şükela:  tümü | bugün
  • mayis haziran 2009 gibi cikmasi muhtemel yeni riverside albumunun muhtemel ismi. "simdiye kadarkilerin en enerjigi" olacak imis.
  • yapım aşamasında ne işler çevrildiği şu noktadan takip edilebiliyor fazla boş vaktiniz olduğunda, canınız sıkıldığında.

    http://www.annodominihighdefinition.com/
  • mariusz duda bir ara "70'lerin enerjisini hissettirmek istedik; rush, led zeppelin ve deep purple sound'una yakın bir şeyler ortaya çıktı" demişti albüm için. egoist hedonist'in radio edit versiyonunu (şarkının tamamının ilk iki bölümü) dinleyene kadar bu kadar ciddi olduklarını düşünmüyor ve öyle olmamalarını umuyordum; oysa şimdi, özellikle gitar tonları ve mariusz'un vokalindeki bariz değişimlere rağmen süper bir albüm kokusu alıyorum. ergo: enerjik, sert ve büyük bir değişim göstermiş riverside ürünü olarak kayıtlara geçsin lütfen.
  • hell yeah dedirten albüm. şaka lan şaka, riverside standartlarında hell yeah dedirten diyelim. bariz bir kabuk değişimi mevcut, yardıray gaz riffler var ancak gene de genel riverside atmosferi yerinde. tempo bariz biçimde artmış tabi. beni genel olarak bayan (vurmayın abi ne yapayım alla alla) riverside bu albümle sonunda beni eğlendirmeyi bildi diyeyim ben özetle. inişler-çıkışlar, arada gaz riffler, 70'lerden fırlayan klavye soloları falan, süfer albüm.
  • bir baslangic noktasi bulmakta gucluk cekiyorum ama, sanirim ilk dinledigimden sonraki hislerimin yaklasik olarak scarsicki ilk dinlememden sonra olusanlara benzeyen seyler oldugunu soyleyebilirim: "sanirim isinamayacagim ben buna".

    bu albumun; simdilerde kendi acimdan, basyapit seviyesinde gostermenin kesinlikle abarti olmayacagini dusundugum bu pain of salvation eserinden farki ise surada sanirim: bir out of myself ya da second life syndrome gibi bir basucu albumu olmayacak benim icin. lakin bunu grup coktan beridir ilan ediyor oldugundan kesinlikle bir beklememezligim ya da sikayet etme durumum soz konusu da degil, belirtmem gerek, ayrica grubun bu sularda kalici oldugunu da kestiremeyiz gorusundeyim zira. bakarsiniz mariusz ve ekibi bir sonraki albumde simdikinin tamamen ziddi istikamette durgunlasmis ve uslanmis akustik bir is cikarmaya karar verir; ya da su andaki durumlarini cok sever ve bir sure daha bu seviyede gecinirler. tamamen ileride neler hissedecekleri ile ilgili.

    kisisel kanaatlarimi bir kenara biraktigimda herkes gibi cok sevdigim riverside'in hakkini dobra dobra vermem gerektigini goruyorum: album hemen her noktasinda "simdiye kadarki en enerjik riverside albumu" soyleminin hakkini sonuna kadar veriyor. yavas yavas isindiginiz (scarsick'le ortusturmem aslinda bu sebeptendi), genel olarak icerdigi yuksek temposunun icindeki inis cikislar iceren, grudzinski cephesinde hayli yenilikler barindiran (belki biraz 'left out'u disarda birakmak gerekebilir), lapaj'in biraz daha basrollere soyundugu, ve duda'nin ise her zamanki gibi -cok iyi- oldugu album, alisageldigimiz riverside cizgisinin disina oldukca dengeli ve basarilica cikiyor.

