şükela:  tümü | bugün
  • anne kişisiyle her konuda sürekli olarak tartışmanın ve bunu hemen hemen her gün tekrarlamanın sonucunda oluşan durum. bide aynı evde yaşanıyorsa, insanın hayatını gereğinden fazla zorlaştıran hatta cehenneme çeviren çok ciddi bir sorun. gerçekten çözmek istenir . uğraşılır, kafa yorulur, karşılıklı hatalar aranır ama bir türlü bulunamaz o lanet çözüm yolu. yıllar geçer. iki taraf da yaşlanır. gereken olgunluğa erişilir ama yine de olmaz. yine kavga edilir, sinirler gerilir, moraller bozulur. evden çıkıp gitmek istenir her defasında ama nereye gidilecektir. daha okul bitmemiş ev sahibi olunmamıştır. bir nevi muhtaç olma durumu söz konusudur ki bu daha çok moral bozar. uzun uzun düşünülür niye böyle oluyor diye ama düşündükçe herşey daha da mantıksız gelir insana. kavga edilen konular birbirinden saçmadır çünkü. hayata bakışınız amaçlarınız zevkleriniz herşeyiniz birbirinin tam zıttıdır ve tek eksik saygıdır. bir süre saygı duyulmaya çalışılır ve gerçekten başarılır ama yine yeterli olmaz.bir süre sonra kaldığınız yerden aynen devam edersiniz .tahammül kotası çoktan tüketilmiştir. dinleme yetisini kaybeden taraf bıkmadan usanmadan her dakika çemkirecek yeni birşeyler bulur. adeta bir sporcu gibi zeki, çevik ve atılgandır. niye olmuyor bilmiyorum. tanımlayamadığım bir şey var. elektrik mi her ne boksa bir türlü tutmuyor. kendisini gerçekten seviyorum ama işte... belki çocukluk dönemiyle ilgili, belki yetiştirilme tarzıyla ama her neyse bana çok zarar veriyor. çok çetrefilli bir yol bu ana babayla anlaşma işi.
  • benim anlayamadigim bir iletisim sorunu. insanin en dogal, en kosulsuz, en icten sevgisi anne sevgisidir diye bilirim ben. benim hayatimda bu boyledir. ben de arada didisirim annemle, cok buyuk, cok yipratici kavgalar ettigimiz de oldu, ama anne dedigin bir sekilde cocuguyla anlasir arkadas. evlat dedigin de bir sekilde orta yolu bulur. eninde sonunda.
    ha yok orta yol bulunamiyorsa, ya da cocuk saygi duy(a)miyorsa da; sorun annededir diye düşünüyorum.
  • gidilecek yer, imkan veya tesadüfler silsilesi bulunduktan sonraki dönemde yavaştan pişmanlıkların yerini aldığı durumdur.

    tamamen kaybettiğinde pişmanlıklar tavan yapar. çünkü herkes seni sikmeye çalışırken, senin için kendisinden daha iyisini isteyen iki kişiden biridir o. artık yoktur.

    özet; ne anlaşması lan? anlaşman gerekmez annenle babanla. her konuda tartışıyosan sorun anlaşamamakta değil, tartışmaktadır zaten. aranda 30 yıl fark olan insanla fikirdaş olmaya çalışmak? hayat kısa
  • annenizin en yakın arkadaşınız olamayacağını anladığınız zaman ilişki daha seviyeli olabilir. birbirinizi yemekten vazgeçip her durumu kabullenirsiniz ki her iki taraf da mutlu olabilir. kalp kırmadan yaşanabilir.
  • anneliğin kutsal bir şey olmadığını, bilimsel makaleler okuyarak öğrenmek demektir
    'en yakın arkadaşım annem' diyenleri anlayamamak demektir
    zor durumda kaldığında, arayacağın insanların en sonunda bile annenin olmaması demektir çünkü bilinir ki annen sana yardımcı olmak için değil, bir tekme daha vurmak için vardır.
    anneler gününün bir ızdırap haline gelmesi demektir, çünkü adet yerini bulsun diye bir şeyler hediye etmek, en azından bir arayıp sormak icap eder ama insanın içinden hiç gelmez
    düğününe bile annesine davetiye göndermek demektir
    bu dünyada annenin seni sevmediğini kabullenmek demektir
    ve annen seni sevmiyorsa, dünyada hiç bir bok olmadığının farkına varmak demektir (anneme küstüm, tüm şehir bana küstü hesabı)

    belki de tek olumlu yanı vardır, annelik nedir bilmediğin için benim diyen kaynana senin huzurunu bozamaz. bütün musibetlerle tek başına mücadele etmeyi, aileden bir destek görmemeyi ufak yaşta öğrenmişsindir çünkü.
  • tek cumlelik ozeti,

    (bkz: germe beni)
  • sanırım normal olandır. asıl ben anneleri ile anlaşabilenleri anlamıyorum.

    eğer doğmadan önce "ayy ben bu kadını çok sevdim bunun çoçuu olarak dünyaya geliim :))" diyebildiğiniz fantastik bir evrende dünyaya gelmediyseniz, anneniz ile anlaşamamanız zaten büyük bir olasılıktır.

    rahmine rastgele düştüğünüz, aranızda en az 20-30 yaş fark olan biriyle, sırf sizi büyüttü diye yetişkin olduğunuzda hâlâ nasıl anlaşıyor olabilirsiniz? ben annemle ancak ülke değiştirdikten sonra biraz "anlaşır" oldum, ki hâlâ her üç skype görüşmesinden biri kavga ile sonuçlanabiliyor; çünkü yaşım 30'u geçmiş olmasına rağmen beni hâlâ kendisinin malı, hâlâ modifiye edebileceği bir eşya olarak görüyor ve bunu yaparken "ben senin annenim! iyiliğini düşünüyorum!" lafını ağzından düşürmüyor.

    ha bir de sırf anneye yüklenmek güzel tabii de, baba için de aynısı geçerli.
    ve tabii ki, (bkz: aile/#32246351)

    çocuğu olmayı seçmediğiniz bu insanlarla gerçekten anlaşabiliyorsanız, ne mutlu size. beşik kertmesi gibi bir olay sonuçta.
  • otuz beş senedir kavga ediyoruz. çocukluğumda başladı her şey. sürekli azarlamalar, hakaretler, yargılayıcı ve çok ağır sözler vs vs yıllarca sürdü. kaç kere evden kaçtım bilmiyorum. hatta birkaç defa canıma bile kıymak istedim annem yüzünden. hayatımda bu kadar anlayışsız, kaba, saygısız, insanı hor gören, cahil ve mutsuz bir insan tanımadım. şimdiye kadar kendisine en küçük bir kötü laf etmedim, hakaretlerine cevap vermedim hatta anlaşmak, mutlu olmak için elimden geleni sayısız kere yaptım ama olmayınca olmuyor işte. sorsan bunca senelik bu olmamışlıkta onun en küçük bir kabahati yok. o mükemmel, o anne, o saçını süpürge etti, o yemedi yedirdi..

    kaç kere söyledim, konuştum, haykırdım; biraz bana da saygı göster, ben de büyüdüm, ben de iyi kötü okudum, dünya gördüm hakaretlerinden bezdim artık biraz saygılı ve insan gibi davran diye ama... her seferinde kötü olan hep ben oluyorum...

    sanırım temelli görüşmeme kararı aldım. hayatımın otuz senesini mahvetti ve muhtemelen bundan sonraki kısmını da mahvedecek ama görüşmemek en doğrusu gibi geliyor artık.