şükela:  tümü | bugün
  • içinde bulunduğum durum.
  • anne; kişinin istediği zaman kopabileceği sıradan bir kişilik değildir. uzaklaşırsın yapamazsın yakın olursun yapamazsın. sağlıksız bağlanma(bkz: bağlanma kuramı)dan başlamak suretiyle; sağlıksız iletişim ve sağlıksız etkileşimler sonucu anneyi sevmeme duygusunun uyanması olağan. bu durumların üzücü sonundan kaçınmak için ilişkiyi düzeltmelisin. yoksa gestalt terapide boş sandalyeye başvurulur n'apalım. ama en etkilisi dolu sandalyedir kanaatimce. yani al karşına konuş içinde ne varsa söyle.

    edit: (bkz: #68583840)
    haklıdır :) yaşamadığım bir şey hakkında "anneden uzak kalmış" kişiyi değil de "anneyle çatışma yaşamış" kişiyi düşünerek yazdım. eksik bilgi için affoluna.
  • travmatik bir olay neticesinde oluştuğunu düşündüğüm durum.

    kendimde hiç gözlemlemedim. geçmişte birkaç kez nefret ettiğim olmuştur, ancak en uzunu 1 veya bilemediniz 2 gün sürmüştür.

    özellikle son yıllarda, hiç istemesek de bir gün ayrılmak zorunda kalacağımızın farkına daha da vardığım için her fırsatta mıncıklarım, sarılırım, koklarım, gözlerinin içine bakarım.

    boşanma ile neticelenen iki evlilikten sonra kendimi ona adadım. 40 yıl kahrımı çekti. son yıllarını güven içinde, geleceği için kaygı duymadan, her koşulda yanında olacağımı bilerek geçirmesini istiyorum.

    çok severim kendisini. o da beni çok sever. hayatta beni koşulsuz seven yegane kişidir.
  • yazarın yaşamadığı, yabancı duygular olması nedeni ile "anne; kişinin istediği zaman kopabileceği sıradan bir kişilik değildir. uzaklaşırsın yapamazsın yakın olursun yapamazsın." talihsiz açıklamayı yaptığı durumdur.

    her doğuran anne değildir. anne veya baba emek veren, koruyan, sevgisini v.b. veren kişidir. bunları yaşamamış insanlar ne olursa olsun annen gibi cümleleri kurabiliyor..

    küçükken bırakıp gitmiş ve bir daha oğlunu hiç aramamış bir anne düşünün. maddi durumu iyi her şey yolunda...

    ben o anneden (anne demeye dahi dilim varmıyor) uzaklaşırım, onsuzda yaparım. 40 yaşındayım 33 yılı onsuz geçirdim bundan sonra da geçiririm.

    ben oğlumun kokusuna aşığım. onsuz bir hayat düşünemiyorum ve istemiyorum. en büyük korkum ona karşı bir şeyleri eksik yapar mıyım?

    bu yüzden her anne sevilmeyi hak etmeyebilir.
  • çok ilginç, bazen haklı bazen haksız olabilecek duygu. başta özellikle de annenizi seven biriyseniz anlam veremezsiniz bu duyguya ama diyelim ki bir anne kızını ticari bir mal gibi erkeklere pazarladı, itti, kaktı. kızının annesini bırakın sevmemesini, nefret etmesi kadar olağan bir duygu olabilir mi?

    bir de vicdan sızlatan halim olamadığın bir sevmeme şeklidir. aslında sevmemek değil sevememek, anneyle bir ortak noktanız kalmaması. özellikle de düşünün gıcık olduğunuz, nefret ettiğiniz bütün özellikler sizin annenizde toplanmış. ama sizi sevdiğini söylüyor. işte o zaman annenizi sevmezsiniz değil, sevemezsiniz. bu da vicdan azabı yaşatır. sevmeye çalışırsınız ama düşünün azizim, siz sosyeteye karışmışsınız, anneniz köylü. kesinlikle küçümsemekten,kibirden bahsetmiyorum. anlayan zaten anlar.
  • öncelikle içinde bulunmaktan utanç duyduğum bir 'sevmemek' değil 'sevememek' durumu.

    belki toplum tarafından dayatılan 'anneyi sevme zorunluluğu'nun etkisiyle, belki de gerçek bir annenin özlemi ve gelecekte herşeyin değişecebileceği beklentisi ile ifade etmekten hep kaçındığım, ama ilginçtir, her hissettiğimde gözlerimi delicesine doldurmasına, bir yanımda kocaman bir boşluk oluşturmasına rağmen yine de beni anne olma hevesinden alıkoyamamiş bir gerçek.

    zaten halihazırda üç tane çocuğu bulunan bir kadına türlü dini-psikolojik baskılarla, sırf günaha girmemek adına bir çocuk daha doğurtturmak...

    düşünüyorum, acaba kaç kadın sıra sıra dizilmiş kavonozlardaki fetüslere bakarak, sırf bir günaha ortak olmamak için annelik yapamayacağı bir çocuğu dünyaya getirmiştir? kaç bebek beşiğinde unutulmuştur mesela bir yığın ceket altında ? kaç çocuk sevgisiz, özensiz bir yığın yarayla, hep eksik, hep uzakta büyümüştür? acaba böyle kaç anne çocuğunu hep bir yerlere göndererek, evden uzakta, başkalarına emanet ederek büyütmüştür?

    9 ay karnında taşıyan fedakar anne... taşımak ve dünyaya getirmek bile kutsal olmaya yetiyor, cenneti bir anda ayaklarının altına seriyor ve beni bir ömür borçlu kılıyor değil mi?
  • anneniz her fırsatta, her ortamda, gördüğü her insana sizi istemeden doğurduğunu söyleseydi, küçüklükten bu yana yaptığınız her yaramazlıkta ''orospu!sütüm sana haram olsun!'' diye beddua ettiği halde 30 yaşınızdan sonra abinizden annenizin sizi hiçbir zaman emzirmediğini, emzirmek istemediğini, hazır mamalarla büyüdüğünüzü öğrenseydiniz, siz henüz 17 yaşında iken erkek arkadaşnız olduğunu öğrendiğinde sizi bekaret testine götürmek için zorlasaydı, 30 yaşınıza geldiğiniz halde geri bakıp düşündüğünüzde onunla ilgili hiç güzel anınızın olmadığını farketseydiniz, saçınızı bir defa bile okşamasaydı, bir defa bile ''kızım!'' diyerek sizi bağrına basmasaydı...

    yine de onu herşeye rağmen, sırf sizi 9 ay karnında taşıdı diye sever miydiniz?

    ben sevmiyorum.
  • insanlar şunu göremiyor bence en önemli sorunda o: kötü insanlarvar. yani o kötü insanlardan bazıları sizin annenin ve ya babanız olabilir. insana tokat gibi çarpan bir gerçek ama gerçek işte. acı.
  • hayatımı baltalayan bi kadını nasıl sevebilirim ki
  • hastasınız siz yemin ediyorum(!) kürekle ağzınıza ağzınıza vurup sonra sapını kıçınıza sokasım var.