şükela:  tümü | bugün
  • kafanızı kaldırdığınızda uyuduğunu görüp 'haydaaa!' deyip dumura uğrayabileceginiz hadisedir. bir de "lan anneee dinlemiyon he" deyince uyanıp şaşkın şaşkın "he!? hö!? dinliyom annem... evet.. yalnızlık.." gibisine konuyu devam ettirişi vardır ki oraya hiç girmiyorum.

    dedemin babası ben 10-12 yaşlarımdayken sağdı. rahmetli dedem(dedemin babası)
    ıhlamur toplayıp kendi çabalarıyla paketler, satardı. kapının dibinde ıhlamur paketlerken sürekli konuşurdu. kafasını hiç kaldırmazdı. öyle anlatırdı. ve sanki konunun en hararetli yerindeymiş gibi anlatırdı hep olan biteni. bunu "yani, diyeceğim o ki, ondan sonra işte, velhasıl, derken..., eeee işte öyle" gibi kelimelerle cümleleri birbirine büyük bir iştahla bağlamasından anlayabilirdiniz. o esnada içeride sobanın 'çıt çıt'ları ve kısık televizyon sesi bizlere eşlik ederdi. kimse koca dedemi dinlemezdi. dedem olduğu yerde uyuklar. dayım televizyon izlerdi. anneannem fasulye ayıklama işlemine devam ederdi. bir ara koca dedem kafasını kaldırıp vaziyeti görünce "heey işte.... boşuna konuşmuşuz. ama siz dinleseniz de dinlemeseniz de ben anlatcem bunları. akranlarım kalmadı benim... benim bunları anlatmam lazım..." derdi..

    heh işte. bu, anneye bir şeyler anlatmak karşısında verilen efsane tepkiler de "ulan yaşlanıyor muyuz ne?" hissi yaşatır insana. en azından kendi annem için durum böyle. bizimkini de uyuttum şimdi. o değil de bir insan yemek yerken nasıl uyuyabilir ya?

    bir de... ulan ben cümleye ne zaman 'bi gün hiç unutmam....' gibisinden başlasam insanlar dinlemeyi bırakıyo. sıkıntı bende de olabilir. emin olamadım şimdi.

    lakin annemin uyuması beni hayli incitti.
  • bizler küçükken sıfır km beynimize bir şeylerin girmesi için bıkmadan, usanmadan ve sevgiyle defalarca aynı şeyi anlatan canım annelerimiz. hepinizi çok seviyorum. anlatın, bıkmayın usanmayın; gerçek bir aşk diyaloğunun olduğu tek ilişkidir.

    bu da tüm analara, onları seven tüm evlatlarından gelsin.

    arpa tanesine, çavdar tanesine, buğday tanesine bin kere baktım.
    bin buğday tanesi geçti önümden.
    odun topladım, tezek topladım tarlalardan.
    bir muhtar çakmağına bin kere baktım.
    bin ışık sepeti doldurdum.
    bin çağla topladım bahçelerden.
    bin kere sevildim, bin kere ağladım, üzüldüm ama bir kere aşık oldum:
    anama..