugün
  • tek amacı bizi korumak olan manyaklıktır. iyi yemezsek, sıkı giyinmezsek hasta oluruz, bize bakmak zorunda kalır. sıkıntı yaşamamamız için bizi baştan uyarır sürekli olarak.
    evet sürekli olarak.
    sonunda hayatımızın tüm iplerini eline almaya çalışır gibi göründüğünü anlayamaz.
    eve gelen misafirle konuşmak isteyip istemeyeceğimizi bilecek kadar beynimiz var sonuçta, ama anneler o beyni fark etmemiş gibi davranır. 'misafire hoşgeldin desene yavrum, sarılsana teyzeye.' oha ne sarılcam teyzeye? ama anne ısrarlıdır bize kendi iletişim tarzını dayatmakta.
    kimle arkadaş olacağımıza müdahale eder. ' o arkadaşının bakışlarını hiç sevmedim ben.' bakıştan, çişten karakter tahlili yapar. garibim nice arkadaşlara rastlamışımdır olm annem hep haklı çıkıyo diyen. başka çaresi mi var, sen artık o arkadaşa önyargılı oldun, ilişkiniz zehirlendi, mümkün mü annenin dediğininin 'çıkmaması'?
    küçükken ne yiyeceğimize, ne kadar yiyeceğimize karar veren annelerimiz büyüdükçe sevgilimize, evliliğimize de karışmayı hak görür. 'o kız sana uygun değil gibi oğlum, yine sen bilirsin tabi.' 'kızım o adam sana çektirir bak, demedi deme.' niye diyon? korumak istiyor bizi tüm kötülüklerden. tek sebebi bu. ama çocukken koruma amaçlı olan karışmaları masum bir tarafı varken, ileri yaşlarda, herkesin hayatında söz sahibi olmak motivasyonunun gizlenecek yanı kalmaz. iyiliği istemek bahanesi 'ailedeki herkesin yularlarını elinde tutmak' takıntısına dönüşür. odayı temizlerken istediğini atma hakkını kendinde gördüğü gibi, hayatımıza giren kişileri de kendi ölçütlerine göre beğenmediği anda tüm irademizi, duygularımızı yok sayıp onun direkiflerine göre yaşamamızı bekliyorlar. annelerimiz bizim büyüdüğümüzü değil, kendisinden bağımsız birer 'insan' olduğumuzu kabul etmek istemiyor. açıkçası insan olarak görmek işine gelmiyor.
    öyle ki, evlenmemiş çocuğuna zorla evlen baskısı yapan, evlenmiş olana 'ben torun istiyorum, niye çocuk yapmıyosunuz?' diyebilen kişiye anne denir. kimsin? iki ayrı insan olduğumuzu hangi aşamada algılayacaksın?
    (bkz: algılayamadı)
    aynı anne, çocuk yetiştirirken de müdahil olur, sizin yöntemlerinizi beğenmez, sofranın altında gizli gizli torununa yiyecek verir. gizli gizli harçlık verir. evinizin tüm düzeniyle keyfine göre oynar. ve kutsal annelik zırhının içine ulaşamazsınız. konuştuğunuzda ağlar, derdinizi dinlemek yerine, verdiği emekleri yüzünüze vurur, komşulara içini döker.
    iyiliğimizi isteme adına hayatımıza çöreklendiğini, yaptığı şeyin annelik haklarıyla alakası olmadığını anlatmak mümkün değildir.
    daha kötüsü, pek çok insan bu duygu sömürülerine boyun eğer. dışından değil, ta yüreğinden. ama anam hep haklı çıkıyor diye düşünür. ezilen kişiliğinin son milimetresini de kendi elleriyle annesine teslim eder.
    belki bu yüzden babalar hep haksızdır bu ülkede. teyze anane sevilir, hala amca uzak figürlerdir. anne çocuklarını doldurmaktan hiç çekinmez, çocukların babalarıyla sağlıklı ilişkiler kurmasına meydan bırakmaz. onlar annelerinin çocuklarıdır. baba otoritedir. annenin gücünün yetmediği yerde devreye sokulma rolünü üstlenmesi ustaca sağlanır. babalar da bu durumu gönüllü olarak kabul ederler, zaten çocukluklarından itibaren aile ilişkilerinde sorumluluk alarak büyütülmemişlerdir, zorlamazlar var olan durumu, hayat hep ananelerimizin çizdiği yörüngede devam eder.
    sonra da bu ülkede niye felsefe olmuyo.
    niye olsun, tüm sorunlarımızı çözen bir makam var.