şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: #8576522)
  • hele bir de tek çocuksaniz, tek başınizaysaniz yüklenmesi ve kaldırması çok daha ağır gelen zor durumdur. durumun zorluğundan bahsetmiyorum, o her şeye katlanmaya değerdir annedir..ben annemin her şeyiyim, annem,benim her şeyim.. vakit akmaz, insanlar yaşamaz sanki. herkes bir şeyler konuşur ama sadece gürültüdür duyduğun..akıl hep annededir..

    böbrekleri iflas etmiş durumda, yoğun bakımda yatan bir annem var ve durum hiç acıcı değil. diyorsun yeryüzünün en büyük acısı bu olmalı diye...sonra aklına geliyor ya ölürse diye..ölmese bile günde 2 dakika görebiliyorsun o hayat boyu senin ellerinden tutan, her zaman yanında sıcaklığını hissedebilecegin yeryüzünün en mükemmel varlığını, tepkisiz hareketsiz yatarken...seni görünce parlayan gözlerle gülümseyen yanaklar sanki yoklar..7 kat kilitlenmiş gibi kapalılar..

    hayat asla devam ermeyecekmiş gibi geliyor ve her şey o kadar boktan ki bir yanda ölmemesi için dua ederken diğer yandan çektiği acıları hatırlayıp bencilce hareket ettiğini düşünüyor insan..yeter ki daha fazla acı çekmesin o..çekeceği kadarını çekti ki..keşke üstlenebilme şansım olsa da annemin acılarının yarısını ben alabilsem..hatta hepsini..

    meleğim o benim, en mutlu günümde de en acı günümde de yanımdaydı..şimdi onun yanımda olmayacak olması en acı günüm olacak ve buna dayanamayacağımi biliyorum..bu ihtimal beni delirtiyor..

    eninde sonunda olacaktı bu biliyorum ama olmasa olmaz mı ya?

    2 saat sonra yoğun bakımda ellerini tutacağım belki de son kez öpeceğim melek kokulu annemi.

    allahım nasıl katlanılır bu acı, yoğun bakıma giderken üzerinde bulunan kıyafetleri çöp poşetinde verdiler...çöp poşeti ne lan şerefsizler, dünyanın en iyi sarıp sarmalanmasi korunması gereken eşyaları onlar diyorsun..ama içinden diyorsun sadece..sonra yapabildigin tek şey eve götürdüğün hırkasını annem diye koklayarak ağlamak.gözyaşlarını annenin kokusuna katmak..
  • 9.04.2018.
    “yapabileceğimiz bir şey kalmadı, son zamanlarını evinde geçirsin.”

    bir saat önce duydum bu cümleyi. tahmin ediyordum ama konduramıyordum bunu anneme.
    umudum vardı, “bu kadar güçlü kadını yıkamaz bu hastalık” diyordum hep.

    şimdiyse parçalanmak üzereyim. aklım almıyor ki benim hala.