şükela:  tümü | bugün
  • son yıllarda izlediğim en iyi türk filmi.

    paraya, zamana, emeğe değer.

    müzikleri bir harika, senaryo güzel, oyunculuklar gayet iyi.

    meryem uzerli çiçek gibi.

    ozan güven muhteşem.

    ekibe teşekkür ederim böyle güzel bir film yaptıkları için.
  • bora akkaş ve ozan güven performansları, flashback sahneleri ve eğlence sahnesi dışında çok matah değil, kötü de değil. ama son 10 yılın en iyi türk filmi diyenler sadece bu sene vizyona giren sarmaşık ve abluka'yı izlememiştir, ona eminim.

    --- spoiler ---

    şimdi ne olursa olsun final sahnesinde borislav ve salih'in tavırları acayip orantısız filmin işleyişiyle. son sahnede borislav'a "bunların hepsini öldürmeliydik" "biz onları öldürmesek, onlar bizi öldürecekti" dedirtmek 10 kişilik bir senaryo takımına yakışmadı, çünkü düğüm noktasında bunu söyleyebilecek karakter yaratılmadı.

    yani orada koptum ben.
    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    nerma: söyle ben kimim?
    salih: bilmiyorum
    nerma: peki sen kimsin?
    salih: ben annemin yarasıyım...
    --- spoiler ---

    ilk defa tek başıma sinemaya gitmek istedim. ne fragmanını izledim ne de hakkında bir şey okudum, konusunu bile bilmeden bu filmi izledim... iyi ki yalnız gitmişim zaten ağlak bi günümde baştan sona ağladım, yalnız gitmesem asla ağlayamazdım, yanımda yalnız gelenler de ağlıyordu, yalnız yalnız ağladık hep beraber.

    ben annemin yarası diye gittim ama babamın yarasını da buldum, izleyip beğenmeyenler, çok da matah bulmayanlar olacaktır mutlaka. herkesin yarası ayrı bi yerde, oraya dokunan filmi de baş ucuna koymaya hazır olur. ben de kendimi annesinin yarası gibi hisseden birisi olarak çok içime işledi. daha güzel olabilir miydi? dünyadaki her şey daha güzel olabilirdi, ben bu yazıyı daha iyi yazı yazabilirdim, sen daha akıllı olabilirdin, beriki daha güzel olabilirdi, bu film de daha iyi olabilirdi ama bence yeterince iyiydi...
  • bir otobüs yolculuğu esnasında izlediğim ve genel olarak beğendiğim filmdir. lakin filmin başrolü olmasına ve iyi bir performans sergilemesine rağmen bora akkaş’ın adı geri planda bırakılmış. yahu adamı filmin afişine bile koymamışlar.

    bunun dışında belçim bilgin’e bir sorum var:

    neden sinema?
  • silsile gibi son dönemlerin en iyi yerli filmlerinden birine sahip olan, son günlerde de geçen yaz adlı çerezlik bir yaz filmine imza atan ozan açıktan'ın yazıp yönettiği, tuhaf ve çarpık mesajlarıyla şaşırtan bir film.

    avrupa'nın orta yerinde 1992-95 yılları arasında sırplar tarafından bosnalı müslümanlara yönelik yapılan etnik temizlik sırasında asker ve paramiliter güçler tarafından sistemli tecavüze uğrayan, kürtaj yaptıramasınlar diye tecavüz kamplarına kapatılan on binlerce müslüman kadın ve kızın yaşadıklarını konu olarak seçen film, meseleye dair tuhaf ve şaşırtıcı bir yaklaşıma sahip.

    o dönemde günlerce tecavüze uğrayan annesi tarafından yetimhaneye bırakılan salih 18 yaşına geldiğinde geçmişinin peşine düşer. önce annesini bulur sonra da annesine günlerce tecavüz eden birliğin komutanı olan borislav'ı.

    buraya kadar olan bölümde sorun yok. tuhaflık tecavüzcüyü tanıyınca başlıyor. film bu noktada meseleyi tarafsız gözle ele almayı, mağdura ve zalime eşit mesafeden bakmayı tercih ediyor.

