şükela:  tümü | bugün
  • öncelikle bu başlığı açmamın sebebi son zamanlarda gündem olan shameless'in türkiye'ye uyarlanması adlı başlığın bende yarattığı etkidir.
    eyvallah herkes bir şekilde yolunu buluyor, parasını kazanıyor. serbest piyasa, özgürlük vs.. bunları gayet iyi anlıyorum ve biliyorum. fakat özgürlük var diye insanlara kalitesizlik pazarlamanın mantığıma yatan herhangi bir tarafı ne yazık ki yok.

    günümüzde çin, hindistan gibi ülkelere baktığımızda farklı ülkelerde var olan şeylerin kopyasını kendi insanlarına ne kadar kalitesiz bir biçimde sattıklarını bir çoğumuz biliyoruz ve bunlardan birisi de sinema. çok sevdiğim ülkemin insanına da bunun reva görülmesi beni derinden üzüyor ve çok canımı sıkıyor. özellikle kendi ailelerimizin dış dünyada ne olup bittiğini bilmiyor olmasından yararlanmak suretiyle kar elde edilmesini etik bulmuyorum. ülkemin bu tarz ülkeler ile aynı seviyede olmasını, öyle anılmasını istemiyorum ve yavaş yavaş o seviyeye doğru ilerlemesi beni endişelendiriyor.

    asıl konuya gelecek olursak;

    bir zamanlar bu ülkede harika diziler vardı.
    (bkz: bizimkiler)
    (bkz: kaygısızlar)
    (bkz: süper baba)
    (bkz: ekmek teknesi)
    (bkz: çemberimde gül oya)
    (bkz: tatlı hayat)
    (bkz: avrupa yakası)
    (bkz: bir demet tiyatro)
    (bkz: yabancı damat)
    (bkz: behzat ç.)
    (bkz: leyla ile mecnun)

    belki bunlardan bazıları farklı bir ülkedeki dizinin türkiye uyarlaması ama esinlenmek ayrı aynısını alıp biraz değiştirip insanların önüne koymak farklı.
    yani anlayacağınız şu an bu dizilerin kalitesinin yanından bile geçemeyecek işlerle karşı karşıyayız. ailelerimizle oturup keyifle izlerdik bunları zamanında. şimdi ben ailemle oturup hiç bir şey izleyemiyorum, aramıza bir duvar ördü bu diziler. çünkü izleyecek başka bir şey yok oğlum deniliyor bana. oyuncular oyuncu değil senaryo başka bir senaryodan kopyalanmış falan, bunlar izletiliyor insanlarımıza. bize bunu layık görmelerine izin vermememiz lazım. bunun da yolu izlememek, daha doğrusu yabancı dizi kültürünü sevdiklerimize aşılamak, alternatif sunmak.

    yabancı dizilerin veya filmlerin oyunculukları ve senaryoları hakkında fikir sahibi olma şansını yakalamış insanımız dizi yapımcılarından daha özgün işler talep etmeye başlayacaklardır. böylelikle reklamları izlenmeyen şirketler hangi televizyon kanalındaki dizi kaliteli ve özgün ise o dizilere yatırım yapacaklardır diye düşünüyorum. bu ülkede zengin olmanıza, iş yapmanıza karşı değilim kesinlikle, haddim de değil. fakat yapılıyorsa hakkının verilerek yapılmasından yanayım, insanımız ile dalga geçerek, aşağılayarak değil. benim ülkemin insanı kaliteli şeylere layıktır, buna olan inancımdan hiç bir zaman vazgeçmeyeceğim.

    yabancı ülkelerde çekilmiş ve en az bizim eski dizilerimiz kadar kaliteli bir kaç dizi de önermek isterim bu başlık altında.

    (bkz: seinfeld)
    (bkz: married with children)
    (bkz: the simpsons)
    (bkz: the twilight zone)
    (bkz: the x-files)
    (bkz: house m.d.)
    (bkz: doctor who)
    (bkz: friends)
    (bkz: lost)
    (bkz: dexter)
    (bkz: breaking bad)
    (bkz: better call saul)
    (bkz: louie)
    (bkz: shameless)
    (bkz: narcos)
    (bkz: stranger things)
    (bkz: the young pope)
    (bkz: the handmaid's tale)

    türk dizilerinin bu dizilerle yarışmasını ve ortaya bütün dünya tarafından izlenebilen işler koymasını diliyorum. eğer global olan işler ülkemizde rağbet görürse bizim de yapımcılarımız onlardan daha farklı, daha ilginç işler ortaya çıkarmaya çabalayacaklardır. böylece sinemamız dünya pazarında daha çok konuşulacak daha çok satacaktır. bunu kanunla ya da protestoyla değil tamamen kişisel tercihlerimizi değiştirerek, var olanın daha kalitelisini talep ederek gerçekleştirebiliriz.
  • got cnbc-e de yayınlanırken ben birkaç bölüm dışında izlemediğim halde annemin bağımlısı olması sonucu bilinçli olmasa da dahil olduğum kampanya. bizimki doğuştan cool çıktı.

    ayrıca yabancı dizi derken kime göre neye göre annesini satiim ona bakarsan brezilya dizilerine her anne hastadır.
  • "oğlum/kızım ben bu altyazılara yetişeyim derken sahneyi izleyemiyorum yaa"

    şeklinde sonuçlanabilecek kampanya.

    şaka bir yana, ülkemizdeki tv dizileri birbirinin klonundan farksız. yalnızca vakit öldürme aracı olarak kullanılıyor ve kimseye bir şey katmadığı gibi göz zevkine de iyi gelmiyor. dolayısıyla desteklenmeli.
  • shameless türkçe dublajlı olsa annem izler miydi acaba dedirten kampanya.
  • prison break'i ikinci izleyişimde annem ile birlikte izlemiştik. hala arada anar "dövmeli çocuk ne hayırlı kardeşti" diye. desteklediğim kampanyadir efendim.