şükela:  tümü | bugün
  • bir toplumun normlarının etkisizleşmesin verilen ad. çöküntü, karışıklık ya da çatışma olması durumunu gösteren terim. yunan metinlerinde yasasız anlamında kullanılır.
  • (bkz: anomie)
  • (yunanca, isim) dağılma, geçiş veya hızlı değişme dönemlerinde mevcut kaide ve normların tesirini kaybetmesi, toplumu kucaklayan yeni kaide ve normların ortaya çıkmaması yüzünden meydana gelen boşluk, kaidesizlik, normsuzluk, kanunsuzluk, sosyal çözülme.
  • insanlarin hem kendine hem de cevresine karsi yapancilasmasi.
  • kuralsızlık
  • anomi durumlarında insanların liderlere olan güveni kaybolur. toplumda iyi yere gelmek için gerekli olan şeylere karşı inanç yitirilir. bir örnek vermek gerekirse; iyi bir yere gelmek için ne gereklidir? eğitim. ama şu an türkiyede insanlar, eğitimin sizi iyi bir yaşama götürmeyeceğine inanır durumdalar, genelde "okusan ne olcak, işsiz kalıcaksın" düşüncesi hakim. onun yerine çocuklarının "sanatçı", "topçu" olmasını istiyorlar. bu bir anomi belirtisidir.
  • normların geçerliliğini ve yaptırım gücünü yitirmesi, değer ve normların hiyerarşisinin bozulması ve değersel bir kargaşanın topluma egemen olması gibi durumlarda anomi, yani normsuzluk hali doğar. başka bir anlatımla, kuralları geçerliliğini yitirmiş ve herkes tarafından benimsenecek yeni kurallar yaratamamış bir toplumda, bireyleri toplumsal bütüne bağlayan bağların kopması haline anomi denir. mertona göre, toplumca tanımlanmış hedeflere ulaşmak için tanımlanmamış davranışlara başvurulmasının zorunlu olduğu durumlarda toplumsal yapı ile kültürel yapı arasında beliren uyuşmazlık, anomiye yol açmaktadır. bu olguya ilk kez dikkati çeken ve deyimi ilk kez kullanan durkheimdır. ona göre anomi, hangi normu izleyeceklerini bilemez hale gelen bireylerin bütünleşmelerini giderek olanaksızlaştıran bir toplumsal düzensizlik ortamıdır.
    bugünün bireyleri, normlarını, içinde yaşadıkları toplumun bütününden çok, yakın ilişki kurdukları aidiyet ve referans gruplarından sağlamaktadır. ters bir oluşumla, kitle toplumunun ve kitle kültürünün gelişmesi, bireyi, yüz yüze ilişkilerin egemen olduğu küçük birincil gruplara itmektedir. ayrıca kitle iletişim araçları, bir süre sonra normlaşan simge ve stereo tipleri yaymakta, böylece kitle içinde kaybolmuş bireyler, bu görüntüleştirilmiş normları uygulayacak toplumca benimsendiğini düşündükleri davranış biçimlerini sergilemektedirler.
  • zamanında, defter degisinde, saffet murat tura bu konuyu merkeze alarak kurgusal bir yazı yazmıştı: hayali bir doktorun karşısına gelen, hayali bir hasta. o enfes yazının sonunda, hayali hastamız şu sonuca varmıştı -ki, 'fazla söze ne hacet' kategorisinden bir sözdü: her insan biraz anomiktir...