    --spoiler--
    karşımıza, mahallesindeki müslüman komşu kızlarına arkadaşlarıyla birlikte günlerce sistemli tecavüz uygulayan bir alçak yerine mükemmel bir eş, harika bir arkadaş, sevgi dolu bir insan çıkıyor. çocuk özlemiyle yanıp tutuşan tecavüzcümüz
    o kadar örnek bir karakter ki hiç düşünmeden yangının içine dalıp canı pahasına bir çocuğun hayatını kurtarabiliyor. ortadoğu ve balkanların en ideal şahsiyeti gibi sunuluyor film boyunca.

    oysa finalde görüyoruz ki tecavüzcümüz hiç de yaptıklarından dolayı acı çeken, nedamet getirip iyi bir insan olmaya karar veren biri değil. keza adamın son sözlerinden tüm müslümanları katletmedikleri için hayıflanan bir zihniyete sahip olduğunu görüyoruz.

    filmin insanlık suçu işlemiş bir caniyi allayıp pullaması yetmiyormuş gibi bir de finali
    ''mutlu bir geleceği,
    mutsuz bir geçmişe
    kurban etmeyecek tüm çocuklara...''
    gibi bir önermeyle bitirmesi üstüne tuz biber oluyor.

    yani yönetmen şunu demiş oluyor zannımca:
    çocuk geçmişi hiç kurcalamamalıydı. kimsenin huzuru kaçmamalıydı. annesi ağır ilaçlar kullanarak bir çocuk saflığında yaşamına yaşıyormuş gibi devam etmeli, tecavüzcümüz de kurduğu rüya gibi çiftliğinde, sıcacık yuvasında iyilik perisi karısıyla mutlu mesut yaşamını sürdürmeliydi. yaşananlar geride kalmışken sırası mıydı şimdi eski defterleri karıştırmanın. hem on binlerce kadın toplu tecavüzlere uğramış, on binlerce piç doğurmuş, doğan çocuklar fahişe yapılmışsa ne olmuş sanki. olan olmuş. bak melek gibi bir adam haline gelmiş zaten vs vs...
  • aklıma babaannem geldi izlerken. sırpların yaptığı zulüm yüzünden öksüz ve yetim yaşamış kadın. o da izleseydi hüngür hüngür ağlardı herhalde. içim burkuldu düşününce.

    müzikleri enfesti, bütün oyuncular bir dev gibi oynamışlar çok beğendim. finali desen zaten çarpılırsın. hele o son mesaj...

    --- spoiler ---

    mutsuz bir geçmiş için mutlu bir gelecekten vazgeçmeyen tüm çocuklara selam olsun...
    --- spoiler ---
  • okan yalabik'in abartsiz, sade ve etkileyici aktorlugu, bora akkas'in kendini ispatladigi oyuncumugu , ozan guven'in yarattigi karakterle bu denli butunlesmesi ve meryem uzerli'nin tatliligi ile gercekten de cok guzel bir filmdi. belcim erdogan' da kesinlikle kotu degildi, kusur bulmak isteyen illa ki bulur ama son zamanlarin en basarili filmiydi.
  • iğrenç bir önermesi olan film:
    mutlu bir geleceği mutsuz bir geçmişe kurban etme...

    geçmişte kadınlarınıza tecavüz etmişler, erkeklerinizi öldürmüşler, sakat bırakmışlar sanane...sırp askerleri küçücük kız çocuklarının vajinasını parçalamış, onlara unutulmaz yaralar açmış, travmalar yaşatmış sanane..
    sen sadece sus.
    sakın olaki yapılan zulümleri, soykırımları hatırlama, hatırlatma...
    sessiz kal.
    maymun gibi batı teknolojisine, eğlencesine, rahatlığına hayran ol, tadını çıkar... tarihmiş, kültürmüş karıştırma...unut...
    mutlu mutlu geleceğine bak!
  • türkçe bilmemesi gereken oyuncuların türkçe konuşması dışında ben beğendim. yalnız bosna savaşını bilmeyenler sinemadan çıktıktan sonra da hiçbir şey bilmeyecekler, keşke işin duygusal yanınını anlatırken biraz da savaş hakkında bilgi verselerdi.

    meryem uzerli beni kendine hayran bıraktı. the dancing bear şahane seslendirilmişti. oyunculuğuna diyecek laf yok da o nasıl güzel fiziktir öyle. kilolu sınıfına girmeden dolgun hatlara sahip kadın artist pek yok artık.

    ve fakat, bir kolpaçino gibi leş bir film kadar izleyicisi olamayacak maalesef.
  • belçim bilgin yerine ayça bingöl olsaymış çok daha iyi olurmuş.

    güzel film.
hesabın var mı? giriş yap