şükela:  tümü | bugün soru sor
  • edit: bir enry'de en son ekg'yi ne zaman çektirdiniz şeklinde bir soru vardı. annemin kalp kapağında çökme olduğu ve tansiyon hastası olduğu için ayda bir kontrolünü yaptırırdı. son ekg'si ölmeden 20 gün önce çekilmişti. ayrıca beta bloke edici beloc kullanıyodu.

    edit: ilgili her belgeyi çıkan sonuçtan sonra yayınlayacağım. epikriz raporları, ifadeler ve ilgili her şeyi.

    edit: sanırım başımdan geçenleri yazarken o sıkıntı ile anlam düşüklüğü içeren cümleler kurdum . mesaj atan bir yazar fetöcü savcı dediğimi yazmış. savcılar fetöcü demedim arkadaşım. fetö dosyaları çok olduğu için savcılar dosyaları paylaşmış benim dosyam başka savcıya gitti dedim.

    2 yıldır verdiğim hukuk savaşıdır.
    28 aralık 2016 gününden bu yana aradığım belki de hiç bir zaman bulamayacağım bir hak. soğuk bir gün ama kar yağmıyordu. annem her zamanki gibi kahvaltı sofrasını hazırladı. güle oynaya kahvaltımızı yaptık ve evden çıktık. saat 13:30 gibi evden telefon geldi. annem; midem çok ağrıyor babanla hastaneye gideceğim dedi. içim kötü oldu. izin aldım eve geldim. kapıdan çıkmadan yetiştim. annem mide ağrısı ile kıvranıyordu. sağlık camiasına uzak değilim. hemen kan basıncısını ölçtüm "sistolik basınç: 80, diyastolik basınç: 50 olunca herhalde dijital tansiyon aleti bozuk diyerek manuel olana yöneldim. sonuç aynıydı. annem yüksek tansiyon hastasıydı ve kalp kapakçıklarında çökme vardı. ambulansı beklemekle vakit kaybetmemek için hemen semtimizdeki devlet hastanesine gittik, evden araçla maksimum 10 dakika sürüyor.
    hemen acile giriş yaptık. kan basıncı çok düşük 8/5 diye müdahale eden hemşireye söyledim.

    o sırada doktor bankoda oturuyordu ona durumu anlattım. annemin tıbbi geçmişini, kullandığı ilaçları falan ama doktor dinlemiyor. hastaya hiç bakmadan hemşireye tansiyonunu sordu o da 8/5 yanıtını verdi. "doktor bey anneme ekg çekilmesi lazım. annemin mide sorunu yok" diye yırtınıyorum resmen hiç cevap vermiyor.annemi müşahade odasına aldılar. spazmol, ranitab, emojest’i izotoniğe karıştırıp verdiler. annemin göz kapakları şişmeye başladı. tekrar doktorun yanına gittim ‘’ya hu myokard infarktüs belirtisi var kardiyolog yok mu?" diye söylendim. sanki işimi bana öğretme bakışı attı. ben gene yırtınıyorum. ya hu gastrit değil ne yapıyorsunuz diyorum dinlemiyor bile. neyse serum bitti. hemşire kan basıncı aldı. 80/10 olarak hekime bildirdi. hekim müşahadeden çıkabilir dedi. ben halen ekg çekilsin diye yırtınmaya devam ettim. "lanet olsun" diyerek eğitim araştırma hastanesine götürmeye karar verdik. annemi aldık arabaya, yarı yola geldik kusmaya başladı. hemen ambulans çağırdım en azından ambulansta müdahale ederler diye düşündüm. çünkü kalbi farklı atıyordu. kalp atıyor ama kan pompalamıyor gibi geldi bana. hemen ambulans geldi. düşündüğüm gibi yarım saate yakın ambulansta müdahale edildi. çok yakın diye tekrar aynı hastaneye giriş yaptık. bu sırada saat 17:30 civarı. hemen resüsitasyon odasına aldılar. bir baktım gene aynı doktor." ekg çekmediniz bir şey olursa sorumlusu sizsiniz" diye söylendim. resüsitasyon odasına girdi annemi muayene etti, çıktı. hastanız beyin kanaması geçiriyor, inme inmiş dedi. evet bunu dedi. eğitim araştırma hastanesine sevk etti. ambulansla eğitim araştırma hastanesine getirdik saat 19:30 civarı. beyin mr’ı çekildi. felç ve beyin kanaması olmadığı anlaşıldı. kalp fonksiyonları %20’ye düşmüş. müdahale edildi. kalp fonksiyonları %70 çıkınca asidoza girmesine rağmen umutlandım. saat 23:15 gibi vefat haberini verdiler. myokard infarktüs'den kaybetmiştik. sabah yağmayan kar birden yağmaya başlamıştı ama içimin acısı her tarafımı kavuruyordu.