    her ne kadar ben de coklari gibi gilmour muzigini animsatan riverside'i tercih ediyor olsam da, her albumu kendi baglaminda degerlendirmek lazim geldiginden; grubun rapid eye movement ile -sahsi gorusum- biraz olsun kaybettigi ivmeyi fazlasiyla geri kazanacagina hic suphe yok.
  • albümün en enerjik riverside albümü olacağını öğrendiğim günden dinlediğim güne kadar eyvah zıçıp batıracaklar nidalarıyla beklediğim ve biraz ümitsizliğe kapıldığım albümdü. zira riverside, müthiş gitar tonu üzerinde harika keyboard melodileri ve hüzünlü bir sesle, gizli bir öfkeye sahip bir soundu ifade ediyordu benim için. bundan dolayıdır ki rapid eye movement albümü her ne kadar çoğunluk kitle tarafından beğenilmese de benim için gayet güzel bir albümdü, hala da öyle. bu albüme gelecek olursak, beklentilerimin üzerinde bir albüm olmuş. ya ben riveside ne yapsa beğenir olmuş durumdayım -ki öyle - ya da hakikkatten ilgiyi alakayı hakeden ve riverside müziğini bir üst seviyeye çıkaran bir albümle karşı karşıyayız. albüm baştan aşağı çok güzel ancak özellikle son iki şarkı left out ve hybrid times...
    dinlemeyip merak edenlere ve dinleyipte aradığını bulamayanlara, gitar soundunun, klavyenin ve hüzün ve öfkeyi barındıran vokalin hala riverside müziğinin odak noktasında olduğunu söyleyebilirim..
  • önceki ilk üç albümünde ilk dinleyişlerimde hiçbir şekilde içine giremediğim riverside,ne yaptı ne ettiyse ilk dinleyişte adamı vurabilecek bir albüm yapmış. out of myself ve second life syndrome gibi muhteşem iki albümden sonra rapid eye movement biraz duraklamaya sebep olmuştu, konsepte bağlı kalmaları gerektiğine bağlamıştık. adamlar acısını çıkarmışlar, vokalist/bassist mariusz duda'nın dediği gibi tamamen '70ler enerjisine sahip ama riverside tavrından da hiçbir şekilde kopulmamış, direkt ama zor, teknik,kompleks ve sert bir albüm olmuş. tempo albüm boyunca pek inmiyor. oldukça progresif geçişler, piotr grudzinski'nin david gilmour tandanslı hissiyatlı soloları, şarkılarda sürekli varlığını hissettiren bas gitar ve yoğun klavye kısımları ve oldukça dinamik bateri vuruşları albümü şekillendirmiş. michal lapaj mellotron,hammond ve elektronik samplelar konusunda oldukça çeşitli davranmış. albümdeki beş şarkıda oldukça iyi ama favorilerim left out, driven to destruction ve hybrid times oldular. left out albümdeki en farklı şarkı olmakla birlikte resmen opeth kokuyor. driven to destruction'da ise özlediğimiz dream theater'dan tatlar bulmak mümkün... adamlar etkileşimleri gösterirken kopyacılığa da kaçmamışlar, bilindik riverside tadı orada kesin bir şekilde duruyor. hybrid times ve egoist hedonist, riverside'ın ilk defa bu kadar yoğun elektronikleri sert parçalara yedirdiği şarkılar ve yine hybrid times'ın sonunda piotr kozieradzki, death metal geçmişini gruba yansıtmış ve şarkıya blastbeat ekleyerek sertliğe sertlik katmış. bu senenin en iyi progressive metal albümlerinden birisi, riverside yine hayalkırıklığı yaratmadı.
  • zannederim 6-7 sene sonrasından bugüne baktıklarında riverside elemanları, "olm iyi ki yaptık bunu" diyecekler, müzik serüvenlerinde çok önemli olduğunu ifade edecekler.

    (özellikle hedonist egoist'te yakaladığım o king crimson esintisi adına, buraya daha kapsamlı bi entry gelecek. iyi iş başarmışlar gerçekten. müthiş sevindirici olan bir diğer hadise de, bir kaç gün sonra canlı izleyerek, performanslarında da bu albümün bende uyandırdığı düşüncelerin izini sürebilmek olacak.)

    hedit hödüt: "bir kaç gün sonra" mı? yarın ulan!