şükela:  tümü | bugün
  • türk futbolunun gelisememesinde büyük etkisi olan bi durumdur.bu anne cagirmalari yüzünden türk futbolu böyle bireysel,böyle totaliterlikten,takim oyunu olmaktan uzaktir.cünkü ne zaman bi mahalle maci oynansa arkadaslardan birinin annesi yemege cagirir.ya cagrilan topun sahibidir ve pintidir,topu alir gider mac komple kesilir;ya da kaleci veya diger oyunculardan biridir,gidince adam eksikliginden dengeler bozulur.iyi oynayanlardan biri eksik tarafa verilir bi kötü oyuncu alinir falan.nihayetinde bi türlü kadro oturmaz,ersun yanal gibi sürekli oyuncularla ve pozisyonlariyla oynamak zorunda kalirs...

    ya tamam anne yaaa!!!sen koy sofraya geliyorum ben

    neyse iste türk futbolu böyle ilerlemez arkadaslar.ben kactim...
  • bir de bunun baba versiyonu olan hede.
    -oğlum sofraya gelsene...
    +...tıkır tıkır (klavye sesleri)
    -gel ulan yemeğini koyduk/çayın soğuyor!
    +geldim!
  • ak$am ezanın okunduğunun kanıtıdır.
  • kan-ter içinde ama saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan sokaklarda oynarken "gizli eve dönüş limiti belirleyicisi" akşam ezanından önce annenin balkon ya da cama çıkarak,derhal eve koşup sofraya oturmasını istediği şahsın adını seslenmesi ve genellikle istediği sonucu alamayıp "baba" kozunu oynaması ile sonuçlanan durum.
  • cocugun verdigi veya vermedigi tepkilere gore degisik sekillerde olabiliyor.

    ornegin cocuk, o esnada odasinda yuksek sesle muzik dinliyorsa ve mutfak da odayla yan yana ise duvara vurma yontemi ise yarayabiliyor. cocuk, sesi farkedince alt komsunun falan vurdugunu zannederek sesi bir an icin de olsa kisiyor ve anne firsattan yararlanip "yemeeeek!" sedasiyla islemi bitiriyor, yemekler sogumadan cocuk masaya yetisiveriyor.

    bir de, cocugun annesinin cagrisini duydugu ve fakat o anda ilgilendigi seyden vazgecmemek suretiyle cagriyi ertelemeye calismasi durumu mevcut. ornegin cocuk, "geliyoruuum" cevabiyla birkac dakika kazanmak isteyebilir. bu durumda annelere onerim "tabaga koydum, yemegin soguyor" gibi etkisiz uyarilar yerine, "sen gelme bak yemegin sana geliyor" diyerekten eline tabagi alip cocugun yanina gitmek ve yemegi kasik kasik cocugun yuzune dogru firlatmaktir. en azindan, agiz bolgesi civarina isabet ettirilen yemek parcaciklarini sogumadan yiyebilecektir cocuk..
  • hazır yemeğe burun kıvrıldığı günlerin anısıdır. be salak, hazır yemek gelmiş gidip yesene, yok, kadın binbir iş arasında sana (ve tüm aile fertlerine) yemek yapmış işte, az bişey oyundan feragat edip ye bitir yemeğini, sonra yine oyununa döneceksin, yok. çocuksun ya, hayat çok uzun ve hep böyle sürecek sanıyorsun ya, bin naz edilir gitmemek için.

    sonra sonra anlarsın kadıncağızın kadrini kıymetini.
  • - kara dantel örücü örümcekleri bilir misin züleyha...

    ne zaman çocuğunu sofraya çağıran bi anne görsem ağı titreştirerek çocuklarını yemeğe çağıran bu örümcek annesi aklıma geliyor. amaurobius ferox adı. yamyamlık birçok hayvan türünde var. dövüşür rakibini indirirsin, kaynak azdır, boşa gitmesin diye yersin falan ok. ama örümcekgillerdeki yamyamlık çok daha sofistike, nakış gibi işlenmiş, üstünde düşünülmüş, mühendisliği yapılmış bi yamyamlık böyle, çok acayip. bu dantel örümceği de matriphagy denen bi yamyamlık türünden muzdarip.

    anne örümcek yavruluyor. mini mini noktacık kadar beyaz sübyanlar, kibirik kubarak analarının üstünde başında geziniyorlar. anne bunları beslemek için yumurta keselerini kullanıyor ilk başta. zibidiler lüp lüp yok ediyor hemen. tekrar tekrar derken keseler bitiyor. ana kara kara düşünüyor, neyle besleyecek. dünyadan haberi yok hem biçarelerin daha, nasıl yiyecek bulacaklar, nasıl hayatta kalacaklar, nasıl örümcek olacaklar... avlanmayı öğretmesi gerek, yedirip besleyip güçlendirmesi gerek.

    bi taşla iki kuş vurarak intihar ediyor o da. ağa yakalanmış bi av taklidi yapıyor ağın üstünde gezinip titreştirerek. bebelerin kodlarındaki pasif haldeki iç güdüleri tetikliyor bu titreşim, "yemek hazııır" sinyali gibi. uu beybi tuhaf bi hareketlenme oldu bende diyerek ağın ortasına toplaşıyor bebeler. üzerlerine çıkıp bastırarak hepten çileden çıkarıyor, avcılık güdülerinin son kilidini de açıyor anne. yimeeek diyerek gözleri dönüyor sabilerin, hayatta kalabilecek bi örümceğin tereddütsüzlüğüyle avın üstüne çullanıp ısırmaya başlıyorlar. anne ise bebeleri mini mini zehirlerini ona zerk edip onu içilebilecek bi çorba kıvamına getirirken kaçmıyor, kıpraşmıyor, sekiz gözünü huzurla kapayıp bedenini yavrularına teslim ediyor. bu yemek onları bayağı idare edip güçlendirecek, avcılık güdüleri keskinleşerek yetişkin bi örümcek olarak savaşabilecekler artık.

    bi yanım lirik lirik bu çileli anaya ağıt yakarken bi yanım da "yea bi sinek yakalayıp onla öğretse ya ne drama queenlik yapıyo" diyor ama sıs len olmuyo demek ki diye susturuyorum. türün devamı için hayatta kalma güdüsünün dolaysız şekilde bastırılabildiği çok acayip bi örnek bu. ürpertiyle şaşkınlığı, dehşetle hayranlığı aynı anda veriyor.

    velhasıl, anneniz yemeğe çağırınca "yhaa yine mi ıspanak hoff" diye trip atarken tabağa kendisini koyan kara dantel örücü örümcekleri hatırlayın ve bi memeli olmanın kıymetini bilin.