    buraya kadar yaşadıklarım acıların acısı sanıyordum. 29 aralık 2016'da öğle namazına müteakip annemi defnettik.kar her yeri doldurmuştu. annemi buz gibi havada, kar yağışı altında mezarında bırakarak eve gitmeden direkt savcılığa giderek suç duyurusunda bulundum. doktorla son konuşmayı yaptığımız, güvenlik kamerası da dahil kamera görüntülerini talep ettim. oradan hastaneye giderek hemen epikriz raporlarını da aldım.

    işin acı veren kısmı bundan sonra başladı. 2 ay güvenlik kameralarını bekledim. müşahede koridorundaki kamera hariç diğer kameraların görüntüleri geldi. karakolda izlerken annemin yürüyerek gidişini izlerken boğazım düğüm düğüm oldu. ikinci girişimizde sedyedeki halini görünce yüreğime öküz oturdu, nefesim daraldı.

    eh artık yargı yolu açılacak diye sevindim. tabii bu arada savcılık epikriz raporlarını istiyor, yazışmalar sürüyor. sürekli gidip soruyorum evrak bekleniyor. 2017 haziran ayında tekrar gittim. fetö davalarından sebep, dosyalar savcılar arasında paylaşılmış. benim dosyama başka savcı bakacakmış. adliyelerde acayip yoğunluk var diyerek dosyamın 2. savcısına gittim. "hekim, devlet memuru olduğu için kaymakamlığa yazı yazılacak soruşturma izni istenecek." dedi. yazıyı o gün yazacağını söyledi. ertesi gün kaymakamlığa gittim. durumu kaymakam beye anlattım. ona nasıl teşekkür etsem azdır. telefon etti. evrağı sordu derken 10 gün içinde hekim için soruşturma izni çıktı.

    halk sağlığı müdürlüğünden bir hekim bu iş için görevlendirildi. bu arada hastaneye ilk gittiğimizde birkaç kişiydik ve isimlerini şahit olarak vermiştim. neyse ifadelerimiz alındı. hekimin de ifadesi alındı ve evraklar 10 gün sonra savcılığa ulaştı. hekimin ifadesini okuyunca şok oldum. ilgili kişi soruyor "ben günde 800 hasta bakıyorum daha az baksam böyle olmazdı." diye söylemlerle aklı sıra sisteme suç atıyor. tabii bu ifadesi üzerine de soruşturma izni verildi. sevindim oh dedim adalet işliyor. savcı yazısını yazıp tüm ifadeleri, epikriz raporlarını adli tıp 1. ihtisas kuruluna yolladı. adli tatil girdi araya bir gideyim de duruma bakayım dedim. bu arada avukatımla da süreci takip ediyoruz. derken savcının tekrar değiştiğini öğrendim dosyam artık 3. savcıdaydı. "fetö, allah seni kahretsin pis herif" diyerek yeni savcıyla görüşmeye gittim.

    bekleme süreci başladı. 2018 nisan ayında adli tıptan yazı geldi, o sırada müdahale eden hemşirelerin ifadeleri ve ekg raporlarını istediler. ekg çekilmemiştir diye bilgi yazısını ve epikriz raporunu gönderen hastane nisan ayından bu yana hemşirelerin ifadelerini göndermedi. e malum araya adli tatil de giriyor. bu arada ben de boş durmadım hekimi araştırdım. yurtdışında kırgızistan’da tıp eğitimini tamamlamış. olabilir tıp her yerde tıptır diye kendimi avuturken kan bağından çok yakın birinin, bir partinin sözü geçen adamlarından biri olduğunu öğrendim. ayrıca pratisyen hekimliği bırakıp yaşadığım yerde aile hekimi olmuş resmen ödül gibi.

    ben bu davayı haklı olduğum halde kazanamayacağım bunu biliyorum. her gün adalet beklemekten yoruldum, yıldım ama mücadelemi bırakmayacağım. dosyam halen bekleme aşamasında, iddianame aşamasına gelmedi bile. belki de adli tatilden sonra başka savcıya geçer. takipsizlik verilirse diğer kardeşlerim ve babam tekrar sırayla açarlar davayı. işin sonunda avrupa insan hakları mahkemesi’ne de giderim. şu an yaşadığım tek şey acı ve öfke. o hastaneye birkaç kere daha gittim ziyaretçi olarak. o hekimle çok denk geldik ama ne bir söz söyledim ne de şiddet gösterdim sadece bekliyorum umarım hak yerini bulur. gelişmeleri ve açılırsa dava sonucunu editleyeceğim. yok takipsizlik verilirse tüm rapor ve belgeleri de edit gireceğim.
  • yürek burkan bir başka hastane mağduriyeti..

