şükela:  tümü | bugün
  • gurbetten donuste yapar. sevdigim ne varsa hazirlar. sonra gece 4'te bana isitir ben de biraz yedikten sonra uyurum. (bkz: fatih ekspresi)
  • değeri kaybedilince anlaşılan şeylerden biri
  • içli köfte yumyumyummmm....
  • bana kendimi yeteneksiz hissettiren ve $ehir dı$ındayken çok özledigim dünya harikaları.
  • 7 ya$imdan beri yiyemedigim ve bir daha da asla yiyemeyecegim,kendi elleriyle bana yedirdigi kokularindan hatirladigim kadariyla guzel olan yemekler.
  • kişinin kilosuna düşmandır annenin güzel yemekleri. halbuki ara sıra pilavın dibini tuttursa, taze fasulyeye fazladan yağ koysa ne güzel olur!
    anne önde çorba gelen, ardından sıcak yemek ve pilav gelen; ortada salatası bulunan güzel bir yemek hazırlamış. tam tıka basa doydum, her gün böyle yersem kesin kilo alırım demişken tezgahın kenarındaki tatlıyı işaret ederek "getir şunu da sofraya. bakın bakalım nasıl olmuş" diyor. arkadaşından tarif almış belli, yeni bir şey denemiş. güzel de olmuş, yedikçe yiyesi geliyor insanın. zaten yemekle şişirilmiş midenin üstüne bir de tatlı indiriliyor. acı gerçekle basküle çıkıldığında yüzleşiliyor sonra.
  • kötüsü olmayan yemekler.

    önüne domates bile dilimlese daha güzel olur kendi yaptigindan.
  • o kadar güzel olurlar ki olur da dünya'ya göktaşı çarpacak olsun diyelim, sırf bu yemeklerin hatrına uzaya zıplar taşa tekme atabilirsiniz o kadar yani..
  • dünyadan habersiz bir çocukken ağız burun kıvrılan,
    büyümeye başlayınca, ayıp olmasın diye sevilmese de katlanılan,
    ilk gençlik zamanlarında kıymeti yavaş yavaş anlaşılan,
    yetişkinlikte müptelası olunan, siparişle yaptırılan,
    sonra bir gün aranıp bulunamayan, bulunamayınca iç sızlatan yemeklerdir bunlar.
    insan düşünmüyor tabi, çatalının ucuyla tabağın kenarına ittiği o enginarın, hayatında iz bırakacağını.