    annenize allah’tan rahmet, size de bu meşakkatli yolda bol sabır diliyorum..
  • allah sabırlar versin. kıymetli anneciğinizin de mekanı cennet olsun inşallah.
    olaya gelince yorum yapmak çok isterdim; ama maalesef neresinden tutsanız elinizde kalıyor.

    öyle bir ülkede yaşıyoruz ki hak yok, adalet yok, hukuk yok, eğitim yok, işini onuruyla yapan yok, liyakat yok. bu kadar şeye yok diyoruz ama bu yok dediğiniz şeylerin bedelini de maalesef canıyla ödeyenler var.

    yazık.
  • öncelikle yattığı yerde huzur içinde uyusun... kalanlara sabır hukuk mücadelesinde ise şans diliyorum..
    evet doktorlar hemşireler çok yoğun çalışıyorlar. evet 800 hastaya bakmasa daha verimli olabilirler.

    keşke o 800 hasta, dükkana gelen müşteri gözüyle baktıklarının birer "insan" olduğunun farkında davranabilseler. dışarıda onları bekleyenlerin olduğunun bilincinde, vicdanında olabilseler.

    duygusal bağ kurmalarını değil, onlara güvenenlere saygı duymalarını istiyorum sadece. o zaman kayıplarımız en aza inecektir.

    bugün işe alacağınız bir inşaat işçisinin bile özgeçmiş bilgisine kolayca ulaşabiliyorken, canımızı emanet ettiğimiz doktorların hiç bir bilgisine -özel hastaneler hariç- ulaşamıyoruz. insan bu kadar ucuz işte bu ülkede.
  • doktorun malum partiyle ilişkisi olan yakını kısmını okuyana kadar umutla entry girmeyi beklerken içime birden karamsarlık çöktü.

    ancak yine de umutların kaybolmaması ve mücadelenin sonuna kadar devam edilmesi için destek olunması gereken hukuk mücadelesidir.

    anneye allah’tan rahmet dilerim.
  • ne kadar küfretsek az olacak bir umursamazlığa karşı yapılan mücadeledir.

    artık bu ülkede malum partinin yandaşlarının işlediği hiçbir suçuna ceza verilmeyeceğine inansam da, belki bir gün devran dönerse hepsi en ağır şekilde cezalandırılırlar...
  • gercekten okumaya kalbim dayanmadi. allah sizlere sabir versin. annenizin mekani cennet olsun.
  • allahıma büyük konuşmıyayım ama eğer anlatıldığı gibiyse herhalde uzunca bir müddet o karlı toprağın altına girmek isteyecek doktor bozuntusu olurdu kendileri. anne kaybı siyasi parti yakınını dinler mi ulan ? belki erken ekg çekilse ve erken tedavi işte belki belki belki. ne kadar acı bir kelime. arkadaşımıza yangını geçmeyecek belki ama asla ve asla haklı mücadelesinden vazgeçmemesini öneriyorum.
  • soran olursa, dünya devletiyiz, tıpta bir numarayız dersin, kim nerden bilecek. bu durum yine göstermiş oluyor ki ülkede insan hayatı çok ucuz. resmen dram yaşanıyor. göz göre göre bir hayatı yok etmek, başka bir hayatı yıkıp, darmadağın hale getirmek ne kadar da kolaymış. ihmaller ve ihtimaller üzerine kurulan bir sistemde ne hak vardır ne hukuk vardır ne de adalet vardır. duyguların işlevini yitirdiği bir devlette kendi vatandaşını sayıdan ibaret görmek bilmiyorum ki kaçıncı seviye bir vicdansızlıktır. anneni, babanı genç yaşta toprağa veriyorsun, derdini ne dinleyen bir insan var, yol gösteren ne de bir makam.

    ne ölebiliyorsun ne de yaşayabiliyorsun, sürünüyorsun sadece!
  • yazdıklarınızı okurken empati yapmamak mümkün değil,çok güçlüsünüz hep öyle kalın.süreci bizede bildirin ve asla bırakmayın vicdan sahibi birileri çıkacak inanıyorum.annelerin mekânı cennettir eminim nurlar içinde uyusun.çok ama çok üzgünüm şu an